13 Aralık 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

TÜM DÜNYADA OYLANACAK FOTOLARIN İÇİNDE ALTINKUM’ PLAJI DA VAR

Anadolu Ajansı yılın fotoğrafını seçiyor

Anadolu Ajansı Foto Muhabirlerinden Cem Öksüz’ün Didim Altınkum sahilinin havadan çektiği görüntü Anadolu Ajansı’nın açtığı yılın fotoğrafı seçmelerinde haber dalında 29. Sırada oylamaya değer bulundu.

Anadolu Ajansı, "haber", "yaşam" ve "spor" kategorilerindeki 68 seçkin fotoğrafı, tüm dünyada oylamaya açtı. Hafızalara kazınacak pek çok karenin yer aldığı oylama 31 Aralık'a kadar devam edecek.

Cem Öksüz’ün: Altınkuma Kuşbakışı başlıklı “Türkiye'nin deniz turizmi merkezlerinden Didim'deki Altınkum Plajı, ince kumu ve şehir merkezide bulunması nedeniyle çok sayıda yerli ve yabancı turist ağırlıyor” değerlendirmesiyle haber sitelerine servis edilen bu fotoğrafın oylamasına katılarak Didim Altınkum’un adının tüm Dünyada bilinmesi sağlanabilir.

 

Mavi Didim Gazetesi olarak tüm Didimlilerin Anadolu Ajansının internet sayfasına girerek (http://photovideorate.aa.com.tr/) adresinden bu fotoğrafa oy verilmesini öneriyoruz.

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Aralık 2017 13:39

“BİZİM KADINLARIMIZ” TURNEDE

“BİZİM KADINLARIMIZ” TURNEDE

Didim Kent Konseyi Kadın Meclisi Tiyatro Topluluğu tarafından 8 Mart Emekçi Kadınlar günü için Didim’de sahnelen ve Didimlilerden  tam not alan “Bizim Kadınlarımız” adlı oyun Efeler Belediyesi’nin ev sahipliğinde Aydınlı tiyatro severlerle 2 Aralık Cumartesi akşamı Aydın Kültür Merkezi  Dr. Hidayet Sayın sahnesinde buluştu. 5 Aralık Dünya Kadın Hakları günü  için sahnelenen,   kadınların yaşadıkları sorunları komediyle  ve sosyal mesajlarla anlatan oyun Aydın seyircisinden de büyük beğeni aldı.Yoğun ilgi gören oyunda Efeler Belediye Başkan Vekili İsmail Türkbay ve Efeler Kent Konseyi Başkanı Dr.Tunçay Erdemir’de izleyiciler arasındaydı.

Emrah Çamdereli’nin yazıp –yönettiği “Bizim Kadınlarımız” oyunu    kentte, köyde, toplumda kadınların yaşadıkları sorunları ve kadın cinayetlerine olan duyarsızlığı mizahi bir dille anlattı. Seyircileri güldüren, güldürürken düşündüren  oyunun finalinde, izleyiciler  duygusal anlar yaşadılar.

Bizim Kadınlarımız oyununda Kent Konseyi Başkanı Osman Ayyıldız, Belediye Meclis Üyesi Hatice Gençay, belediye personelleri Aslı Kıray, Burçin Topal, Badeser Dumlupınar, Şebnem Öz Tezel, işletmeci Beyhan Kulakçı, Ayşe Kulakçı, Sebahat Aslan Atabay, öğrenci İdil Dumlupınar ve Sinem   Savmaz  sahne aldılar.

 

Oyun sonunda Aydınlılar  Didim Kent Konseyi Kadın Meclisi Tiyatro Topluluğunu ayakta alkışladılar. Efeler Belediye Başkan Vekili İsmail Türkbay oyun sonunda oyunculara Efeler Belediyesi adına teşekkür ederek çiçek takdim etti.

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Aralık 2017 13:39

“HAK VERİLMEZ, ALINIR!..”

“HAK VERİLMEZ, ALINIR!..”

Cumhuriyet Kadınları Derneği Akbük Şubesi yönetim kurulu,

Türk Kadınının Seçme ve Seçilme Hakkını kazanışının 83. yıldönümünde basın açıklaması yaptı:

 

Cumhuriyet Kadınları Akbük Şubesi Yönetim kurulu adına Ayşıl Haksal’ın yaptığı açıklama şöyle; “Türk Kadını, siyasal haklarına 1934 yılında kavuştu. Türkiye kadına Siyasal Hak tanıyan ilk ve tek İslam ülkesiydi.

