13 Aralık 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Pazar, 03 Aralık 2017 18:23

BİR ÖYKÜ & BİR FIKRA

Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı,Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

BİR ÖYKÜ & BİR FIKRA

*Öykü / PENÇE,

Köylünün biri; ayda, yılda bir defa şehre gelir. Malum ya, ihtiyaçtan dolayı çarşıyı dolaşır; alış veriş derken, ayakkabısının sağ tekinin altının delindiğini fark eder. Ayakkabısının üstü gayet yeni, yenisini almaya gönlü razı olmaz; çünkü bütçesi el vermez.

Ayakkabısını tamir etmeden köye dönmek istemeyen köylü, ayakkabı tamircisi aramaya koyulur. Gözüne ilişen ilk ayakkabı tamirci dükkânına balıklama dalar.

“Selamünaleyküm”

“Aleykümselam, buyur emmi.”

“Ayakkabımın altı gitmiş, pençe vurdurtmak istiyorum, yalnız biraz acelem var. Köyün dolmuşu yarım saat sonra kalkacak; eğer yetiştirirsen, çok sevindirirsin beni!”

Ayakkabı tamircisi göz ucuyla köylüyü süzdükten sonra:

“Sen hiç merak etme, al sana şu hurda ayakkabıyı idare et; on beş dakika sonra gel, ayakkabın sapasağlam hazır.”

“Allah razı olsun, eyvallah!”

Tamirci anasının gözü, bitirimin teki; dünyaya parmak çekmiş cinsinden, yani anlayacağınız eski kulağı kesiklerdendir. Köylüyü kazıklamaktan çok, sırf gırgır, şamata olsun diye öğle yemeğinde yemiş olduğu bal kokan kavunun kabuğunu boyalar, yapış yapış fırçayla bally kutusuna daldırıp, yapışkanı delinen ayakkabının altına sürüp beş dakika bekledikten sonra, kavun kabuğunu pençe niyetine ayakkabının altına yapıştırır. Aynı işlemi diğer ayakkabının tekine de uygular. Yapmış olduğu hilebazlığı bitişikteki komşusunu da haberdar eder. On beş dakika sonra bizim köylü sallana sallana gelir:

“ Usta, ayakkabım hazır mı?”

“ He kurban! Yalnız ayakkabının altı daha ıslak, kurumasını beklemen lazım!”

“Bekleyemem, araba kalkmak üzeredir!”

“Pekâlâ, al ayakkabını.”

“Peki, şimdi ben ne giyeceğim?”

“Sana vermiş olduğum hurda ayakkabıyla Çift kapı’ya kadar idare edersin, sonra hurdaları çıkartıp çöpe atarsın!”

Köylü ücretini öder, eyvallah deyip, Çift kapı ’ya kadar gelir. Urbasından tamir edilen ayakkabısını çıkarır, hurdaları çöpe atmaya gönlü razı olmaz, çıkarıp urbasına koyar. Tamir edilen ayakkabısını giyer, daha bir adım atmadan, giymesiyle düşmesi bir olur. Fena halde kıç üstü yere düşer. Kuyruk sokumunda acı ve sızıyla yerden kalkar. Ayakkabıyı kontrol eder, manzarayı çakar. Tamirciye diş bileyip, lanetler yağdırır. Eh, kavun kabuğundan pençe olursa, ancak o kadar olur.

Köylü sinirlenir, köpürür; arabayı kaçırdığına mı yansın, yoksa kazıklandığına mı? Soluk soluğa geri döner.

Tamirci cin gibi adam. Ne de olsa yaptığı haltın bilincinde.

Seyreyle curcunayı!…

Tamirci dükkânının kapısını kilitleyip, bitişikteki dükkânda oturup, Köylü’ nün yolunu gözler.

Köylü ise kazıklanmanın sersemliliğiyle sağa sola bakınıp, tamirci dükkânı arar.

İçinden: ”Hay Allah bu dükkân neresiydi?”

