18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Perşembe, 07 Eylül 2017 13:12

Dün­ya­sal Du­rum­lar

Yazan  mavi didim

Dün­ya­sal Du­rum­lar

*Bir Film:

OTO­BÜS YOL­CU­LA­RI...

Se­nar­yo:Vedat TÜR­KALİ

Mü­zik­ler: Ruhi SU...

Baş­rol­ler­de: Ayhan Işık ve Tür­kan Şoray (burun es­te­tik­siz)

Ve Aca­yip go­mo­nist bir film bu

Ve de TÜRKİYE;bo­zul­ma­ya, daha o gün­ler­de mi baş­la­mış ne, in­şa­at­tan mal­ze­me çalan mü­te­ah­hit­le­riy­le ?...

*Put­la­ra tap­mak:

BİZLER ATAM DEDİKÇE...

DEDİLER Kİ ATA­TÜRK'Ü PUT­LAŞ­TI­RI­YOR­SU­NUZ...

DEDİLER Kİ PUT­LA­RA TAP­MA­YIN !...

ONLAR ADAM DEDİKÇE; DİYORUM Kİ US­TA­NI­ZI PUT­LAŞ­TIR­MA­YIN...

DİYORUM Kİ PUT­LA­RA TAP­MA­YIN !...

*Os­man­lı­lık:

Os­man­lı'da Ka­ra­göz ve Ha­ci­vat oyu­nun­da bile BEKRİ tip­le­me­si var­dır ve Boş­nak­ça BEKRİYA sar­hoş de­mek­tir...

Ra­kı­sız Os­man­lı­lık nasıl bir Os­man­lı­lık­tır ?...​Bun­la­rın Os­man­lı­lık sev­da­la­rın­da bile TAKİYYE var...

Kurun çi­lin­gir sof­ra­la­rı­nı...​Kurmaz­sa­nız...​Os­man­lı ola­maz­sı­nız; özen­ti­ler!...

*De­ği­şen Değer Yar­gı­la­rı:

Ma­sal­lar­da ca­na­va­rı öl­dü­ren… Rek­lam­lar­da kirli ka­za­nı iyi te­miz­le­yen…

Ül­ke­miz­de de (ve belki başka ül­ke­ler­de de) iyi yalan söy­le­yen; tah­tın, ik­ti­da­rın, sal­ta­na­tın sa­hi­bi…

Ve ya­lan­lar­la yö­ne­ti­len bir ül­ke­de de (sözüm ona, sözde, ka­nar­san, ina­nır­san) her­kes mu­ha­fa­za­kar, her­kes din ko­nu­sun­da çok sa­mi­mi…

Eli, eline değ­mez hiç kim­se­nin; yaban, ya­ban­cı an­la­mın­da (öy­le­si­ne ki otur­maz onun ye­ri­ne erkek kal­kın­ca kol­tuk­tan, bir nisa sa­yı­lır diye zina...

Oysa en­sest mekan aile­ler tavan yap­mış; is­ta­tis­tik­sel or­ta­la­ma­da…

Uy­gar­lık yo­lun­da iler­le­di­ği­ni sa­nır­ken, ilkel ben­lik­le­rin­den gi­de­rek uzak­laş­tı­ğı­nı gi­de­rek moral de­ğer­ler­le ken­di­ni üst dü­zey­de ya­pı­lan­dır­dı­ğı­nı,var et­ti­ği­ni dü­şün­dü­ğüm insan soyu; yoksa ter­si­ne bir evrim mi ge­çir­mek­te ?...

Ve in­san­lı­ğın­dan uzak­la­şa­rak,hay­van­sal iç­gü­dü­le­ri­nin tut­sa­ğı mı ol­mak­ta ?...

Er­kek-ka­dın ay­rı­mı ya­pıl­mak­sı­zın tüm in­san­lık id aşa­ma­sın­da,hay­van­sal dür­tü­le­riy­le, or­man­da yav­ru­la­rıy­la da çift­le­şen hay­van­lar ben­ze­ri bir eği­lim mi gös­ter­mek­te ya da en­cik­le­riy­le, do­ğur­duk­la­rıy­la çift­le­şen Mart ke­di­le­ri, kö­pek­le­ri gibi ?...

Neler olu­yor bu insan gö­rü­nüm­lü ya­ra­tık­la­ra?...

