21 Eylül 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Çarşamba, 13 Eylül 2017 08:02

HACİVAT’LA KA­RA­GÖZ;BU­LUŞ­TU­LAR 12 EYLÜL ANI­SI­NA…

Yazan  Selma Erdal

HACİVAT’LA KA­RA­GÖZ;BU­LUŞ­TU­LAR 12 EYLÜL ANI­SI­NA…

*ONLAR BİR ARAYA GELDİYSE EĞER...​VARSAYA­LIM Kİ AY­LAR­DAN RA­MA­ZAN...​ONLAR BAŞ­LA­YIN­CA SÖZE... ÜSTELİK DE GÜL­DÜ­RE, DÜ­ŞÜN­DÜ­RE; KİMDE KALIR Kİ CAN ?...

İŞTE YİNE ÖYLE BİR ANDA HACİVAT’LA KA­RA­GÖZ; BU KEZ BU­LUŞ­TU­LAR 12 EYLÜL ANI­SI­NA…

Ha­ci­vat (H): A benim Ka­ra­gö­züm na­sıl­sın?...

Ka­ra­göz(K): Senin de ço­cu­ğun asıl­sın…

H: Ka­ra­gö­züm ne di­yor­sun böyle ?... Ra­ma­zan üstü ya­kı­şır mı bu söz­ler sana ?..

K: Her 12 Eylül’de ağ­lı­yor bin­ler­ce ana… Bir de di­yor­sun ki ya­kı­şır mı bu söz­ler ?... Bil­mez misin ki her 12 Eylül’de ci­ğe­rim sız­lar…

H: Ne olmuş Eylül’ün 12’siyse ?... Biz­ler du­acı­yız ka­za­sız, be­la­sız at­la­ta­lım her 11 Eylül’ü diye…

K: Ha­ci­cav­cav yine beni an­la­maz­dan ge­lir­sin, ben ağ­lar­ken sen gü­ler­sin ?...

H: Neden ağ­lar­sın be Ka­ra­gö­züm ?... Nedir se­sin­de­ki bu hüzün ?...

K: Ah be Ha­ci­vat; ne tez unut­tun… Hal­bu­ki o gün­ler­de sen de biz­ler­le saf tut­tun… Demek ki sen biz­le­ri uyut­tun, şimdi umur­sa­mı­yor­sun 12 Eylül’ü… Ba­şı­mı­za ke­sil­din 11 Eylül bül­bü­lü…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; o gün­ler ge­ri­de kaldı, in­san­lık çoook başka yer­le­re yol aldı…


K:Ame­ri­kan em­per­ya­liz­mi­ne di­re­nin diyen sen; oldun Ame­ri­kan uşağı… Elin­de çelik ka­şa­ğı; de­ri­mi yü­zen­ler­den ya­na­sın… Umu­run­da bile değil; benim içim oluk, oluk ka­na­sın…

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; kaldı mı artık en­di­şe, korku Ame­ri­kan ege­men­li­ğin­den ?... Aç gö­zü­nü de bak; bugün Mao’nun Pekin’inde, Lenin’in Mos­ko­va’sında bile Cola içi­li­yor… Da­ra­cık blue-je­an’li Rus kız­la­rı, er­kek­ler için özel se­çi­li­yor…Ko­mü­nist dü­ze­nin üret­ken ka­dı­nı, üre­ti­len de­ğe­re dö­nüş­tü…Senin Trab­zon uşak­la­rı;“Na­ta­şa” aş­kıy­la ya­ta­ğa düştü…Bütün bun­lar niye mi ?...

K: Hah işte; dur ba­ka­lım orada… Baş­la­ma yine “Yeni Dünya Dü­ze­ni; Kü­re­sel­leş­me” ma­sa­lı­na… Bil­mek­te­yim ben de, olsam da bu kadar cahil; 12 Eylül 1980 bu baş­lan­gıç için ilk delil… Ondan sonra atıl­dı “kü­re­sel­leş­me” diye bir kav­ram or­ta­ya, bir za­man­lar Ame­ri­kan ege­men­li­ği­ne di­re­nen senin Alt­mış­se­kiz­li­ler; teker, teker ta­kıl­dı bu ol­ta­ya..

H: Aman Ka­ra­gö­züm ne de­mek­te­sin?... Biz ay­dın­la­rın hak­kı­nı ye­mek­te­sin?...