Komşu dükkânının sahibi ise dükkânının kapısı önünde taburede oturup, ayak ayaküstüne atmış bir yanda tespih çekmekte, bir yanda da sigarasını içmektedir. Her şeyden haberdar olan pişkin komşu, köylüye dönerek:

“Ne arıyorsun emmi?”

“Yahu, demin burada bir tamirci dükkânı vardı, onu arıyorum.”

“Ha!..Anladım,sen o düzenbazı arıyorsun değil mi?”

“He!..”

“Emmi, o aradığın üçkâğıtçının aha dükkânı budur; ama ne yazıktır ki kapalıdır.”

“Nasıl olur? Bir saat önce de açıktı.”

“Valla Emmi, ne diyeyim ki, yirmi dakika önce salası okundu; zavallı kalpten gitti!”

“Oh olsun! Allah hakkımı ona bırakmadı!”

O sırada komşunun dükkânı içinde olup bitenleri seyredip, kahkaha gölünde yüzen tamirci, tantanalı bir olayı bitirip; şehir uyanıklığıyla sırasını savmıştı. Makaraya sarma zamanı komşusundaydı. Zaten bu tür gırgırlı, şamatalı vakalar kolektif yapıldığında daha çok haz alabiliyorlardı.

Eh şehir kırıklarının adı çıkmış, ama ve-lakin esnafı da yabana atmayalım yani(!)

***

*Fıkra / DENETLEME

Albayın biri emekli olmuş, denetleme alışkanlığını bırakamamış, on iki ay sıkıntıdan bunalmış. Eşine:

“Seni her ay bir defa denetleyeyim. Harçlık olarak 500 TL. Vereceğim,” demiş.

Eşi kabul etmiş. Denetleme günü, mutfaktaki bulaşıkları, çöpleri, banyodaki kirli çamaşırları, örümcek ağlarını, koltuk, kanepe altlarının hesabını sormuş.

Karısı: “Peki,” deyip üç ay sabretmiş. Sonunda sıkılmış: “Yeter!” demiş.

“Ne denetle, ne de para ver! Dayanamadım!”

Bakkala, kasaba, manava da aynı teklifi yapmış. Hepsi başta kabul edip, denetleme başlayınca iki, üç ayda pes etmişler.

Bu sefer bir demirci dükkânına gitmiş. Sahibine aynı teklifi yapmış. Anlaşmışlar. 1 ay, 2 ay, 3 ay derken hiç problem çıkmamış. Olmayacak düzene sokmuş dükkânı. Ağır demirleri üst rafa, sonra yana aldırmış. Bir ay sonra istediği gibi dükkân hazır. Bakmış ki demircinin bıkacağı yok. Sormuş:

“Eşim, bakkal, kasap, manav, üç ay sabredemedi. Sen altı aydır hiç sıkılmadan her dediğimi yapıyorsun, nasıl oluyor bu?”

Demirci hemen yanıt vermiş:

“Albayım, ben emekli başçavuşum!”

***

 

Yayınlandığı yer Musa Dinç
Pazar, 03 Aralık 2017 18:22

“UCUZ DEĞİL, KALİTELİ TURİZM”

Dünya Turizm Örgütü Başkan Yardımcısı  Didim’e Geldi

“UCUZ DEĞİL,  KALİTELİ TURİZM”

Dünya turizm Örgütü başkan yardımcısı Gunter Ihlau Didim için turizm olanaklarını görmek için Didim’e geldi.

Dünya Turi,zm Örgütünde ülkeler arasındaki turizmle ilgili sorunların çözümünde görev almak üzere tüm dünyadaki ülkeleri gezen Gunter Ihlau hafta sonu Didim’e gelerek gözlemler yaptı ve Didim Belediyesinde Kaymakam Mehmet Türköz, Belediye Başkanı Deniz Atabay, DİTAB, TURSAB ve Didim Turizm Derneği başkanları ve Esnaf kuruluşları ile bir toplantı yaptı.