Demokrasinin beşiği sayılan Fransa’da ise kadınlar siyasal haklarını ancak 1945’de kazanabildi.

Türk Kadını 1935 yılında ilk kez Parlamentoya girdiğinde kadın parlamenter oranıyla dünya listesinde 2. sıradaydı.

83 yıl sonra bugün % 15 küsurluk kadın parlamenter oranıyla dünya listelerinin sonlarında bulunuyoruz. Avrupa parlamentoları listesinde ise sonuncu sıradayız.

Ancak bu gerçeğin ayıbı doğrudan doğruya kadınlarımıza aittir. Kadınların bu ayıbı geride bırakmaları için siyasal haklarına sarılmaları ve onun için mücadele etmeleri tek çözüm yoludur. Çünkü haklar, ancak verilen mücadelelerle kazanılabilir. Bilinen ifadesi ile, “hak verilmez, alınır!”

Siyasal iktidarlardan özel ve korumacı “kadın kotaları” talep etmekle bu nitelikteki bir mücadele zafere ulaştırılamaz. Erkek meclisinden “korunma” talep edilmesi temel ilkemiz olan eşitlik mücadelemizle çelişmektedir.

Biz kadınlar olarak siyasal haklarımıza sahip çıkıp, bu uğurda mücadele etmedikçe özgürlüğe, gerçek eşitliğe kavuşamayız. Cumhuriyet Devrimi ile bizlere tanınan hakları koruyamayız, onlara sahip çıkamayız.

Mücadelemiz, öteki cinsten haklarımızın verilmesini “rica etmekle” değil; siyasal haklarımıza, eşitlik talebimize sıkı sıkıya sarılarak başarıya ulaşabilir.

Hedefimiz, kağıt üstünde kısmen var olan özgürlük ve eşitlik kazanımlarımızın bilfiil hayata geçmesini temin etmektir.

Açıklamaya çalıştığımız bilinçle kadınlar başta olmak üzere, özgürlüklerden yana olan tüm “aydınlanma askerleri”nin 83. yılını kutluyoruz.”

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Aralık 2017 13:39

CHP’Lİ GENÇLER BELEDİYEYİ ZİYARET ETTİLER

CHP’Lİ GENÇLER BELEDİYEYİ ZİYARET ETTİLER

CHP Didim Gençlik Kolları Başkanlığı seçimlerini kazanan Atakan Erdoğan ve  yönetim kurulu üyeleri önceki gün Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’ı ve Başkan Yardımcısı Salih Bankoğlu’nu ziyaret ettiler.

Seçilmelerin ardından görev dağılımı yapan gençlik kolları ilk ziyaretlerin gerçekleştirdikleri Beleidye’de başkan Atabay’dan kendilerini güvenmeleri ve Atatürk’ün izinde ve gençliğe hitabedeki tavsiyeleri dikkate alarak çalışmalarını önerdi ve geleceğin siyasetçileri olacak gençlerin Tükiye’nin umudu olduğunu belirtti ve gençleri tebrik etti.

 

Önümüzde yaklaşan 2019 seçimleri için yarın yapılacakmış gibi hazırlandıkları belirten gençlik kolları üyeleri de Atatürk’ün ülkeyi gençliğe emanet ettiği bilinciyle görev yapacaklarını başta toplumsal dayanışma ve kardeşlik duygularını geliştirmek için çalışacaklarını söylediler.

Yayınlandığı yer Didim

Aydınlılar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği’nden 14 Aydınlı Öğrenciye Burs

Ankara’da faaliyet gösteren Aydınlılar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Ankara’daki üniversitelerde yükseköğrenim gören Aydınlı öğrencilerin burs ihtiyaçlarının karşılanması için başlattığı burs kampanyasında burs almaya hak kazanan öğrenciler belirlendi.

Dernekten yapılan açıklamaya göre 42 müracaattan 14 öğrenci öğrenim gördüğü 8 ay boyunca 200 Tl vburs alacak.

