Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Çare üretmek

  • 25 Ocak 2019 Cuma


İnsan aklı, yaşantısı ile ilgili sorunlara çözümler üreten, gerekliliği tartışılmayacak organlardan biridir. Doğal olaylar karşısında insanlardan yana çözümlere kapı aralayan bir yetidir akıl.
Hayvanların tepkisi, görsellik ve algılar çerçevesinden oluşur. Aynı olaylarla karşılaştığında benzer tepkileri yineleyebilir. İnsanlardaki tepki oluşumu aynı nedenlerden kaynaklanabilir. İnsanların tepkisi basit tekrarları aşar ve zihinsel aktivite devreye girer. Örneğin; tüm canlılar olanakları ölçüsünde sel felaketinden kaçar. İnsanlar, bu tür olaylardan sonra aynı sorunla karşı karşıya kalabileceğini düşünerek çözümler üretmeye başlar.
İnsanlar için çözüme dönük soru “kim” değildir. Çözüm üreten beyin; neden, nasıl, niçin, niye gibi sorular sorar ve yanıtını arar. Sorunlarla ilgili irdelemeler yapar, analizler sonucunda uygun bir çözüme yönelir. Kim sorusu çözüme dönük olmayıp, kabullenişle ilgilidir. Burada pasif bir tepki söz konusudur; sorgulama, araştırma zihni aktif kılar. Savunma ve kabul, zihni durağanlaştırır; gelişimini, üretkenliğini ve seçenek sunumunu engeller.
SORUMLULUK.
Yaratılmış olumsuzluklardan kurtulmak için ve gerçekçi çözümler için neler yapılmalıdır? “Ben” olabilen bireyler için, her çözüm her koşulda yığınları ilgilendirir. Çözüm denen şey, ülkede var olan katılım istemli ve bilinçli tüm bireyleri ilgilendirir. Halk kendisini ilgilendiren çözümlerde tartışılmaz biçimde taraftır. Bu taraf oluş, varoluştan kaynaklanan bir yetkidir, bu yetki sorumluluk gerektirir. Sorumluluk ise, haklarına sahip çıkmayı gerektirir.
Halka ait olanlarla ilgili karar verenlerin, öncelikle kendisine yetki verenlerin hassasiyetlerini dikkate almalıdır. Geleceğimiz, hukukun üstünlüğüne duyulacak saygı ile yakından ilgilidir.
Hangi ülkede, hangi konumda ve hangi koşullarda olursa olsun, bir kişi bir harcama yaptığında önce kendisine hesap verir ki; bu vicdani bir gerekliliktir. Tıpkı bunun gibi harcanan vergiler için önce onaylanması ve sonra da hesap verilmesi gerekir. Hesabı verilmeyen veya verilemeyen her harcama her koşulda şaibelere neden olabilir(!)
YENİDEN İSYAN(!)
Yoksulları doyurmak kolaydır, sorun olan varsılların doyurulamamasıdır! Sermayeyi besleyen kitleler zayıflayınca, şiddetin yolu açılmış olabilir. Sermaye kriz koşullarında daha büyük vurgunları en temel gereksinimler üzerinden gerçekleştirebilir. Bu noktada yeni yoksullaşan(orta kesim) kesimlerin öfkesi devreye girer. Bu koşullarda şiddetten söz edilebilir. Gandi; “İşsizlik en büyük işkencedir!” derken böyle bir noktayı işaret eder. Toplumlarda isyanlar, yokluk ve yoksunluklardan kaynaklanan bir yeniden paylaşım talebidir denebilir.
İktidarın kendisini devlet yerine koyması sağlıklı bir yaklaşım değildir. İktidarın bazı kararlarına karşı çıkış, vatandaşların yurtseverliğinden kaynaklanmış olabilir. Tank-Palet fabrikasının özelleştirilmesine karşı çıkış bunun örneklerindendir. Bu davranış iktidarın eylem ve kararına karşı çıkıştır ki; bu devlete karşı oluş şeklinde değerlendirilemez! Ayrıca, haklı temellere dayandırılan karşı çıkışlar, bireylerin temel haklarındandır!
Dök sevdanı erkenci bahara…
Çiçeğe dursun umutlu akşamlar,
Cemreler sarsın közlü yüreğini;
Seninle başlasın baharlı sabahlar!..