Gunter Ihlau’ya refakat eden Didim’in Fahri hemşehrisi ve TURSAB’ın Yurtdışı Temsilcisi Hüseyin Baraner ve Didim Ticaret Odası Strateji Geliştirme Komisyonu Başkanı Hikmet Atilla, misafir ettikleri başkan yardımcısının programlı bir geziye gelmesinin çok zor olduğunu ancak kişisel dostluklarla kendisi Didim’e davet ettiklerini ve Didim ile ilgili olarak kendisine ön bilgilendirmeler yaptıkların belirttiler.

Belediye başkanı Deniz Atabay kendisine teşekkür etti ve Didim’de bulunmasından  duyduğu memnuniyeti belirtti ve Didim’de turizmin gelişmesi için belediyenin çabalarına katkı koyacak olan bu buluşmayı sağlayan Baraner ve Atilla’ya teşekkür etti.

Kaymakam Mehmet Türköz’de  Didim’in turizm çeşitliliği ve marka olma yolundaki çabaları gördüğünü daha çok çalışılması gerektiğini bu eksiğin giderilmesi çabalarını takdir ettiğini söyledi. İyi niyetli toplantıların hayırlı olacağını, kamu olanakları için gerekeni yapacağını  da söyledi.

TURSAB Yurtdışı temsilcisi Hüseyin Baraner Dünya çapında turizmin kabuk değiştirdiğini belirterek alternatif yollar bulunması gerektiğini , halen Akdeniz havzasında 2100 otelin yapımının sürdüğünü belirterek  bu koşullarda rekabet etmenin daha da zorlaşacağını farklı destinasyonlar ve alternatif trendler bulunması gerektiği düşündüğünü ve bir Didim sevdalısı olarak dünyada yükselen turizm yatırımlarından olan spor  turizminin Didim’e çok yakışacağını düşünerek önerdiğini. Kendisinin de projesinin yürütülmesinde yer aldığı Antalya’daki sportif amaçlı turizm kompleksinden örnekler vererek profesyonel takımların uzun süreler bu bölgede kaldıklarını  gördüğünü söyledi.

Başkan Yardımcısı Gunter Ihlau ile yaptıkları gözlemlerden Didim’e Spor turizminin yakışacağını ifade ettiğini  de anlatan Baraner: “turizm denilince akla gelen otelcilik değil benim önerim mevcut otellerin konaklama hizmeti vereceği ancak farklı bölgelerde oluşturulacak spor bölgeleri ya da adaları ile   başka bir turizm modelinden bahsediyorum” dedi.

Baraner, bunun gerçekleşebilecek bir hayal olduğunu söylerken Didim’e bu yıl ikincisi yapılacak olan Vegan Festivalinin yanına sporu da koyalım önerisinde bulundu ve Gunter Ihlau’nun 20 -23 Nisan da yapılacak olan Vegan Festivaline başka dostlarıyla birlikte katılma kararı aldığını belirtti.

Dünya Turizm Örgütü başkan yardımcısı Gunter Ihlau’da  40 yıldır  Türkiye ile ilişki içinde olduğunu, ancak tüm dünyadaki ucuz turizm dalgasına kapılmaktan dolayı genişleyemediğini belirterek Didim’in doğal yapısının turizm için ‘muhteşem’ olduğunu, ancak ucuz turizm sebebiyle gelişip büyüyemediğini, bu yolu izleyen diğer ülkeler gibi nefes alamaz hale geldiğini gözlemlediğini belirtti. “Didim’in dünyadaki hiçbir bölgede olmayan  değerleri Milet, Priene, Apollon tapınağı gibi eserlerin farkında değilsiniz” diyen Ihlau,  “Deniz Kum Güneş, Kültür ve spor turizminin içiçe geçirilmesi halinde  bu durumunda çok iyi noktalara gelebileceğini” öngörüsünü paylaştı. “Durum Mutlaka değişecektir göreceksiniz” dedi.