Derneğin konuyla ilgli açıklaması şöyle: “ Aydınlı öğrencilerimizin burs ihtiyaçlarının karşılanması için kaynak oluşturulması amacıyla Ağustos ayında derneğimizin www.efeler.org resmi internet adresinde, mail, facebook, ve yerel gazeteler yoluyla hemşerilerimizden destek çağrısında bulunulmuştur. Bu çağrımıza milletvekillerimiz, Aydın ve Ankara’da başta olmak üzere diğer illerimizde yaşayan ve çeşitli kurumlarda görev yapan akademisyen, bürokrat, uzman,  memur, işadamı, emekli hemşerilerimizden destek gelmiştir. Hemşerilerimizin bu desteği derneğimiz adına Ziraat Bankası Kızılay Şubesinde burs için oluşturduğumuz hesapta toplanmaktadır.

Üniversitelerin açılmasını takiben Eylül ayı sonunda burs başvuru için derneğimizin burs yönergesi, burs başvuru formu ve burs başvuru şartları yayımlanarak öğrencilerin Ekim ayında müracaat yapması sağlanmıştır. Öğrencilerimizin başvuruları yönetim kurulu içinden oluşturduğumuz Burs Komisyonunca incelenmiş ve yönetim kurulumuzun onayına sunulmuştur. Derneğimize burs almak için 42 müracaat yapılmış, başvuruda bulunan öğrencilerimizin bilgi ve belgeleri, Burs Komisyonu tarafından incelenmiş, öğrencilerin ihtiyaç ve başarı durumuna göre burs verilecek öğrenciler belirlenmiştir.

Derneğimiz Burs Komisyonunun derneğimize burs başvurusunda bulunan 42 öğrenci ile ilgili yaptığı değerlendirmeler neticesinde; derneğimizin Ziraat Bankası Kızılay Şubesindeki burs hesabında toplanan kaynaktan 10 öğrencinin, 2 öğrencinin Aydın’da faaliyet gösteren bir Vakıf tarafından, birer öğrencinin ise Ankara’da bulunan iki iş adamı hemşerimiz tarafından olmak üzere toplam 14 Aydınlı öğrencimizin desteklenmesi kararlaştırılmıştır.

29 Kasım 2017 tarihinde Burs almaya hak kazanan öğrencilerimizle toplantı yapılmış ve burslarının Kasım ayından Haziran ayına kadar 8 ay boyunca her ay için 200 TL yatırılacağı belirtilmiştir. Ayrıca öğrencilerimize önümüzdeki yıl burs değerlendirmemizde öğrencilerimizin akademik ve sosyal başarılarının göz önüne alınacağı ifade edilmiş, kişisel bilgilerin ve yardımlaşmanın mahremiyeti gereği hayırseverlerimizin ve öğrencilerin bilgilerinin kamuoyu ile paylaşılmayacağı bildirilmiştir.

Derneğimizin Ankara’da eğitim gören öğrencilere destek olmak amacıyla başlattığı burs kampanyasına destek olan hayırsever hemşerilerimizin ve faydalanan öğrenci sayılarının aratarak burs kampanyamıza desteğin büyüyerek devam etmesini temenni ediyoruz. Derneğimizin burs kampanyasına destek olan hemşerilerimize ve vakıf yöneticilerine vermiş oldukları destekten dolayı şükranlarımızı sunarız”

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Aralık 2017 10:34

TÜRK SİYASETİNİN GETİRİLDİĞİ NOKTA…

TÜRK SİYASETİNİN GETİRİLDİĞİ NOKTA…

Milenyuma kadar Türk siyasetinde bir nezaket,bir üslup ve saygı vardı,

Ne acıdır ki Milenyumda iktidarı eline geçirenlerce belki ilk yıllarında böyle bir sorun yoktu ama,

Algı ile,

Eline geçirdiği Medya gücü ile

İktidarında sağlam yere demir attığını sananlarca,

Hatta Küresel güçlerin büyük destek ve de

İktidarı elinde tutanların yanında  Muhalefeti de dizayn edilmesi ile iktidarın vaz geçilmezi durumuna gelen AKP veryansın durumundadır artık.

Türk Siyasetinde sadece bir iktidar vardır,

Muhalefet yoktur,

Muhalefet cılız bir ses çıkartabilmekte,

Hatta bütün baskılara  rağmen direnmeye çalışan Muhalefetin tabanına her türlü baskı ve şiddet uygulanabilmektedir.

