Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


CHP Kurultayı Ve 16 Nisan Yolu

  • 06 Şubat 2018 Salı


Chp Kurultayı Ve 16 Nisan Yolu
AKP’li Bakan nerdeyse zil çalıp oynayacak; Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye tekrar genel başkan seçilmesine gönderme yaparak, “Bu sonuç” diyor, “iktidarımızın istikrarlı olarak süreceğini gösteriyor.”
AKP iktidarının ekonomi, dış siyaset, adalet, toplumsal yaşam konularında genel bir itiraza söyleyecek; kendini savunacak bir sözü kalmamış. Tüm umutlar, CHP’nin başarısız bir konumda olmasına bağlanmış. Son kurultayla CHP tabanındaki “değişim ve silkinme” talebinin sonuçlanmaması, AKP çevrelerinde sevinçle karşılandı. Kitlelerin bilincini çelme amaçlı bir algı operasyonu, onlarınki.
Benzer yanılsama girişimi öteden beri CHP tavanı tarafından da yürütülüyor. AKP’nin iktidarına son verme misyonunu yüklenme rolüne soyunup, AKP’ye muhalif kitlelerin kendilerine mecbur olduklarını öne koyuyorlar.
Bunlardan daha öne çıkanı, AKP’ye itirazla CHP’nin yetersizliği arasında sıkışıp kalan azımsanmayacak bir kitlenin siyaset sahnesinde etkisiz/kararsız bir konuma sürüklenmesidir.
Ne AKP’nin algısı, ne de CHP’nin kendini kurtarıcı gibi takdim etmesi siyaseten gerçeklere dayanmamaktadır. 16 Nisan önceki süreçte başlayıp halkoylamasında aldığı oyla dosta düşmana parmak ısıttıran toplumsal muhalefet, tutulacak tek halkadır ve damgasını bundan sonraki süreçte de vuracaktır.
O “vatansever muhalefet” diye adlandırılacak cephede salt sosyal demokratlar yoktu; solcular, sosyalistler, komünistler, ülkücüler, muhafazakârlar, dini bütün Müslümanlar vardı ve en önemlisi de halkoylamasındaki süreçte mücadeleye onlar öncülük ettiler.
CHP’nin kendine çeki düzen vermesi, muhalefet kanadına elbette güç katacaktır. Ancak parti içi meseleler ne düzeyde olursa olsun, CHP’nin vatansever, laik tabanı her toplumsal mücadele aşamasında ülkemizin kurtuluşu için tutarlı duruşunu koruyacaktır.
AKP’nin, ülkeyi çıkmaza sürükleyen otoriter yönetimine karşı her kesimden oluşan bir taban vardır. Asıl “ana muhalefet” olan 16 Nisan birlikteliğini partisel düzeylere indirgeyerek zaafa düşürmekten kaçınılmalı, birlikteliğin daha da güçlenmesi için uğraş verilmelidir. Hani sıkça dillendiriliyor ya; “Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır” diye…
Teferruatı bırakalım.