Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Çalmak

  • 15 Mayıs 2019 Çarşamba


Türk Dil Kurumu sözlüğü çalma sözcüğünü ayrıntılı bir biçimde yanıtlıyor:
1.-i, -eBaşkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak
"İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı." -F. R. Atay
2. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak
"Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu." -R. E. Ünaydın
3. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak
"Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır." -R. H. Karay
4.nszSes çıkarmak, ses vermek
"Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir." -R. N. Güntekin
5. Atmak, çarpmak, vurmak
6. Üzerine sürmek
"Ekmeğin üzerine yağ çaldı."
7.-iBozmak, zarar vermek
8.-iKumaşın bir parçasını kesmek
9. Madeni oymak, kalemle işlemek
10.-eBenzemek, andırmak
"Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi." -S. F. Abasıyanık
11. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak
12.-iSüpürmek, temizlemek
"Tozu çalmak."

İlk sırada çalma olgusunun özü hırsızlık olarak saptanıyor. Hırsızlık, başkalarına ait olan şeylerin alınması eylemidir. Başkasına ait olan şeyler, kendisine ait olmayan her şeydir. Bu her şeyin kapsamında mal, hizmet, ün ve hak edilmemiş her şey var. Örneğin, sınav sorularını çalmak; başkalarının geleceğini yani hayatını çalmaktır. Umudunu, düşlerini ve hayallerini çalmaktır! Bireyin olası yaşantılarını ve insanlığın yaşantısına katkı sunabilecek pozitif gelişmeleri çalmaktır.
“Atı alan Üsküdar’ı geçti.” Öz deyişimizde hak veya hakların gasp edildiğini işaret eder. Kendisine ait olmayana el koymayı anlatır. El koymak, haksız bir sahiplik kazandırır. Toplumda güçlü olmanın ölçüsü sahipliklerle ölçülür. Sahip olan hükmeden, düzenleyen ve paylaştırandır.
Paylaştırmak kendisiyle birlikte kimlerin güçlü olacağına karar verme taraflılığıdır(haksızlığı). Taraflılık adil ve özgür olmama halidir. İstanbul yerel seçiminin yenilenmesi böyle bir yanlılığı ve hukuksuzluğu göstermektedir. Mağdur olan tarafı hırsızlıkla suçlamak, bir başka halk söylemini çağrıştırıyor: “Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır.” Anımsanacağı gibi; CHP’liler oy torbalarını hırsızlardan korumak için gece-gündüz nöbet tuttular(!)
Çalanlar, minareye kılıf uydurmakta uzmanlaşmışlardır: “Fakir fukaraya yardım ayaklarıyla mütedeyyin insanlarımızdan bağış topluyor, Afrika’da açları doyuruyoruz dümeniyle kurban parası topluyor, Somali’de dana kestik, Uganda’da kavurma yaptık, Tanzanya’da iftar verdik filan diyerek, bağış paralarını Pennsylvania’ya havale ediyorlardı.”(Yılmaz Özdil)
Çalanlar, fiili olarak suçlu olanlardır. Fiili olarak suçlu olanlar kadar, çalmalara zemin hazırlayanlarda suçludur. Her vatandaşın en az üç çocuk sahibi olmasını istemek her koşulda art niyetli bir suça zemin hazırlama işlemi olabilir. Suriyelilerin ülkelerine dönüşlerine veya başka ülkelere gidişlerine engel olmak da hırsızlığa ve haksızlıklara zemin hazırlamak olarak değerlendirilebilir.
İstanbul yerel seçimi sonuçlanıncaya dek aklımıza gelmeyen ve hayal edemeyeceğimiz yalanlar duyacağız. Bu malzeme sıkça ve yıldırıncaya dek kullanılacak. En büyük yalanlar en çok çalanların çokça başvurdukları bir yöntem. Ne yazık ki, halkımız cahil bırakıldığı için, en çok, en az bildiklerine inanmaya devam ediyorlar.
Sonuçta üç-beş ağaç da bizim gibi canlı…
Ayaklanan özgürlükler ağaçlara yaslandı.
Yürekli birileri yuvarladı kurtuluşa kartopunu,
Dayandı özgürlük çığı yaşamın kapılarına!