Büyük engeller çıkartılabilmektedir.

Nasıl bir Demokrasi,

Nasıl bir Parlamenter sistem,

Daha tek partili Cumhurbaşkanlığı sistemi iktidara gelmeden geldiğinde neleri yaşatabileceğinin göstergesi durumundadır.

Hala Tabanına HÜLOĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞ çektirebilen iktidar partisi için

Ne ve nasıl bir yöntem uygulanır bilinemiyor  muhalefet  tarafından.

Ama,

Ancak ve ancak  Halk muhalefetinin yeniden yapılandırılması ve görevi devir alması ile belki.

Bakınız bu ülkenin SİYASETİNİN Milenyumun ilk çeyreğinde  getirildiği noktaya,

Sadece tespit edebildiğim birkaç  atışma,

AKP genel başkanı ve TC Cumhurbaşkanı sayın ERDOĞAN’ın  söyledikleri,

Ey CeHaPe genel başkanı, sen iki kaz bile güdemezsin,bırakın ülkeyi yönetmeyi,

Ey Genel Müdür, SSK yı batırdın,batırdın,

…Bakın Yalan söylüyor,yalan…

…Dürüst ol ya, dürüst ol ya,

…Sen Kimsin ya…

Kemal Kılıçdaroğlu’ nun  söyledikleri,

….Cevap veriyorum efendim,cevap,

….Benim adım Kemal Kılıçdaroğlu,

… PKK, IŞID, FETO’yu bu milletin başına kim bela etti,

…Sayın Erdoğan,gözünü sevdiğim,…

Bahçeli ve Tayip Erdoğan atışmaları,

16 Nisan sürecinin öncesindeki,

Erdoğan,

… Acınacak hali var,

… bu adam MHP genel başkanı olan zat

…Irkçılık ,Kavmiyetçilik yaptınız,Milliyetçilik yaptınız,

….ey Bahçeli ispat edemezsen Alçaksın,namertsin,

…Sen aile nedir bilmezsin,çoluk çocuk nedir bilmezsin, aile nedir bilmezsin,

….genel kurmay başkanının atılacak tırnağının bir parçası  olamazsın,

….bildik bileli orada oturursun,hiçbir işe yaramadın,

….Kimse bizim karşımıza Türklükle çıkmasın,biz her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık,

….Alçaksın, şerefsizsin,

…Gerçekten ülkeme yakışmıyorsun.,,,

Bahçeliden Erdoğan’a

…Kimsin,kime tehdit ediyorsun,

senden bozkurt olmaz, olsa, olsa Kıllı kurt olur,

…Erdoğan klinik vakıadır

…kandil yetiştirmesi,

…Alçaksın,şerefsizsin,

…Sende şeref ve mertlik işportaya düşmüş,

….alçaksın,şerefsizsin,

…Recep Tayip Erdoğan Türk tipi  değil, Tayip tipi başkanlık sistemi istemektedir…

…Fren sistemi tutmayan Tek adam diktatörlüğü istemektedir.

Bunlardan daha ağır atışmaları var ama kalemim oralara varmadı.

İşte TÜRK Siyasetinin getirildiği nokta.

Mutlaka bir dizayn edilmeli ve Frenleri,balataları elden geçirilmeli,Yoksa TÜRK Milletine böyle siyasi figürler yönetmemeli,

Hakları da yok…

 

Yayınlandığı yer Ünsal Yalçınkaya
Çarşamba, 06 Aralık 2017 08:58

mış...mış...​miş...​miş...

mış...mış...​miş...​miş...

Bir uçak düşdü, Rusya ile aşk bitti…Kü­sü­ver­di baş­kan­lar ve diğer yanda çı­ğırt­kan­lar baş­la­dı ko­nuş­ma­ğa…

Savaş mı çı­ka­cak­mış?…

Savaş çı­kar­sa; Rusya, Tür­ki­ye’yi mi yu­ta­cak­mış ?…

Bu sa­vaş­ta kim­ler, kimi tu­ta­cak­mış ?…

Or­ta­do­ğu hav­za­sın­da­ki pet­ro­lu en çok kim­ler içe­cek­miş?…

Ak­de­niz’de savaş ka­yık­la­rı mı ba­ta­cak­mış?…

Yine ga­ri­ban­la­rın oğul­la­rı şehid olup top­ra­ğın al­tın­da mı ya­ta­cak­mış?…

