13 Aralık 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cumartesi, 02 Aralık 2017 10:15

YANDI KETEN HELVA…

YANDI KETEN HELVA…

Ne olacak şimdi diyenlere cevaptır, “…yandı keten helva…”

Bu parmak çoğunluğu sizin hazin sonunuzu getirecek bir gün,

Ne acıdır ki Algı oluşturmada üstünüze yok,

Ana Muhalefet partisinin iktidarı denetlemektir görevlerinden birisi

Güç bende, beni hiç kimse denetleyemez demek ne anlama gelir,

Bunu AKP’ye oy ve destek veren herkese sormak istiyorum, yapılanlar sizce doğrumudur,

Eğer bu ülkede  bir haksızlık, yolsuzluk ve de haksız  edinimler var ise,

Bunu soruşturup araştırıp ortaya çıkarmak mı  suçtur,yoksa ortaya çıkartmamak mı suçtur,

Eğer ortaya çıkartmak suç diyorsanız,

Buradan tüm yurt sathında dürüst, namuslu  ve ahlak kuralları içinde ticaret yapanların günahı nedir,

Buradan sormak gerekir,

Ey

Dürüst,

Namuslu,

Haysiyetli,

Milletini ve Vatanının geleceğini düşünen iş adamları kusura bakmayın sizler salak mısınız ki sizi salak yerine koyanlara bir cevabınız olmalıdır.

İsmini ve varlığını bu olayda duyduk şu  Man  adasının,

Nasılda biliyorlar kendi cennetlerinin kapısının nereden açıldığını,

Adı üstünde Cennet adalarıymış buralar,

İlginç olanı da şu,

Bu adalarda cenneti yaşamaya gidenlerin neredeyse tamamı iktidar yandaşları, akraba, eş ve dost,

Bu kadar mı uyanık olunur,

Hep bana, rap bana,

Vallahi çekirge bir sıçrar,iki sıçrar üç sıçrar

Elbet bir gün kafese düşer,

Bu ülkenin zengin iş adamları,

Yurtsever iş adamları,

İş istihdamı yaratıp kazancından  feragat eden iş adamları,

Siz bu kadar mı körsünüz,

Bu kadar mı cahilsiniz

Siz bulamadınız mı bir Man adası da  ülkenizin hizmetinde yanıp tutuşuyorsunuz,

Şimdi suçlu CeHaPe,

Niçin mi,

Cenneti gülistan adalarda yaşayanları dikenli bahçelere sürmeye çalışıyorsunuz,

Sağ olsun PARMAKLAR,

Elbet bir gün o parmakların inip kalkmayacağı anlarda olacaktır,

Hani bir sözümüzde vardır bizim,

“… yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” diye,

Bu sözüm AKP’ye destek veren,destek olmaya çalışanlara,

Hatta bu gün parmağını yalayanlara,hatta ve hatta yutanlaradır.

Dün kimler vardı,ya şimdi kimler kaldı,

Yarında sizler yok edileceksiniz,yettiniz denileceksiniz,

Unutmayın bunu…

 

Yayınlandığı yer Ünsal Yalçınkaya
Cumartesi, 02 Aralık 2017 09:20

Derde Der­man Sa­rı­gül

Derde Der­man Sa­rı­gül

Ya­zı­lı ve sözlü ba­sı­nın du­yur­du­ğu­na göre;İstan­bul Şişli Be­le­di­ye­si eski Baş­ka­nı Mus­ta­fa Sa­rı­gül, 2019 yerel se­çim­le­ri için ye­ni­den aday ola­ca­ğı­nı söy­le­miş.

Sa­rı­gül adı geç­di­ğin­de; An­ka­ra ve anı­la­rım ge­li­yor usuma...

Gerçi An­ka­ra'yı hiç sev­mem; kirli,sisli, puslu gri­li­ği­ye ama Sa­rı­gül'ü de hiç sev­mem ya her neyse...

Yıl 2008'in Ara­lık ayı ve gün­dem­de yak­la­şan 2009 yerel se­çim­le­ri var...