Zor bir seçim ve pahalı bir yatırım olduğunu biliyorum, bende yardımcı olabiliririm kırk yıllık deneyimimle hazırlayacağım raporları yatırımcılara tavsiye edeceğim, Didim’in geleceği Kültür ve spor turizmindedir görüşlerini  paylaştı.

Yatırım diyorsunuz ama neden söz ediyorsunuz kamu yatırımımı özel yatırımlardan mı? Sorusuna Gunter Ihlau “Türkiye de yaşanan kriznde dolayı kapıda bekleyen yatrırımcı bulmak zor özel sektör yatırımlarından bahsediyorum. Spor turizmi derken de yalnızca profesyonel takımlardan bahsetmiyorum, artık halk sporu diye bir turizm  var, insanlar bisiklete binmek, yürümek, Fitness yapmak için bile seyahat ediyorlar artık  sırf spor için turizm var, Didim’im doğal altyapısı buna çok müsait, krizin bitmesi ardından bu konuda birçok yatırımcının bölgeye dikkatinin çekilebileceğini” bu konuda kendisinin de görüşmeler yapıp tavsiyelerde bulunacağını söyledi.

Hemşehrimiz Hüseyin Baraner çok eski dostluğu olduğunu söylediği Ihlau’nun Türkiye’yi çok sevdiğini Didim için özel rapor hazırlayacağını ve bunu hem kişisel ilişkilerine göndereceğini hem de yayınlamayı planladığından bahsetti Ayrıca konuyla ilgili olarak Turizm Bakanı ile de  görüşme yapmayı planladıklarını belirtti.

Türkiye’de 20 milyon euroluk  bir  turizm potansiyeli var ancak rantabıl kullanıldığında bu rakamın 3 katı gelir elde edilebileceğini, kendi görüşmelerinde aktardıklarını belirtti ve oluşturulacak kamu oyu ile Didim’in uzun soluklu bir çalışmayla dünya kenti olabilme doğal altyapısının olduğunu da söyleyen Baraner, Başkan yardımcısının Didim’e  birkaç sefer daha getirmeyi planladıklarını açıkladı.

 

Yayınlandığı yer Didim
Pazar, 03 Aralık 2017 18:22

DÜNDAR VE KONUKLARI SALONDAN TAŞTI

DÜNDAR VE KONUKLARI SALONDAN TAŞTI

Halk TV’nin Cuma günleri klasiği haline gelen Halk Arenası programı bu hafta Didim’de canlı yayınla gerçekleşti.

Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay, Adalet Eski Bakanı Seyfi Oktay ve Milletvekili Hüseyin Yıldız’ında katıldığı Ticaret Odası Nurullah Kocabıyık Kültür Merkezi’nde yapılan programdan saatler öncesinden Didimliler salonun önünde toplandılar ve program saatinde salonun içi doldu ve sokaklara taştı. İlginin çok olacağını tahmin eden Didim Belediyesi salonun önüne ve fuayeye led ekran konuldu. Program başlayana kadar Didimliler buralardan HalkTv programlarını seyrettiler.

Program başlangıcında yapımcısı  Uğur Dündar Filozofların şehri, 1000 yıllık geçmişi olan ve gezginlerin görülmesi gereken 10 antik şehrinden biri olan Didim’deyiz diye başladı.

CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal ve Yazar ve Tv Programcısı Metin Uca’nın katıldığı programda gündemdeki konular değerlendirildi.

İlk Konuşma hakkını Milletvekili Haluk Pekşen yaptı ve  yürütülen Rıza Sarraf davasının özellikle Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alıyor eleştirilerine cevap verdi ve Uluslararası hukuk kuralları  ile ortak yaşam için insanların kabul ettiği  belirterek Birleşmiş Milletlerin bu işleyişi yürütürken bankalar başta olmak üzere bazı denetimleri yapma hakkı verilmiş olmasını anlattı.