Son ker­te­de Türk halkı; PUTIN’e min­net­tar mı ka­la­cak­mış?…

Mış…mış…mış…

Bir sü­re­li­ği­ne ül­ke­de son durum oldu bu ci­het­de…Ki­mi­le­ri­nin gözü ci­hat­da… Ki­mi­le­ri­ni de bı­rak­san; he­men­ce­cik bir üye ola­cak Rusya ce­mi­ye­tin­de…

 

Bir dönem LENIN aş­kıy­la yanıp, tu­tu­şan­lar, o gün­ler­de pek is­tek­liy­dı­ler PUTIN’in el­le­riy­le ok­şan­ma­ya… Oysa bakın uzun yılar ön­ce­sin­den neler an­la­tı­yor At­ti­la İlhan amca?…

Gün­ler­den 15. Ağus­tos.1998At­ti­la İlhan; TRT2’de, ZAMAN İÇİNDE BİR YOL­CU­LUK’da di­yor­ki;

-El, elin eşe­ği­ni; Türkü ça­ğı­ra, ça­ğı­ra arar…

Neden söy­lü­yor bu ata­sö­zü­nü de­ğer­li insan At­ti­la İlhan?...

Çünkü...

Kur­tu­luş Sa­va­şı’n-da, Sov­yet­ler va­adet­tik­le­ri yar­dı­mın ancak yüzde 10’unu ye­ri­ne ge­tir­miş­ler…

Dışa umut bağ­la­yan­la­ra, ta­rih­ten alın­ma­sı ge­re­ken ders­le­ri anım­sa­ta­cak, on­la­rı uya­ra­cak At­ti­la İlhan artık yok…Kim bilir ara­mız­dan ay­rıl­dı­ğın­dan beri, kuş­ku­suz Kemal ATA­TÜRK ve ar­ka­daş­la­rıy­la bir­lik­te nasıl da kay­gıy­la iz­li­yor­dur ül­ke­mi­zi, ulu­su­mu­zu Ulu Ma­ni­tu'nun saf­la­rın­dan?…

 

Ve yine miş… miş… miş…

O gün­ler­de ne söz­ler duy­duk, çok bil­miş­le­rin ön­gö­rü bom­bar­dı­ma­nı al­tın­da?...​Anım­sa­ya­lım hep bir­lik­te:

 

Rusya do­ğal­ga­zı mı ke­se­cek­miş?…

Pet­rol ti­ca­re­ti yapan bi­ri­le­ri­nin sır­la­rı­nı mı ifşa ede­cek­miş?…

Ame­ri­ka is­te­miş diye; sı­nı­ra 3 metre aray­la asker mi di­zi­le­cek­miş?… Türk hal­kı­na ye­dir­me­yip, seb­ze­yi, mey­ve­yi Rusya’ya sa­tan­lar; kar­la­rın­dan zarar edip, çokça mı ezi­le­cek­miş?…

 

Aman ne güzel!…

Halk sı­kı­lıp, da­ra­lır­ken…

Yıl­lar­dır yi­tir­dik­le­ri­ni dü­şü­nüp, ya­ra­la­nır­ken…

Umu­ru­nuz­da mıydı AK-BEY­LER?…

Ne di­yor­du­nuz seçim alan­la­rın­da?…

-Halk Par­ti­si bu mil­le­ti aç bı­rak­tı, aç!…

Şimdi dümen siz-de…

Kay­gıy­la çan­lar ça­lı­yor yine ve ses­le­ni­yor siz­le­re “savaş ge­li­yor, haydi kaç”…Ama bu savaş yal­nız­ca kanlı, bom­ba­lı, si­lah­lı bir savaş değil. Bunun; ne­re­dey­se yüzde 13'lük enf­las­yon ne­de­niy­le mut­fak­lar­da ya­şa­na­nı var...Ört-bas edi­len 17-25 Ara­lık için ötüp duran Zar­rab ne­de­niy­le hukuk/gukuk sa­vaş­la­rı var...

 

An­la­şı­la­ca­ğı gibi gü­nü­müz­de ya­şa­na­cak her savaş; ille de kanlı ola­cak değil el­bet­te...