Kemal ATA­TÜRK’ün Baş­ken­ti; ço­rak­lı­ğı­nı zor­la­ma ye­şil­len­dir­mey­le sak­la­ma­ya ça­lı­şır­ken, GÖK­ÇEK elin­den epey­ce çek­mek­te ve yi­tir­mek­te yapay ye­şil­li­ği­ni de, yap-sat­çı­la­rın gri beton ko­nut­la­rıy­la do­lar­ken dağ, tepe… Özel­lik­le de ATA­TÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ; ham­bur­ger­ci­le­re, ko­ko­reç­çi­le­re, ke­bap­çı­la­ra peş­keş çe­kil­miş… İsli duman ko­ku­lu ha­va­sı, ça­lı­şan­la­ra loj­man ni­ye­ti­ne ça­lı­nan tar­la­sı, ta­pa­sı… Sonuç ola­rak; ATA­TÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’ne ya­pı­lan sal­dı­rı­lar eş­li­ğin­de, Ata­mız’ın çift­li­ği de can ver­mek­te, soluk al­ma­sı gi­de­rek ola­nak­sız­laş­mak­ta An­ka­ra’nın…

Ve in­san­lar… Baş­ken­ti­miz diye ya­ba­nın gö­zü­ne iti­ba­rı­mız ola­rak su­nu­lan bu kent­de; ya­pı­lar kur­şu­ni, hava kur­şu­ni, in­san­lar kur­şu­ni… İnsan­lar bez­gin, bık­kın, mut­suz, umut­suz… Her­kes gü­nü­mü­zün ege­men­le­rin­den ya­kın­mak­ta… Bu ya­kın­ma­la­ra ba­kın­ca da insan şa­şır­mak­ta; nasıl ge­le­bil­di­ler diye ik­ti­da­ra ikin­ci kez ?... Al­dan­dık di­yen­ler var… Bul­gur­la, no­hut­la tav­lan­dık di­yen­ler var… Kömür aş­kıy­la bu ka­ra­ya bu­lan­dık di­yen­ler var…

Kolay değil; An­ka­ra soğuk…Ben­ze­mi­yor Bursa’nın, İstan­bul'un ve hele ki Didim'in ha­va­sı­na…Yok An­ka­ra’nın ar­dın­da gü­ven­le yas­la­na­ca­ğı, Ana­do­lu’nun ka­ra­sal ik­li­min­den An­ka­ra’yı ko­ru­yup, kol­la­ya­ca­ğı bir Ulu­dağ’ı…

Bursa’nın son­ba­ha­rı,kışı; An­ka­ra’nın yaz­la­rı gibi…Bu du­rum­da ne yap­sın An­ka­ra’nın yok­su­lu, ga­ri­bi ?... Sat­mış oyunu çuval, çuval kö­mü­re… Isın­mış kö­mür­le kara kışta, ama yine de umut kal­ma­mış ba­kış­ta; iş yok, iş yoksa aş yok…Kuş­ku­suz An­ka­ra’da aşk da yok… İnsan­lar­da işve, cilve; hak ge­ti­re, gül­me­yi unut­muş­lar…An­ka­ra’daki yok­sul­lu­ğu gö­re­mi­yor mu RTE ve ta­ife­si ?… O gün­ler­de bi­te­vi­ye dönüp, dur­mak­ta “açı­lım” üze­rin­den PKK’lı­la­rı kal­kın­dır­ma sa­hi­fe­si… Ve yine o gün­ler­de RTE’nin al­ter­na­ti­fi, se­çe­ne­ği diye, bi­li­nen-bi­lin­me­yen iç ve dış güç­ler­ce si­ya­set pa­za­rı­na sü­rü­len Mus­ta­fa SA­RI­GÜL; An­ka­ra’nın yok­su­lu­nun, ga­ri­ba­nı­nın umudu olmuş… Oysa hangi yok­sul, ga­ri­ban; umudu olan si­ya­set­çi­ler­den ne zaman um­du­ğu­nu bul­muş, bu­la­bil­miş ya da ge­le­cek­de bu­la­bi­lecek ?... Bu SA­RI­GÜL olmuş, solup, sa­rar­mış gül olmuş…Ne fark eder?...

