Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Çevre korunmalıdır

  • 21 Ocak 2020 Salı


Çevre yaşamı üreten ortamdır. Her canlı vücut bularak varlığını sürdürebildiği bir ortama ihtiyaç duyar. Yaşama varlığı ile bağlı olan bilinçli insanlar, varlıklarını sürdürebilmek için, var oldukları çevrenin korunması gerektiğini bilirler. İnsanlar yaşadıkları çevre ile bütünleşirler. İçinde yaşam buldukları çevrenin varlığını sürdürmesi, insanlığın geleceğinin güvencesidir. Bir Kızılderili atasözü der ki; “Biz dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık!” Bu özlü söz bize şunu söylüyor; bu dünya sadece üzerinde yaşayanlara ait değil, gelecekte yaşayacak olan insanlarında hakkı var. Bunun için doğada yapılacak olan değişiklikler, yaşamları güvenceye alan ve zenginleştiren türden olmalıdır. Bu nedenle, geri dönüşü olmayan yıkımlardan kaçınmak gerekir. Şu anda hiçbir kuvvet ve servet, Kaz dağlarını geri getiremez! Sömürge mantığı ile yapılan madencilik sadece yağmacılarını zengin eder. Onlar haksız bir biçimde zenginleşirken; doğa ve üzerindeki tüm varlıklar yoksullaşır. Oysa Kaz dağları talan edilmeden önce yaşamlara daha çok katkı sunuyordu. Doğrudan yaşama katkısı sınırsız ve sonsuzdu. Altın yumurtlayan tavuğu boğazlamak sadece katiline bir kez yarar sağlar. Bu nedenle, çevre dendiğinde şimdilerden ve gelecekten söz edildiği bilinmelidir.


Mavi Didim Gazetesinden Selma Erdal çevreye ilişkin şu gerçeğin altını çiziyor; “Kamu yararını düşünmek yerine, özel yararını düşünen eller şimdi de Didim'i sıraya almış ve artık Didim'e saldırmak için atağa kalkmış. Yalnızca tarihsel, tarımsal, doğal değerleri olan topraklarına göz dikmekle kalmayıp, denizlerini de kirletmek için plan, program yapmış, paralar saçmış. Bilindiği gibi onlar; Didim'de Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi kurmak istiyorlar. Ama Didimli buna karşı çıkıyor; Didimli, Didim bozulmasın, kirlenmesin, turizm kenti olarak varlığını sürdürsün istiyor.
Ve onlar...

16 Ocak 2020 günü ÇED Raporlarını sunup, halkı kandırmak için sunum yapacaklardı. Ama halkın direnmesi sonucu başarılı olamadılar, geri çekilmek zorunda kaldılar. Şimdilik geri çekilen bu efendiler; biliyoruz ki yine gelecekler, yine saldıracaklar, istediklerini almak için belki de birilerini satın alacaklar.”


Demokratik bir ülkede yönetime katılım kanalları açık iken, yereller kendileri ile ilgili kararları; özgür iradi katılımlarla oluşturdukları örgütleri eliyle alırlar. Merkezi yapının veya ona bağlı organların yerel ile ilgili karar üretebilmesi için; açık bir biçimde ülke yararının olması gerekir. Bu karar, ülke savunması ile ilgili stratejik bir karar olabilir veya merkezi kararla uygulanacak olan şey, tüm bireylerin refah düzeyine olumlu katkılar sunmalıdır. Bu karar, ülkenin kalkınmasına ivme kazandırmalı ve istihdama katkı sunmalıdır. Böyle bir katkı yok ise; bir kişi veya bir şirketin çıkarı için yerelin hakları ihlal edilemez, doğanın katledilmesine izin verilemez!


Kamusallık, ortaklaşmanın, katılımın ve güvencenin oluşturduğu değerler bütünüdür. Ortak düşüncelerle beslenen iradi katılımların, devletin temelini oluşturduğu unutulmamalıdır. Buyurgan bir irade her koşulda katılımcı iradeyi sakatlar!


Özgür iradi katılımcı birey, kendi yaşantısını etkileyecek her kararda, doğal katılımcı olarak söz sahibi olmalıdır. Demokrasinin olmazsa olmazıdır katılımcılık. Bireyler sadece ülke yararı olduğu zaman ödün verirler. Toplumun yararı bazı kişiler için yok sayılamaz, görmezden gelinemez! Bu konuda Didimliler haklı direnişlerini kendileri için, çocukları ve torunları için sürdüreceklerdir.