Da­la­şır­sa­nız bi­ri­le­riy­le; be­de­li­ni öder­si­niz ve­ri­lecek ödün­ler­le…

ABD'nın Dolar kıs­ka­cı yet­mez­miş gibi; bir de PYD'li­le­rin ara­sın­da gö­rün­ce Rus ge­ne­ra­li...İnsan bek­le­mez mi Rusya'dan yeni bir kal­leş­çe iliş­ki?...Özel­lik­le de yak­la­şır­ken kış mev­si­mi; sarar mı ül­ke­yi ener­ji yet­mez­li­ği kor­ku­su?...

Ar­dın­dan kay­gı­la­nır­sı­nız da “eyvah ke­se­cek­ler do­ğal­ga­zı, nasıl ısı­na­ca­ğız odun­lar­la?” diye…

Çünkü ne odun kaldı, ne de orman…Oca­ğın ba­şın­da pi­nek­le­me­ye has­ret kaldı sar­man… Dışa ba­ğım­lı eko­no­mi­ler kim­se­cik­ler­de bı­rak­ma­dı der­man… Katar’dan ge­le­cek­miş de ker­van…

Ölme eşe­ğim, ölme; şu AK­DÜ­ZEN'nin din­dar­lık dü­me­nin­de ,daha sap­kın­lar­la ger­de­ğe gi­re­cek­sin…

Ve böy­le­ce gün ge­lecek, dev­ran dö­necek; sizin için de söz­ler söy­le­necek:

-Hem aç bı­rak­tı­nız, hem de açık, üs­te­lik de sa­va­şın pen­çe­sin­de ve de hem de ya­kıt­sız bı­rak­tı­nız bu halkı kış, kı­ya­met­de…

 

Ha­zır­lık­lı olun; di­ye­cek­ler,size de di­ye­cek­ler…Bu işler sı­ray­la…

Çünkü...

Ba­rış­dık di­ye­rek Soçi'de elele tu­tuş­tu­ğu­nuz PUTİN'in ge­ne­ra­li; 4 Ara­lık 2017 günü, PYD'li­ler­le dost­ça bir­lik­de poz­lar verdi ulus­la­ra­sı ba­sı­na...​Ki onlar;sanki senin imam kı­lık­lı as­ker­le­ri­ni tez günde uğ­ra­ta­cak gi­biy­di­ler bas­kı­na...

ABD'li TRUMP; Zar­rab if­şa­at­çı­sı yar­dı­mıy­la Ame­ri­kan Do­la­rı üze­rin­den ül­ke­de enf­las­yo­nu las­tik top gibi ha­va­la­ra fır­la­tır­ken...​ Aman dik­kat; PUTİN de ke­di-fa­re oyunu oy­na­ma­sın zat-ı ali­niz­le çok say­gı­de­ğer haş­med­me­ap!... Ta­rih­den alı­nız der­si­ni­zi lüt­fen!...

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Çarşamba, 06 Aralık 2017 08:58

GERÇEK YARGI...

GERÇEK YARGI...

Suç­la­yan­lar, karar ver­dik­le­ri sü­re­ce suç­la­nan­la­rın ak­lan­ma­sı ola­nak­sız­dır. Hukuk, ege­men­le­rin sü­pür­ge­si­dir. Ge­rek­ti­ğin­de pis­lik­le­ri­ni ve ih­ti­yaç duy­duk­la­rın­da da is­te­me­dik­le­ri­ni( mu­ha­lif­le­ri) te­miz­ler­ler.

Reza’nın da­va­sın­dan bir milli sorun üret­mek ola­nak­sız­dır. Ancak Reza, am­bar­go­yu del­di­ği için suçlu de­ğil­dir çünkü; am­bar­go suç­la­ma­sı haklı de­ğil­dir. Maz­lum ve haklı olan ül­ke­le­re karşı uy­gu­la­nan zor­ba­ca bir da­yat­ma­dır. Reza ken­di­si­ni ABD suç­la­dı­ğı için suçlu de­ğil­dir ama, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin ya­sa­la­rı­nı çiğ­ne­di­ği için suç­lu­dur. T.C bu son­ra­dan olma va­tan­da­şı­nı yar­gı­la­ma­lıy­dı. Reza’yı yar­gı­lar gibi yapıp ak­la­mak fır­sat­çı ya­ban­cı­la­ra is­tis­mar ed­bi­le­cek­le­ri bir koz ver­miş­tir.

