Musa Dinç

Tüm Yazıları


Çevre Kirliliği ve Yaşam Alanımız

  • 04 Haziran 2018 Pazartesi


Musa Dinç / Sağlık İletişim Uzmanı, Sağlık Eğitimcisi, Yazar


“5 Haziran Dünya Çevre Günü ”dür.
Çevremiz ne kadar temiz?
Çevremizi temiz tutabiliyor muyuz?
Çevremizi temiz tutmak, elimizde mi?
Çevremizi nasıl temiz tutabiliriz?
Çevremiz tehdit altında mı?
Bu sorulara yanıt aramak için, çevre kirliliği konusunda beyin fırtınası yapmak gerekir. Anadolu Sağlık Meslek Liselerinde meslek dersleri öğretmenliği görevimi icra ederken Çevre Sağlığı derslerine de girmiştim, ayrıca sağlık memurluğum sırasında da çevre sağlığı hizmetlerinde bulundum. Bu bağlamda çıkınımdaki bilgilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çevresel kirlilik her zaman var olmuştur, ancak son yüzyılda bu kirlilik o kadar artmış ki, insanoğlunun yaşamını direkt tehdit eder hal almıştır.

Dünya üzerindeki kirliliği; “ hava, su ve toprak kirliliği” başlıkları altında toplayabiliriz.
Kirlilik, ekosistemimizi ve çevredeki dengeyi bozar.
Kirlilik farklı şekillerde oluşur;hava, su, toprak, radyoaktif, gürültü, ısı / termal vb.
Hava Kirliliği. Özellikle endüstriyel büyük şehirlerimiz risk altındadır. Arabaların egzozlarından çıkan karbon monoksit gazı, bacalardan, fabrikalardan, taşıtlardan ya da odunların yakılmasından kaynaklanan duman temelde yakıtların yanması nedeniyle oluşur. Kükürt dioksit ve tehlikeli gazların havaya salınması küresel ısınmaya ve asit yağmura neden olur. Bunun sonucunda dünya genelinde sıcaklıklar, düzensiz yağışlar ve kuraklık görülür. Bu durum hayvanların hayatta kalmasını zorlaştırıyor.Havadaki her kirli partikül insanlar için bir tehdittir, akciğerlerde astım ve kanser bu hava kirliliğinin sonucudur. Olumsuzluğun zirve yaptığı mevsim kış aylarında hava kirliliği olumsuzluk yönde zirve yapar.
Su Kirliliği, Dünya’daki canlı türlerinde büyük bir azalmaya sebep oldu.Türlerin neredeyse %60’ı suda yaşar. Su kirliliği birkaç faktöre bağlı olarak ortaya çıkar. Nehirlere ve diğer sulara atılan endüstriyel atıklar, suda bir dengesizliğe neden olup, suda yaşayan canlıların ölümüne yol açmaktadır.
Su kirliliği sadece suda yaşayan canlılara zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda insanlara ciddi şekilde dokunarak tüm besin zincirini kirletir.Kolera, ishal, barsak enfeksiyonları, dizanteri, tifo, poliomyelit (Çocuk felci) gibi su kaynaklı hastalıklar da son zamanlarda artmıştır.
Çok yakın tarihte; Menderes nehrinin endüstriyel atıklar sonucu kirlenmesiyle, nehirde canlı yaşam sona ermiştir; ne yazık ki milyonlarca balık ve yavruları ölerek on yıllık bir balık katliamı yaşanmıştır. Sadece balıklar mı? Hayır, nehir havzasından beslenen ne kadar canlı varsa etkilenmiştir. En büyük korkumuz; Söke, Akyeniköy ovasında bulunan tarlalar nehir sularıyla sulanmaktadır. Burada yetişen sebze ve meyveler haliyle Pazar esnaflarının tezgâhlarında sergilenmektedir. Biz insanoğlu da çok büyük bir risk altında bulunmaktayız. Acilen önlem alınması gerekmektedir.
Deniz kirliliği: Cennet ülkemiz yarım ada konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde istenildiği düzeyde turizm patlaması yaşayamıyoruz. Denizlerimizi mutlaka temiz tutmak zorundayız. Eğer Didim, turistler için bir, cazibe çekim merkezi ise; Didim koylarının temiz oluşundandır. Bazen deniz yüzeyinde tabaka tabaka yağ kitlesi gözüme takılır, işte o anda cinler tepeme üşüşür. Gemi, tekne, deniz taşıtlarından gizlice dökülmüştür muhakkak. Bu nedenle sıkı kontrol ve denetimlerin mutlaka yapılması gerekir.
Toprak kirliliği, insan faaliyetlerinden dolayı toprakta istenmeyen kimyasalların birleşmesinden kaynaklanmaktadır.Böcek öldürücü ilaçlar ve böcek ilacı kullanımı, bitkiler için tehlike demektir.Sanayi atıklarının, madenciliğin kontrolsüz bırakılması da toprağı kirletir. Ayrıca toprak kirliliğinin olduğu yerlerde bitkiler düzgün büyüyemediğinden, toprağı tutamazlar ve bu toprak erozyonuna neden olur.

