Musa Dinç

Tüm Yazıları


Çağın Hastalığı / Telefonla dolandırıcılık

  • 10 Temmuz 2018 Salı


Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı, Yazar
Yüreğimden Damıtılanlar –XXI-

Son zamanların sosyo patolojik veya kişilik bozukluğudur.
Kişilik bozukluğu sergileyenler son zamanlarda gözüne kestirdikleri avına telefon ederek, korkutarak, yıldırarak dolandırmak, üçkâğıda getirmek. Bu şeytansı meziyetleri taşıyanların salt çoğunluğu kişiliksiz, karaktersiz, genetiği bozuk, şeref yoksunu, adına ne derseniz deyin, yakışır.
Bir dönem kap kaç hastalığı çok yaygındı; insanlar şehrin en işlek caddesinde cep telefonunu, cüzdanını veya el çantasını kapkaççılara kaptırarak mağdur olurlardı. Hatta en vahimi takılarıyla dolaşan bir genç kız veya evli bir kadının can güvenliği bile yoktu. Şimdi her geçen gün farklı versiyonlarla karşımıza çıkmaktadır. Haberlerde hep duymuşsunuzdur. Falan, filan ünlü dolandırıldı.
Yurttaş ne yapsın?
Enflasyon altında ezilmemek için yaşam mücadelesi mi versin, yoksa bu üçkâğıtçı asalak bozuntularıyla mı uğraşsın?
Zar zor aybaşını getirip, geçinmeye çalışan namuslu emekçi; ağır vergilerle mi boğuşsun?
Yoksa ne i düğü belirsiz seviyesi düşük, eğitimsiz sokak serserilerinin dolandırıcılıklarına mı maruz kalsın?
Vatandaş ne ister?
İnsanca yaşamak ister.
Vatandaşlık bilinciyle hareket eden namuslu insanlara yaşam hakkını kim sağlar?
Bozuk gıdalara karşı kim korur?
Vatandaşın can ve mal güvenliğini kim sağlar?
Elbette, devletin koruması lazım.
Devleti yönetenlerin en büyük sorumluluğu, dürüst vatandaşını korumak, haklarının gasp edilmesine karşı çıkmak ve el üstünde tutmaktır.
*
*Yeni Neslin İşeme Özgürlüğü
Yeni neslin salt çoğunluğu, sanki daha çok özgür; bugün üç genç otuz metre yakın mesafemde ikisi 2,5 litrelik cola şişesini büyük iştahla açtılar, diğeri de bir bira şişesinin kapağını açtı ve kafaya dikti; ben de boğazım kurumasın diye hazır su pet plastik şişesinden azar azar su içiyordum.
Sırtımı bir palmiye ağacına dayadım, yanımda getirdiğim iki kitaptan her birisinden otuzar sayfa okudum, gözlerim yoruldukça da arada bir denizdeki yelkencileri uzaktan izledim.Gençlerin dünya umurlarında bile değildi, yarım kiloya yakın çekirdeği çıtlatarak, kabuklarını rastgele etrafa saçtılar; bu kadarı olsa yine iyi, gençlerden biri arkası bana dönük vaziyette o biçim işedi. Ben de çok su içtiğimden, benim de su dökme ihtiyacım vardı, ama ben nereye işeyeceğim? Etrafa göz gezdirdim, tuvalet falan filan yok, yakınlarda kahve, cami, lokanta da yok; ama bulunduğumuz mekân sayfiye bir yer değildi, nadiren de olsa insanların gezip, dolaştığı bir güzergâhtı.
Gençler işemeyi aklıma soktular bir kere! Üzerinde oturduğum kilimi topladım, kitaplarımı ve çantamı aldığım gibi arabama yerleştim, tamı tamına yirmi beş dakika tuvalet aradım. Hani rahmetli Kemal Sunal'ın bir filmi vardı, hani o da aklıma gelmedi değil, " Şuraya koy ver gitsin " misali tuvalet aradım, bereket versin, gözleme, tost ve sadece kahvaltı veren küçük bir lokanta gördüm. İçeriye baktım, yaşlı bir teyze; dayanamadım can havliyle ama biraz buruk ve çekingen:
"Affedersiniz, küçük bir su dökme yeriniz var mı? "
Çok ciddi ve soğuk bir tavır takınarak: " Var " dedi, işaret parmağıyla gösterdi.
"Kullanabilir miyim?"
"Olur, "dedi, aynen rahmetli Kemal Sunal'ın filmdeki gibi rahatladım,
çıktıktan sonra:
"Borcum efendim?"
"Hayır, yok," dedi.
Teşekkür ettim. Küçük lokantadan tam çıkacağım sırada kendimi borçlu gibi hissettim. İki kiloluk kaplar içinde siyah sele zeytin gözüme ilişti, içimden:
"Bari boş çıkmayayım," dedim ve zeytin satın aldım.
*
*Çöplükten yemek toplayan birisinin tek amacı vardır: Karnını doyurmak, midesine bayram çekmektir.
*Bayramı yaşayanlar
Bir eli yağda, bir eli balda olan.
Kat, yat ve mevduatı olan.
Keyfi yerinde olan.
Tasası olmayan.
Yarınından umutlu olan.
Can ve mal güvenliği olan.
Huzuru yerinde olup, ailesiyle beraber olan.
Baskı ve zulüm altında kendisini hissetmeyen.
Hasret ve özlemi giderilmiş olan.
Gurbet ve sıla özlemi olmayan.
Sevdiğini yitirmeyen
Canı istediği zaman yurt içi ve yurt dışı seyahati yapan.
Cebi her zaman sıcak olan ve sevgilisiyle aşk yaşayan.
Devletin tüm imkânlarını kendisi ve ailesi için kullanan.
İstediği meyve, sebze, çerez ve viskiyi yaz, kış fark etmez, mutfağında bulunduran.
Din kurallarını kendisine göre yontan.
Müstesna olarak, gerçekten inanç sahibi mümin olan.
Tertemiz duygularla donanımlı olan melek çocuklar ve minik torunlar.
Ve en önemlisi sömürüden ırak olup, baskı altında kendisini hissetmeyen
Psikososyal ve ekonomik yönünden özgür olanlar.
Gamsız ve kaygısız olanlar,
Deliye her gün bayram.
*


“Bir bahçesiyle, bir kitaplığı olan insanın; başka bir şeye gereksinimi olmaz. “ / Konfüçyüs.
*Ben de öyle yaptım.

***