Reza, am­bar­go su­çu­nu iş­le­me­miş ol­say­dı ve be­lir­len­di­ği gibi usu­lü­ne uygun ti­ca­ret ya­pıl­mış ol­say­dı ül­ke­mi­zin tüc­car ve sa­na­yi­ci­le­ri mil­yon­lar­ca dolar ka­za­na­cak­lar­dı. Bir çı­kar­cı ve ona dev­let ola­nak­la­rı­nı sunan çıkar çe­te­si kara pa­ra­dan pay ala­rak ül­ke­mi­zin çı­kar­la­rı­na engel ol­muş­lar­dır. Reza’dan pay veya bağış alan­lar ül­ke­mi­ze karşı suç iş­le­miş­ler­dir. Kirli iliş­ki­ler eş­li­ğin­de suç iş­le­yen­ler ve ki­şi­sel men­fa­at sağ­la­ya­rak suça ortak olan­lar yar­gı­lan­ma­lı­dır. Göre göre ka­şı­nır yara bı­ra­kan­la­rın suç­suz­lu­ğun­dan söz edi­le­mez ve bu ki­şi­sel çı­kar­lar­dan bir milli dava ya­ra­tı­la­maz. Ki­şi­sel veya grup­sal çı­kar­la­rı için suça zemin sağ­la­ya­rak ortak olan­la­rın öde­me­si ge­re­ken ce­za­yı bir mil­le­tin suç­suz ve gü­nah­sız va­tan­daş­la­rı­nın öde­me­si hu­kuk­la ve ada­let­le bağ­daş­maz. Mil­yon­luk saati ko­lu­na takan, mil­yon­la­rı he­di­ye pa­ket­le­riy­le alan ve ayak­ka­bı ku­tu­la­rın­da ser­vet sak­la­yan­lar­da en sı­ra­dan bal­dı­rı çıp­lak, işsiz ve yok­sul kadar ceza öde­ye­cek­se, ada­let­ten söz ede­bi­lir miyiz?

Ki­şi­sel çıkar sağ­la­yan ki­şi­lik­siz çı­kar­cı­la­rın sağ­la­mış ol­du­ğu hak­sız re­fa­hın be­de­li­ni biz­ler niye öde­ye­lim?!... Bu gibi yak­la­şım­lar için­de olan­lar vatan ha­in­li­ği ile suç­la­na­bi­lir­ler oysa onlar en büyük yurt­se­ver­ler­dir. Kı­lıç­ta­roğ­lu’nun vur­gu­la­dı­ğı gibi; “Dün­ya­nın hiç­bir ye­rin­de hır­sız­lık milli sorun de­ğil­dir!”

İnanç ve etnik te­mel­li kav­ga­lar özün­de hedef şa­şır­tan kav­ga­lar­dır. Bu gibi kav­ga­lar­da, azın­lı­ğın çı­ka­rı, ço­ğun­lu­ğun sır­tın­dan gü­ven­ce­ye alı­nır ve böy­le­ce ger­çek hedef giz­len­miş olur. Ada­let, ger­çek suç­lu­la­rın ce­za­la­rı­nı öde­me­le­riy­le ger­çek­leş­ti­ril­miş olur. Reza gibi, tüm suça ka­rı­şan­la­rın ve on­la­rın kuş­ku­lu ya­kın­la­rı­nın var­lık­la­rı­na el ko­na­rak; olası ce­za­la­rı el ko­na­cak olan var­lık­lar­la öde­mek ge­re­kir.

Genel ku­ral­dır, var­sıl bir teh­li­ke kar­şı­sın­da ge­ri­ye çe­ki­lir­ken( bu var­lık sür­dür­me­nin en kısa yo­lu­dur) ka­zanç­tan kay­be­der, yok­sul yaşam sa­va­şın­da geri çe­ki­lir­se var­lık ne­de­ni­ni kay­be­der.

