Selma Erdal

Tüm Yazıları


Çelişkiler

  • 09 Ağustos 2020 Pazar



Bizden öncekiler Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nı gördü, bir de Kore Savaşı'nı... Bizler Kıbrıs Harekatı ile azıcık da olsa savaş korkusunu yaşamış bir nesil olaraktan, Yunan uçakları göremesin İstanbul'u diye mavi elişi kağıtlarıyla kaplayıp da pencerelerimizi karartmıştık o en güzel kentimizi... Oysa 2020 yılında Corona salgınıyla, yalnızca bizlerin değil tüm dünyalıların yaşamı karardı. Tüm dünyalıların gündeminde ilk sırayı küresel salgının korkusu aldı.Ama "ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" ve en önemlisi de "life goes on" diyerek kendini avutan insanlık; başka sorunlarla da karşı, karşıya kaldı, kalıyor ve kalacak da... İşsizlik gibi, aşsızlık gibi, aşksızlık gibi, sağlıksızlık gibi ve özellikle de eğitimsizlik gibi... Örneğin eğitim sorunsalı ki ülkenin geleceğini "dış borçlar gibi" ipotek altına almaktadır. Ve gözlediğimiz kadarıyla özellikle de İmam hatip lisesi ve benzeri okullardan mezun olanların, üniversite sınavlarında aldıkları başarılar göklere çıkarılmaktadır. Oysa hangi tür liseden, listelere girmiş olsa da üniversite adayları ki onlar yap-boz oyunları benzeri sürekli değişiklikler getirilen eğitim düzeninde, egemenlerin kobayları.Dolayısıyla...Üniversite sınav sonuçlarına göre aldıkları puanlarla havalara uçan Z nesli... Ülkede kalmadığından beri eğitimin niteliği/kalitesi... Allame-i cihan saysan da kendini ve de alkış tutsalar sana "eğitimin niteliğini bozanların her birisi" ama sen bilmelisin ki günümüzde yaşanan şu küresel yarışta... Senin aldığın puanın, gireceğin okulun hiç ama hiç kiymet-i harbiyesi yoktur, bilim yerine ilim diyenlerin eliyle ortaya çıkan eğitimdeki bu yozlaşma ve bozulma karşısında...Nerede o dünün ODTÜ'sü, İTÜ'sü, EGE'si ve hatta ULUDAĞ Üniversitesi?... Ne yazık ki evrensel kent anlamına gelen üniversite yerine, medrese benzeri adreslerde yılların kayboldukça; ümmet kadrosundan varlığını sürdürdüğün bu toprakların sınırlarının dışında kimsecikler kaale almayacaklardır seni...
Bilindiği gibi küresel salgın nedeniyle evlere kapatıldığımızdan beri ölüm korkusuyla yaşıyoruz. Kuşkusuz kutsal kitapların da, bilimsel kitapların da buyurduğu gibi her canlı ölümüyle doğar, ama sanki ölümsüzmüşçesine yaşar (dı) özellikle insan olarak tanımlanan canlılar, elbette ki şu küresel salgın öncesine kadar... Ve yaşanan ölüm korkusu yetmezmişçesine herkes felaket tellallığı yapıyor. Ama yoğun bakım hemşiresi plajda... Acilde görevli hemşir bey erkek berberinde... Minibüslerde maskesiz yolcular dip dibe, denetleyen yok...Ama suçlanan, azarlanan, kendi başının çaresine bakmak zorunda kalan halk... Böylesine çaresiz, böylesine umarsız, böylesine umutsuz hiç olmamıştık. Kesin olan şudur ki Üçüncü Dünya Ülkesi'ne dönüştürüldü Atatürkün çağdaş uygarlığı amaç edinmiş ülkesi...
Ve düşüncelerimizde karşılığını bulamadığımız sorular, sorular...Daha önceleri evlerine gitmeleri bile yasak olan sağlıkçılar, sanki hiç bir şey yokmuş gibi halkın arasına karışıyorlar ve yalnızca konuşuyorlar salgın ve etkileri hakkında... Tamam, iyi, güzel, halkı aydınlatsınlar da... Neden karışıyorlar halkın arasına?... Onların taşıyıcı olmadıklarını nereden bileceğiz?...
Üstelik durum onların anlattığı kadar riskliyse, onların rahat davranışları karşısında halk ikilem de kalmaz mı?... Halkın güveni sarsılmaz mı?... Halk arasındaki "doktorun dediğini yap, yaptığını yapma" denildiği gibi mi algılamalıyız bu tutum ve davranışları?...
Ve önemli olan sağlıklı toplum mu, akıllı toplum mu?... Tavuk mu yumurtadan, yumurta mi tavuktan benzeri bir soru... Kendisine bir şey olmayacağını sanıp maskesiz, mesafesiz ve de pis gezenler aracılığıyla Covid 19 salgınının gelmeyecek sonu...

Diyorlar ki en çok cahil ülkeleri vuracak Corona belası... Oysa 20 büyük ekonomi içinde olmasa da kendisi ve yoksulluktan "kızlarını dış ülkelere ihraç ediyor" diye bilinse de toplumsal yapısı yıllardan beri ki o ülke Tayland... İşte o ülkede 70 milyonluk nüfusa karşın 3200 Covid 19 hastası ve 58 can kaybı görülmüş. Üstelik turizmden ekmek yediğini bilen Tayland hükümeti; yalnızca yurttaşlarını korumakla kalmamış, gezginler için de koruyucu önlemler almış. Son söz olarak "İleri demokratik" ve de ekonominin "take off" aşamasına geçen bir ülke ile şu yoksul Tayland'ı karşılaştırmak mı?... Aman efendim, aman "Ne haddimize?" diyoruz ve susuyoruz!...