18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Salı, 12 Eylül 2017 10:40

Durum vahim, müs­tah­sil ne yap­sın

Yazan  Erol YILDIZ

Durum vahim, müs­tah­sil ne yap­sın

Ül­ke­miz tarım ül­ke­si ol­ma­sı­na rağ­men, tarım sek­tö­rü­nün can çe­kiş­ti­ği­ni resmi bil­gi­ler or­ta­ya çı­ka­rı­yor. Oku­ma­sı­nı bilen her kişi gü­nü­mü­zün bilgi ve tek­no­lo­ji ça­ğı­na ayak uy­du­ra­rak du­ru­mu­mu­zu ve ge­le­ce­ği­mi­zi ve­ri­ler­den öğ­re­ne­bi­lir. Bas­tın mı bil­gi­sa­ya­ra kar­şı­nı­za bütün ve­ri­ler çı­kı­yor.

 

Bu ve­ri­le­re da­ya­na­rak, ben siz­le­re üre­tim ile tü­ke­tim ara­sın­da­ki uçu­ru­mu hep dile ge­tir­me­ye ça­lış­tım. Tarım ül­ke­si diye ad­lan­dı­rı­lan ül­ke­miz­de, ta­rım­sal de­vam­lı­lık ken­di­si­ni na­da­sa almış du­rum­da. Bu iş böyle gi­der­se na­das­tan sonra tek­rar ta­rı­ma dön­me­si bile ol­ma­ya­bi­lir. Top­rak­la­rı­mız artık bu iha­ne­ti kabul et­me­yecek gibi gö­rü­nü­yor.

 

Mem­le­ke­ti­min her bir yö­re­si ve top­ra­ğı, fark­lı ve zen­gin mah­su­lü üre­te­bi­lecek yük­sek ve­ri­me sahip. Ka­ra­de­niz çay ve fın­dık üre­ti­min­de dünya re­kol­te­sin­de büyük bir yer alır­ken, son yıl­lar­da bunu terk ede­rek, üre­ti­mi kı­sıt­la­na­rak, kısır döngü içine alın­dı. Ya­pı­lan po­li­ti­ka­lar so­nu­cun­da, halk ta­ra­fın­dan tepki oluş­ma­sın diye fark­lı yön­tem­ler ile işin ge­ri­ye doğru ha­re­ke­ti sağ­lan­dı.

Çift­çi zor şart­lar­da ve güç ko­şul­lar­la ma­li­yet­le­re göğüs ge­re­mez­ken, bir de kar­şı­sı­na ma­li­yet­le­rin al­tın­da bir taban fiyat be­lir­le­me­si ile sı­kın­tı­la­rın oda­ğın­da boyun eğmek du­ru­mun­da kaldı. Bu ne­den­le çoğu üre­ti­ci, bah­çe­sin­de­ki üre­tim alan­la­rı­nı kı­sıt­la­mak du­ru­mun­da kaldı.

 

Ben, bu ola­yın bi­le­rek ya­pıl­dı­ğı­nın dü­şün­ce­sin­de olan­lar­dan bi­ri­yim. Neden mi di­ye­cek­si­niz. Fın­dı­ğın taban fi­ya­tı 8 lira ya­pıl­dı­ğın­da, bunun amacı or­ta­day­dı. Benim bil­di­ğim Ordu’da en az onun üze­rin­de fın­dık iş­le­yen fab­ri­ka ve iş yeri var. Bun­la­rın çoğu bu işi kar­şı­la­ya­cak mali güce sahip ku­ru­luş­lar. Dev­le­tin ku­rum­la­rı düşük fi­yat­tan fın­dı­ğı üre­ti­ci­den alı­yor­sa, pi­ya­sa­da bu işi biraz daha fark­lı ola­rak ala­cak ve bu alım­dan do­la­yı on­la­rın daha fazla kar et­me­si­ni sağ­la­ya­cak dü­şün­ce­ler, üre­ti­ci­yi ra­hat­lat­sa da, malın on­la­ra kay­ma­sı için ya­pı­lan bir at­rak­si­yon ol­du­ğu­nu se­zi­yo­rum.

 

Böyle ko­nu­lar ve pi­ya­sa tavrı so­nu­cun­da ara­cı­la­rın büyük pa­ra­lar ka­zan­dık­la­rı daha ön­ce­den bi­li­ni­yor. Bunu an­lat­ma­ya gerek yok. Çay üre­ti­ci­si­nin çek­ti­ği sı­kın­tı­yı çok iyi bilen bi­ri­yim. Bunu de­fa­lar­ca dile ge­ti­ri­yo­rum. Bu sı­kın­tı­lar her sene biraz daha ar­tı­yor. Tür­ki­ye’de üre­ti­ci­nin sır­tın­dan ne­ma­lan­mak is­te­yen çok büyük un­sur­la­rı say­mak müm­kün­dür.

 

Mazot fi­yat­la­rı­nın yük­sek ol­ma­sı bi­rin­ci unsur. Daha sonra gübre fi­yat­la­rı­nın el yak­ma­sı. Su­la­ma için ge­rek­li olan su­la­ma pro­je­le­ri­nin üre­ti­ci­ye para ile sa­tıl­ma­sı. Ya­pı­lan HES uy­gu­la­ma­la­rı so­nu­cun­da or­ta­ya çıkan den­ge­siz­lik­ler so­nu­cun­da üre­tim ya­pı­lan ara­zi­le­rin ev­sa­fı­nı yi­tir­me­si, ül­ke­de­ki ta­rım­sal boş­lu­ğu­nu her geçen gün daha fazla art­ma­sı­na zemin ha­zır­la­mak­ta­dır. Or­ta­da duran en önem­li unsur ise, ver­gi­le­rin çok yük­sek oluşu ve buna bağlı ola­rak üre­ti­ci­nin des­tek ala­ma­ma­sı. Av­ru­pa Bir­li­ği uyum ya­sa­la­rı so­nu­cun­da or­ta­ya çıkan ye­ni­le­me­ler so­nu­cun­da, üre­ti­ci­nin ma­lı­nı satma ve pa­za­ra çı­kar­ma yet­ki­si­nin elin­den alı­na­rak, ara­cı­la­ra ve­ril­me­si bu işin geri git­me­sin­de­ki en önem­li fak­tör­ler ol­muş­tur. Bu ül­ke­nin eski norm­la­rı­na geri dö­ne­bil­me­si için, çok aci­len ta­rım­sal üre­tim ve çift­çi hak­la­rı­nın ive­di­lik­le ye­ni­den dü­zen­le­ne­rek, üre­ti­min art­tı­rıl­ma­sı için ve­ri­lecek yeni ça­ba­lar ol­ma­lı­dır. Hatta dı­şa­rı­dan alı­na­cak her türlü alıma ge­rek­li güm­rük ver­gi­le­ri­nin art­tı­rı­la­rak, yerli mal­la­rın üre­ti­ci­den tü­ke­ti­ci­ye in­ti­ka­li sağ­lan­ma­lı­dır. Yoksa vay ha­li­mi­ze.