Bir za­man­lar Ale­vi­ci­lik yap­tı­ğı için BAY­KAL’ın CHP’sin­den dış­la­nan, bir ara­lar DSP’ye yas­la­nan SA­RI­GÜL; An­ka­ra’nın her ma­hal­le­si­ne, kö­şe­si­ne, bu­ca­ğı­na açmış tem­sil­ci­li­ği­ni… Ör­güt­len­me­si­nin alt ya­pı­sı­nı oluş­tur­muş…

SA­RI­GÜL’ün bü­ro­su­nun önün­de du­ru­yo­ruz, kı­zım­la ko­nu­şu­yo­ruz; bize kulak mi­sa­fi­ri olan An­ka­ra­lı genç­ten bir adam­ca­ğız sö­zü­mü­ze ka­rı­şıp diyor ki:

- İstan­bul bı­ra­kı­lıp, An­ka­ra’ya ge­li­nir mi ?...

Ya­nıt­lı­yo­rum onu:

- Be­le­di­ye baş­kan­lı­ğı için değil An­ka­ra’ya ge­li­şi, gel­mek is­te­yi­şi… RTE’ye kar­şı­lık ha­zır­lı­yor­muş onu Ame­ri­ka…

Anın­da yanıt ge­li­yor An­ga­ra­lı’dan:

- Aaaa, bak bu Recep’den daha iyi…

O yıl­lar­da An­ka­ra'da ya­şa­yan kızım var...Kı­zı­ma dö­nü­yo­rum:

- Ame­ri­ka ne ka­rı­şır­mış bizim işi­mi­ze, ba­şı­mı­za se­çe­ce­ği­mi­ze di­ye­ce­ği­ne, “Bu Recep’den daha iyi” diyor… Ne­re­le­re gel­dik ?...

Di­yo­rum ki:

-İşte Ame­ri­kan man­da­cı­la­rı­nın is­te­dik­le­ri oldu, düş­le­ri ger­çek­leş­ti… Halk çok­tan onay ver­miş Ame­ri­kan ka­rış­ma­cı­lı­ğı­na… Oysa Kur­tu­luş Sa­va­şı neden ve­ril­miş­ti ?... “Ya İstik­lal, Ya Ölüm” söz­le­ri neden söy­len­miş­ti; hal­kı­mız bun­la­rı çok­tan unut­tu, sin­si­ce, sal­dır­gan­ca tüm de­ğer­le­ri­miz,da­va­la­rı­mız, sav­la­rı­mız, sa­vun­ma­la­rı­mız, il­ke­le­ri­miz, ül­kü­le­ri­miz bu halka unut­tu­rul­du…

Mus­ta­fa SA­RI­GÜL ha­re­ke­ti halka du­yu­ru­lur­ken; ya­zı­lı ve gör­sel ba­sı­na yan­sı­yan du­yum­lar­dan, ih­ra­ma sa­rın­mış gö­rün­tü­le­rin­den öğ­re­ni­yo­ruz ki meğer Umre’ye de git­miş SA­RI­GÜL… Oysa biz onu Alevi bi­lir­dik, ALEVİCİLİK yap­tı­ğı ge­rek­çe­siy­le BAY­KAL­CI­LAR ta­ra­fın­dan par­ti­den dış­lan­dı­ğı­nı sa­nır­dık… TÖ gibi saf de­ğiş­tir­miş, ta­kun­ya­la­rı­nı giy­miş… Ne için ?... Ül­ke­ye ege­men olmak için… İşte şimdi işlem tamam…

Ne BAY­KAL’ın ne de ECEVİT’in kol­tu­ğu­na otu­ra­ma­yan SA­RI­GÜL; işte o gün­ler­de RTE’ye eş­de­ğer, onun ika­me­si, onun al­ter­na­ti­fi, onun se­çe­ne­ği, onun ye­ri­ne otur­tul­ma­sı dü­şü­nü­len adam­dı…O gün­ler­de derde der­man sa­nıl­mış­dı… SA­RI­GÜL ge­lecek; dert­ler bi­te­cek­di…Ama her şey fos çıktı, boş çıktı...

Ne za­man­dır sesi, so­lu­ğu çık­ma­yan Sa­rı­gül; 2019 yerel se­çim­le­rin­de yine aday ola­cak­mış...

Olur mu, olur...