*Veee En­sest Mekan Bir Dünya:

“İNSAN NE İLE YAŞAR ?...” so­ru­su­nu TOLS­TOY sor­muş, kendi so­ru­su­nu yine ken­di­si ya­nıt­la­mış ve demiş ki; İNSAN SEVGİ İLE YAŞAR…Çünkü Tols­toy; in­sa­na özgü en yüce değer ola­rak gör­müş SEVGİ duy­gu­su­nu ve bu duy­guy­la TAN­RI­SAL SEVGİ’ye de ula­şı­la­ca­ğı­nı ileri sür­müş… Ve şöyle sür­dür­müş söz­le­ri­ni:

-Her ne kadar in­san­la­ra ha­yat­ta kal­ma­la­rı­nın se­be­bi kendi ça­ba­la­rıy­mış gibi gö­zük­se de ha­ki­kat­te on­la­rı ya­şa­tan, sa­de­ce sev­gi­dir. Kim yü­re­ğin­de sevgi ta­şır­sa, o sevgi Tanrı’dan­dır ve Tanrı o ki­şi­nin yü­re­ğin­de­dir, çünkü var­lı­ğın se­be­bi sev­gi­dir.

Tols­toy’un bu in­san­ca so­ru­sun­dan esin­le­ne­rek, bu­nun­la bir­lik­te gü­nü­müz yaşam bi­çi­min­den de et­ki­le­ne­rek ben de bir soru sor­mak is­ti­yo­rum:

-İNSAN NE İÇİN YAŞAR ?...

Kuş­ku­suz biz­den ön­ce­ki­le­re so­rul­say­dı bu soru, ör­ne­ğin; ana-ba­ba­la­rı­mı­za ve el­bet­te­ki on­la­rın değer yar­gı­la­rıy­la ye­tiş­ti­ri­len biz­le­re, bu so­ru­nun ya­nı­tı ke­sin­lik­le; “İnsan onuru, şe­re­fi, hay­si­ye­ti için yaşar” bi­çi­min­de ve­ri­lir­di… Gö­rü­len, göz­le­nen odur ki gü­nü­müz­de bütün bu kav­ram­lar; in­san­lı­ğın çöp­lü­ğü­ne atıl­mış, beş para etmez sa­yıl­mış şu yük­se­len de­ğer­ler pi­ya­sa­sın­da… Her türlü bo­zul­ma­nın, kir­len­me­nin, yoz­laş­ma­nın ve to­zu­ma­nın yanı sıra, an­la­şı­lan odur ki in­san­lar artık SEVGİ için değil, yal­nız­ca SEVİŞMEK için ya­şı­yor; ya­rat­tı­ğı son tek­no­lo­jiy­le do­na­tıl­mış, şu hay­va­nat bah­çe­sin­de…

Oysa Tols­toy bir za­man­lar nasıl da sa­vun­muş en önem­li, en ön­ce­lik­li ge­rek­si­ni­mi­mi­zin SEVGİ ol­du­ğu­nu in­san­ca duygu ve dü­şün­ce­le­riy­le… Ne yazık ki gü­nü­müz­de insan; salt be­den­sel ge­rek­si­nim­le­ri­ni kar­şı­la­ma­nın kay­gı­sın­da, der­din­de…Yal­nız­ca be­den­sel ge­rek­si­nim­le­ri­ni kar­şı­la­mak için ya­şı­yor; yi­yi­yor, içi­yor, dış­kı­lı­yor ve se­vi­şi­yor…Do­ğa­da­ki tüm hay­van­lar gibi…

Ve en ya­kı­nın­da, en ko­la­yın­da, eli­nin al­tın­da ne varsa; ona uza­nı­yor, ondan ya­rar­la­nı­yor; ger­çek­ten de bir hay­van gibi… Üs­te­lik in­sa­nın; dü­şü­nen bir hay­van ol­du­ğu ta­nım­la­ma­sı da bu ko­şul­lar al­tın­da çok­tan güme git­miş…Çünkü insan artık dü­şün­me­den ya­şı­yor; bey­ni­ni değil, yal­nız­ca be­de­ni­ni kul­la­nı­yor, onun yön­len­dir­me­siy­le ya­şı­yor…Beyni iş­lev­sel­li­ği­ni çok­tan yi­tir­miş…

Ve biz­ler de, henüz to­zu­ma­ya uğ­ra­ma­mış ben­lik­le­ri­miz­le; on­la­rı dü­şü­nen var­lık­lar­dan sa­ya­rak, ÜLKE, ULUS, HUKUK, YURT­TAŞ­LIK HAK­LA­RI, KADIN, DOĞA, ÇEVRE ve ÇOCUK HAK­LA­RI mar­ta­val­la­rı an­la­ta­rak, ke­yif­le­ri­ne çomak so­ku­yo­ruz. Artık genel, geçer de­ğer­ler bize; en­sest mekan bir aile, en­sest mekan bir ülke, en­sest mekan bir dünya gö­rü­nü­mü su­nu­yor, el­bet­te­ki in­san­lık ne­re­ye gi­di­yor kay­gı­la­rı­mız eş­li­ğin­de…

mavi didim

mavi didim

Mavi Didim Gazetesi İnternet Editörü