Gürültükirliliği: Hoş olmayan bir ses olan gürültünün kulaklarımı etkilediği ve stres, hipertansiyon, işitme bozukluğu gibi psikolojik sorunlara neden olmaktadır. 80 desibel üstü gürültü kirliliği, kulak zarını tahrip eder. Endüstrideki makineler, yüksek sesli müzik gibi durumlarda gürültü kirliliğini yapar. Özellikle komşuların bu konuda çok duyarlı olması gerekir. Gece saat 24 ten sonra sesli cihazların kullanımında çok hassas yaklaşılması gerekmektedir. Düğün, müzik hol ve benzeri eğlence mekânlarının gürültü kirliliği yaratmaması gerekir. Görgüsüz, nezaketten ırak bazı soytarı sürücülerin arabalarındaki müziğin sesini sonuna kadar açıp, çevreyi rahatsız etmeleri de can sıkan bir durumdur.

Radyoaktif kirlilik: oluştuğunda oldukça tehlikelidir.Nükleer tesislerin arızalanması, uygun olmayan nükleer atıkların atılması, kazalar vb. nedenlerle ortaya çıkabilir. Doğum, doğum sırasında kanser, kısırlık, körlük ve benzeri kusurlara neden olur. Toprağı, havayı ve suyu etkileyebilir.
Isı kirliliği, Termik ve Nükleer santral gibi soğuk suyu kullanıp sıcak olarak doğaya bırakılması o bölgenin sıcaklığını yükselterek şiddetli iklim değişikliklerine ve yaban hayatının yok olmasına neden olabilir.

Işık kirliliği,bir alanın olması gerekenden fazla ışıklandırılması nedeniyle oluşur.Büyük şehirlerde, reklam panolarında, gece veya eğlence merkezlerinde büyük oranda ışık kirliliğini görebiliriz. Yıldızları neredeyse görünmez kılarak astronomik gözlemleri ve etkinlikleri de etkiliyor.

Tarımsal Faaliyetler:Tarım bilinçli yapılmadığı zaman başta su ve toprağın kirlenmesinden sorumludur. Özellikle günümüzde oldukça sık kullanılan zirai ilaçlar toprağı ve suyu kirletmektedir. Artan Dünya nüfusunu beslemek için kullanılan ilaçlar çevreyi kirletmektedir.

Evsel atıklar: Sanayi ve evsel atıklar bilinçsiz bir şekilde çevreye atılması da çevre kirliliğine neden olmaktadır.

Turistik şehirlerde en büyük problemlerden birisi de alt yapı yoksunluğudur. Bu konuda çalışmalar yapılırken en azından 50 yıl sonrasını hesaba katmak gerekir. Bu görev de belediyelerimize düşmektedir.

Yerleşim yeri yeraltı su kaynaklarının da kirletilmemesi, ayrıca içme suyunu karşılayacak barajlara kanalizasyon sularının bulaşmaması için gereken önlemlerin mutlaka alınması gerekir.

Germencik Jeotermal ve Yatağan Termik Santralleri bölgemiz insan sağlığı ve doğal yaşam açısından hepimizi çok yakından ilgilendirmektedir.

Didim’in havası ve denizi kalitelidir. Kalitemize sahip çıkalım, kirletenleri de uyaralım. Hatta uyarıların da yeterli olacağını zannetmiyorum. Cezai müeyyidelerin uygulanması lazım.
Tüm çevre gönüllüsü dostlara çağrımdır. 5 Haziran / Dünya Çevre Günü’nde herkes yerde bulduğu veya yüzerken karşılaştığı envaı çöpleri toplasın. Bu duyarlılığı başta Didim sevdalılarından ve herkesten bekliyorum.
En büyük temizlik, kirletmemekten geçer.