Se­çi­lir mi der­se­niz, ka­nım­ca se­çi­lir de...Çünkü bu seç­men artık RTE, Top­baş, Gök­çek gi­bi­le­ri­ne alış­tı. Başka türlü olan­lar­la ya­pa­maz, başka tür­lü­ler hal­kın gö­zün­de uzay­dan gel­miş ya­ra­tık­la­ra ben­zer; bu du­rum­da halk Sa­rı­gül'ü mü seç­me­yecek?...​Yakışır, bu halka Sa­rı­gül ya­kı­şır... Hem yeter artık AK­BA­BA­LAR'ın küp­le­rin dol­du­ğu değil mi ya?...

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Cumartesi, 02 Aralık 2017 09:20

Bakalım daha neler göreceğiz

Bakalım daha neler göreceğiz

Artık ne demeli bilemiyorum. Yandı gülüm keten helva. Kemerlerdeki delik artık kalmadı. Bundan sonra kemerin dili nereye denk gelirse orada takılı kalacak. Bu demektir ki, önümüzdeki günlerde biraz daha sıkıntılar yaşayacağız. Dar gelirlilere Allah kolaylık versin.

Herkesin bildiği meşhur o torba yasa yeni uygulaması ile vergilendirme konusunda yeni sorumlulukların geldiğini ortaya koydu. Bu yeni KHK’lar sayesinde halkın cebine biraz daha inildi. Vergiler arttı. Ocak ayından itibaren vay halimize vay.

İşin en garip tarafı ise, insanların çılgınlar gibi satın aldığı, elinden hiç düşürmediği cep telefonları ile iletişim konusunda yapılan yeni uygulamalarla yüzünü gösteriyor. Geçenlerde GSM şirketlerinden birinde çalışan bir dostum ile görüştüm. Adeta anlattıklarına göre şaşırdım desem yalan olmaz. Yeni çıkan ve fiyatı adeta dudak uçuklatan bir telefonun bayide sırasının kaç kişi olduğunu söylesem sizin de dudağınız kesin uçuklar. Bu paralar nereden bulunuyor ve bunca paralar verilerek nasıl alınıyor hayret edilecek bir konu. Şirketler, yirmi dört ay taksit ile faturalı hattı olanlara verdiği imkanları kullansalar bile, böyle lüks bir telefon için ayda ödedikleri bedel dar gelirlinin ücretinin neredeyse üçte biri.

Telefonu alıp cebe koymakla iş bitmiyor. Görüşmeler sonrasında ödenen bedelin bir o kadar dahası vergilere gidiyor. Yakında ne olacak diye soranlara cevap oldukça basit. Devlet GSM şirketlerinin yaptığı satışın brüt miktarından % 15’lik bölümünü alacak hanesine geçirecek. Bu demektir ki, vatandaşın cebinden her konuşmasında % 15 gibi bir para daha fazla çıkacak demektir. Yani yüz lira ödeyen biri, yeni yılda telefon görüşmeleri için yüz on beş lira ödeyecek.

Daha bilmediğiniz, bilseniz de anlamadığınız bir çok oranda vatandaştan alınacak vergi oranları var. Maliyeden anlamadığımdan görünce ben şaşırdım. Daha nelerin olduğunu zahmet ederek internetten bulabilirsiniz. Artık bu işlerin tanımı vergi olarak değil, katkı payı olarak yansıyor. Katkı payları ise bakın hangi isimlerden oluşmuş. Daha neler gelecek o da şüpheli bence. Önceden vergi kutsaldır denirdi. Şimdi katkı payı kutsaldır demek daha doğru olacaktır. Hazine payı, evrensel hizmet katkı payı, kurum masraflarına katkı payı bunlardan sadece bir kaçı.

 

İş sadece şehirde yaşayanları kapsamıyor. Köylü yandı ama tam yandı. Bundan böyle tarlasını istediği gibi süremiyor. Gerekçesi tohum fiyatları ve mazottaki yüksek artış. Zaten tarlasını ekip haşatını kendi isteği gibi, önceden olduğu gibi pazara götürüp satamayacak. Köylü, benim ne anlama geldiğini henüz anlayamadığımı sanırım anlar ve kendisi için çıkarılan yeni torba yasanın ne olduğunu öğrenir. Çünkü torba yasada öyle bir madde var ki, vay anam vay dedirtecek nitelikte. Bu ne demekse, köylerde binalarını yapmaya hak kazananlar, geciktirme durumunda ayvayı resmen yediğinin resmi olarak anlaşılıyor. Haydi bakalım daha neler göreceğiz.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