K: Ben hak yemem Ha­ci­vat… Ye­di­ğim kuru soğan, es­va­bım bir kat… De­ği­lim de senin gibi avu­kat; kü­re­sel­leş­me ya­la­nı için…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; dur ben sana an­la­ta­yım kü­re­sel­leş­me­yi…

K: Bırak Ha­ci­vat Çe­le­bi; temiz ka­lan­la­ra el­leş­me­yi…

H: Aman Ka­ra­gö­züm neler de­mek­te­sin ?... Yeni Dünya Dü­ze­ni’ni yan­lış bel­le­mek­te­sin…

K: Sen de en ve­rim­li tar­la­la­rı bel­le­mek­te­sin; ır­ga­ta da kal­mak­ta çorak top­rak…

H: Dinle Ka­ra­gö­züm an­la­ta­yım sana doğ­ru­su­nu; ku­rut­ma mu­hab­bet ku­yu­su­nu… Sen yan­lış bil­mek­te­sin…

K: Ah be Ha­ci­vat; beni hep cahil bul­mak­ta­sın… Sen biraz sus, biraz da ben an­la­ta­yım şu kü­re­sel­leş­me­nin an­la­mı­nı; or­ta­ya dö­ke­yim senin ya­la­nı­nı… So­rar­san şu kü­re­sel­leş­me­nin an­la­mı­nı; say ki ge­ze­ge­ni­miz Dünya, tek bir ülke… Söy­le­nen­se koca bir yalan ezi­len halka… Tas­ta­mam­dır; sı­nır­la­rın kalk­ma­sı demek… Böy­le­ce ko­lay­ca sö­mü­rül­sün diye emek… Kuş­ku­suz sı­nır­lar kalk­tı; ama kim­le­re?... Yüz­ler­ce yıl­dır, utan­ma­dan Dün­ya­mız’ı ke­mi­ren­le­re…

H: Dinle beni bir yol Ka­ra­gö­züm, as­ma­da bı­rak­ma­dın üzüm…

K: O benin işim değil; varı, yoğu sö­mür­mek sizin işi­niz… Daha yeni kı­rıl­dı di­şi­niz… Ben gi­bi­le­re ge­lin­ce; değil ül­ke­nin sı­nır­la­rı­nı aşmak, evi­mi­zin du­var­la­rın­dan dı­şa­rı­ya ta­şa­mı­yo­ruz… Ra­ma­zan gel­me­den, zam­la­rı geldi… Den­ge­si bo­zu­lan yok­sul halk; ağ­la­mak­tan­sa saf, saf güldü…

H: Aman be Ka­ra­gö­züm; kü­re­sel­leş­me mi neden oldu bu zam­la­ra ?...​Bil­mi­yor musun bu yaz yine geldi ül­ke­ye “kü­re­sel ısın­ma”?...


K: Ön­ce­le­ri de “bu kış ül­ke­ye ko­mü­nizm ge­lecek” diye halkı uyut­tu­nuz, şimdi de her sorun için “kü­re­sel ısın­ma”yı suçlu bul­du­nuz…Biz­le­ri de iyice ahmak bil­di­niz…

H: Söy­le­me böyle Ka­ra­gö­züm; bu kadar da sal­dır­ma, her duy­du­ğu­na al­dır­ma… 1980’ler­den bu yana; çağ at­la­mak­ta­dır Tür­ki­ye…

K: 21. yüz­yıl­dan, 6.yüz­yı­la mı ?... İki ile­ri-bir geri, meh­ter adımı gibi… Meh­ter bile hiç de­ğil­se bir adım öne yürür, sizin at­la­dı­ğı­nız çağda; her şey çürür…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; sen ne de­mek­te­sin ?... Yoksa bu Ra­ma­zan da oruç mu ye­mek­te­sin?...


K: Bu­lur­sam bir dilim ek­mek­le, bir baş soğan, hele bir de içecek bir yudum su… Ba­ka­rım çev­re­me; var mı baş­ka­la­rın­da açlık kor­ku­su ?... Diz de çök­mem kim­se­nin sof­ra­sı­na; Tür­kü­sü’nü çı­ğır­mam onun, çünkü bin­mem ki ara­ba­sı­na…

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; sen iyice aymaz ol­muş­sun, kim­se­le­ri say­maz ol­muş­sun… El, etek öp­mek­le dudak aşın­maz, tır­nak ol­ma­yın­ca sırt ka­şın­maz…