 

Bu tür iş­le­re bu­la­şan­la­rın inanç­lı gibi gö­zü­ken mu­ha­fa­za­kar­lar ol­du­ğu gö­rü­lü­yor. Mu­ha­fa­za­kar­lık, var­sıl için vaz­ge­çil­me­yecek bir se­çe­nek; yok­sul­lar için ise, var­sı­lın çı­ka­rı­nı gü­ven­ce­ye alan bir se­çe­nek­siz­lik­tir!...

Yayınlandığı yer Ferhan Ercan
Çarşamba, 06 Aralık 2017 08:57

Genlerimizle oynadılar

Genlerimizle oynadılar

Hadi bakalım buradan yakın. Her şey aleni oldu artık. Gözümüzün önünde milletin genlerini yok ediyorlar ve geleceğimizle oynuyorlar. Bu konuyu defalarca yazdım çizdim ama kimsenin umurunda olmadı. Diyorum ki, yediklerimizin büyük bölümünde GDO’lu ürünler var. Bunun ispatına artık gerek. Her şey meydana çıktı. Biliniyor. Buna rağmen ben hala bunları tüketip bir yandan da biat kültürüne uyacağım diyenlere hakikaten diyecek sözüm kalmadı.

Zeytinin neden bu hale getirilmek istendiğini defalarca bahsettim. Geçmişi araştıranlar görecektir ki, bu tamamen çok uluslu ülkelerin bize attığı ve halen atmakta olduğu bir kazıktır. Peki şu anda piyasada satılan bir çok üründe ne var bilen var mı? Öyle bir biliyorsunuz ki, sadece laf konduramıyorsunuz. Halbuki size dokunuyor da, siz hala çocuklarınızı torunlarınızı hiçe sayıp, sırf kendi çıkarınız için göz yumuyorsunuz.

Çok tükettiğiniz ürünlerin arkalarındaki yazıları alıp okumanızı istiyorum. İçerisinde bol miktarda trans yağlar, günümüzün modası olan palmiye yağı bulunuyor. Mis gibi kendi yağımız dururken, memlekette onca ekime müsait arazimiz boşta beklerken, tarım öldürüldü. Artık can bile çekişmiyor. Konya ovasından, Ardahan’a, Muş ovasından Söke ovasına kadar bir çok ekilecek yer varken, tarım ayaklar altına alınıyor. Bununla bitmeyip, garibanın sofra dostu zeytine dil uzatılıyor. Hatta bazı kendini bilmezler, orucunu bozduğu ve Allah’ın onlara verdiği nimet olan Zeytin’i Yahudi meyvesi diyerek insanların yememesini telkin ediyor. Halbuki, zeytin ve zeytin yağının sağlığı için ne kadar faydalı olduğunu bir bilse, başta kendisi itiraz edecek. Utanın be ne diyeyim ben size.

 

Gelecekte palmiye yağı ile tükettiğimiz ürünler nedeniyle genlerimiz değişecek. Zaten amaç memleketin altını üstüne getirmektir. Savaş sadece silahla olmuyor. Psikolojik savaş vererek, beynimizle oynuyorlar. Henüz genç yaşlarda düşünme kapasitesinde gerilemeler ortaya çıkıyor. İnsan ayrımı kesinlikle yapmam. Yapanlara da aslında kızarım ama, başta bu ülkenin çıkarları için geçmişte savunuculuğunu yapan Sayın Bahçeliye sormak gerekiyor. Aslında herkese sorulması gerekir de, Sayın Bahçeli burada çok daha önemli bir kişi. Neden mi? Önemli çünkü, Türklüğün ne olduğunu, nasıl bir nesle dayandığını ondan iyi bilecek yok. Partisinin genlerinde var. Eğer partisi ve onun değerleri içinde yer alan ülküsüne inanıyorsa, Türk nesline yapılan bu gıdalarla onu yok etmeye çalışan emperyalistlere dur demesi gereken en başta kişidir. Yoksa bu gıdalarla Türk nesli yok edilecek. Amaç şimdi buna çıkmıyor mu? Gelişmiş ülkelerde palmiye yağının yasak olduğu ülkelerin başında Amerika geliyor. Bu yağı kendileri kullanmıyorlar. Nedeni ortada. En büyük ırk Amerikan ırkıdır diyerek, ırkçılığın en zirvesini yapanlar, başka ülkelere ise yaptıkları bu oyunla elini maşalarla dokundurarak hayatımızı çürütüyorlar. Her şey ortada.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