Kamu Bankası olan Halk Bankası üzerinden bazı işlemlerin yapılmış olmasından kaynaklı da hukuksuzların olduğunu anlattı ve daha önce ayakkabı kutuları içinde bulunan paraların bu olayların delili olduğunu söyledi.

Programcı Uğuru Dündar kaleme aldığı bir yazısında  bu konunun daha önce bir vatandaş tarafından devlete ihbar edildiğini,  17-25 aralık operasyonundan 1 yıl önce gerçekleşen bu ihbar için vatandaşa ödül bile verildiğini belgelediği yazısından alıntılar yaptı.

Av. Prof Dr. Ümit Aksakal’da bu günlere nasıl gelindiğini ise özelleştirilen kamu kurumları, TC İbaresini kaldırarak ve yanlış İran politikası yüzünden gelindiğini anlattı  ve Devlet Alengirli işlere girmez alavere dalavere yapmaz dedi ve Devlet kurumlar ve kurallar bütünüdür halbuki kabile yönetir gibi yönetildiği eleştirisini yaptı.  Askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde nota verilmedi ve  ama Sarraf konusunda verildiğini anlatarak yanlışlıkların bazılarının bu gelişmelerle başladığını anlattı. Ve Uluslararası kurallara göre Rıza Sarrf’ın Amerika’da değil suçu işlediği Türkiye’de yapılmasını istedi.

İlk turun son konuşmacısı Metin Uca konuşmasına 193 gündür tutuklu kalan öğretmen Nuriye Gülmen’in serbest bırakıldığı müjdesini vererek başladı.  Olayları kendi esprili ve ironik üslubuyla anlattı ve katılanları zaman zaman güldürdü.

Program devam ederken Rıza Sarraf ifadelerinde adı geçen eski 3 bakanın yurtdışına çıkış yasağı getirildiği haberi de toplantıya katılanlar tarafından burada öğrenildi. Alt yazıyla verilen bu bilgi daha sonra salonda da  öğrenilince şaşkınlık yaşandı.

Zaman zaman gündeme gelen konuların farklı zamanlarda farklı gelişmelere rağmen her durumu alkışlanma durumun psikolojik bir durum olduğun belirtti ve SS Komutanı Gobel’in yalan ne kadar büyük olursa insanların inanması daha kolay olur sözünün şu anda ülkedeki duruma benzetti.

Programın ikinci bölümünde de Man Adasında kurulan bir şirkete Türkiye’den para aktarılması konusu ele alında katılan konuklar bu konuda da eleştiriler yönlendirdiler ve gelişmelerin takip edilmesini istedi ve halkı uyanık olmaya davet ettiler ve devlet yönetiminin etik kurallarla yönetilmesi gerektiğini anlattılar.

 

Yayınlandığı yer Didim

“SORUŞTURMANIN SELAMETİ İÇİN İSTİFA EDİN”

Tüm Emekliler Sendikası Didim Şube Başkanı Asaf Pınarbaşı gündemdeki konularla ilgili olarak KESK binasında bir basın toplantısı yaptı. Pınarbaşı gündemi oluşturan Amerika’daki Rıza Sarraf davası ve Man Adasına para aktarılması konularındaki görüşlerini paylaştığı basın toplantısında soruşturmanın selameti için adı geçenlerin istifa etmesini istedi.

Tüm Emekli Sen Didim Şube başkanı Asaf Pınarbaşı’nın açıklaması şöyle: “Aslında yıllardır kokusu gelen ve son günlerde belgeleri ortaya dökülen yolsuzluk belgelerindeki gerçek artık çuvala sığmaz hale gelmiştir.

Her fırsatta "yerli ve milli" olmaktan bahsedenlerin ne kadar yerli, ne kadar milli oldukları çarşaf çarşaf belgelerle ortaya saçılmıştır.