K: Sen değil miy­din bize; “zin­cir­le­ri­niz­den başka kay­be­decek ne­yi­niz var?” diyen ?... Zin­cir­le­ri­mi yi­tir­me­dim henüz ama; yi­tir­dim genç­le­ri­mi, umut­la­rı­mı, on­la­rın ya­şa­ya­ma­dı­ğı güzel ya­rın­la­rı…Üs­te­lik hiç de doy­mu­yor be­be­le­ri­min ka­rın­la­rı…

H: Aç gö­zü­nü be Ka­ra­gö­züm, di­lim­de tü­ken­di sözüm; Mark­sizm değil, artık Ma­ki­ave­lizm genel ilke… Dil­le­ri­ne do­la­dı bu söz­le­ri, kır­sal kö­ken­li kal­dı­rım sür­tük­le­ri bile; “ba­şa­rı­ya giden her yol mübah”… Sense arı­yor­sun bende bir günah… Senin an­la­ya­ca­ğın şim­di­ler­de her şey sa­tı­lık… Ne­re­de­e­ee yarin ya­na­ğın­dan gay­rı­sı­nı hal­kıy­la pay­la­şa­cak alık ?...


K: Aman Ha­ci­vat Çe­le­bi; sen ko­mü­nist­li­ği iyi bi­lir­din, şimdi neler de­mek­te­sin ?... Yoksa sen de mi oldun liboş?...

H: Ne söy­ler­sen söyle be Ka­ra­gö­züm; böyle gön­lüm daha bir hoş…

K: Aman Ha­ci­vat Çe­le­bi; sen iyi­ce­si­ne ol­muş­sun sar­hoş… Demek ki sen de oldun liboş; li­boş­lar­la bir­li­ke­sin?...​Ayağı yalın, donu ya­ma­lı Ana­do­lu hal­kı­na li­be­ral libas biç­mek­te­sin ?...

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; oldum olası kalın ka­fa­lı­sın, hal­kın için ta­sa­lı­sın… Ama bo­şu­na yan­mak­ta­sın, on­la­rın keyfi gıcır, karnı tok, sırtı pek… Bul­du­lar mı o gün yemek; “bir gün­lük bey­lik, bey­lik­tir” di­ye­rek al­dır­maz­lar… Senin gibi yeni dü­ze­ne sal­dır­maz­lar…

K: De­se­ne Ha­ci­cav­cav; hal­kı­mız tap­ta­ze av kü­re­sel ca­na­var­la­ra… Ağız­la­ra bir par­mak bal; “işte öz­gür­lük, de­mok­ra­si, li­be­ra­lizm budur” ne is­ter­sen al…

H: Unut artık seni üzeni… An­la­ma­ya çalış bu yeni dü­ze­ni…

K: Ne dü­ze­ni ?... Demek bunun için­di; 12 Eylül dü­me­ni ?...

H: İşine ge­lir­se Ka­ra­gö­züm; bun­dan sonra dümen, ah, şey, düzen böyle… Varsa sende akıl, sen de bize takıl… Nedir bu böyle; hep itil, kakıl?... Ası­la­na ağ­la­mak­tan­sa; ka­sı­la­na bağ­la­nı­rım… Met­hi­ye­ler dü­ze­rek, çö­ke­rim sof­ra­sı­na; do­yu­ru­rum kar­nı­mı, gö­bek­le­nir yağ­la­nı­rım…


K: Aman Ha­ci­cav­cav des­tur; sen ben­den uzak dur… Sö­mür­gen­le­rin ar­tık­la­rıy­la yağ­lan­mak­tan­sa; her 12 Eylül’de, ül­ke­min ba­şı­na ge­len­le­re kor ateş­ler­de yanar, dağ­la­nı­rım… Bunca söze kar­şın; işte bu­ra­da met­rey­le, arşın… Her­ke­sin usu ba­şın­da; gel­me­den yol ay­rı­mı­na iyice ölç-biç, dü­şün-ta­şın…


Bugün 12 Eylül dedik, öf­ke­mi­zi taş­lar­da bi­le­me­dik, belki had­di­mi­zi de bi­le­me­dik, belki sürç-i lisan ettik, af ola, bi­zim­ki­ler de Ka­ra­göz'ün söz­le­ri gibi gaf ola… Gü­le­lim acı­na­cak ha­li­mi­ze; ba­ka­lım so­nuç­ta ne ge­çecek eli­mi­ze ?...