Bir tarafta uğruna notalar verilen, hükümetin etkisiz küçük yamağı tarafından "şaklaban" ilan edilen, "vatandaş Reza'nın" itirafları, diğer tarafta adını bile duymadığımız "Man adası" şirketleri ile ortaya çıkan son durum, artık AKP'nin meşruiyetinin bittiğidir.

Emekçilere ve emeklilere geldiğinde buçuk buçuk zamlarla "olsa daha çok vereceğiz ama yok "diyenlerin milyon dolarları nerelere gönderdiklerini hep birlikte görüyoruz.

Yirmi gün içinde sermayesi 1 Sterling olan şirkete 15 milyon dolar gönderilmesi işin,bir organizasyon olduğunu göstermektedir. "Organize iş" olduğu ortadadır.

Böyle bir durumda bile yandaş medyanın hiç bir araştırma yapmadan, yayınlarını kesmeleri ve "sahte" manipülasyonuna yönelmesi gerçeğin üstünü kapatamayacaktır.

Ortaya çıkan belgelere "sahte" yaftasını vurmadan önce, bunlarla ilgili soruşturma açılması gerekmez mi?

Adı geçen bankalara belgelerin sahte mi değil mi sorulması gerekmez mi?

Yerli ve milli edebiyatı ile halka "dolarlarınızı bozdurun" çağrısı yapanların vergi kaçırdıkları anlaşılmaktadır.

Hükümet ve ortakları eğer bu ülkede hukuktan bahsedecekse ve temizlerse, herkesten önce adalete güvenerek mahkeme yolunu tercih etmelidir. Aksi halde hiç bir söylem onların taşıdığı şaibeyi ortadan kaldıramayacaktır.

Hiç bir yönetim sorumluluğu  olmayan öğretmenleri bile, "soruşturmanın selameti için" açığa alanlar, işte tam da "soruşturmaların selameti için, derhal istifa ederek kendilerini aklayacak yolu tercih etmeliler ve yargılanmayı seçmelilerdir.

Çünkü onurlu yöneticilerin yapması gereken şey, istifa etmek ve sorulan soruların yanıt bulacağı yargı sürecini başlatmaktır.

Ama biliyoruz ki istifa etmeyecekler.

Sahte diyecekler, yalan diyecekler, tehdit edecekler.

Hiç bir şey onları bu halka hesap vermekten kurtaramayacaktır.

"Vatandaş Reza'ya" gelince; vatandaş mı, şaklaban mı, itirafçı mı, iftiracı mı uğruna notalar verdiğiniz bu çakma vatandaşın mallarına el konması yetmez. Onun ilişkilerinin olduğu herkesin, işbirlikçilerin, koruyanların, rüşvet alanların tümünün mal varlıklarına el konulmalı varsa yönetin görevleri düşürülmeli ve adalete intikali sağlanmalıdır.”

Pınarbaşı konuşmasını : “Bizler bu ülkeye yıllarca alın terimiz dökerek hizmet etmiş olan emekliler olarak çocuklarımızın, torunlarımızın haklarını yiyenlerden hesap soruluncaya kadar "adalet" demeye devam edeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla beyan olunur” diyerek tamamladı.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Pazar, 03 Aralık 2017 18:21

BÜYÜKŞEHİR AĞAÇLARI BUDUYOR

BÜYÜKŞEHİR AĞAÇLARI BUDUYOR

Didim ana caddelerindeki ağaçlar Büyükşehir ekipleri tarafından budanarak sezona hazırlanıyor. Cadde ve sokaklarda yaprakları kuruyarak çevre kirliliği yaratan ağaçlardın uzayan dalları ve genişleyen kolları kesilerek düzenlendi.

 

Kesilen ağaçlar Didim Belediyesi tamir atölyesinde biriktirilen ağaçlar daha sonra kesilerek Didim’deki ihtiyaç sahiplerine  dağıtılmak üzere stoklanıyor.

Yayınlandığı yer Didim