Musa Dinç

Tüm Yazıları


Bursa Gezi İzlenimleri -1

  • 26 Mart 2018 Pazartesi


Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı, Yazar
Bursa Gezi İzlenimleri -1
Bursa’ya gitmeye karar verdim; üç amacım vardı, birincisi sekiz ay önce doğan torunumu görmek, oğlumla ve torunumla hasret gidermek, ikincisi de yedi yıldan beri Bursa Tüyap’tan uzak kalmanın acısını çıkarıp, yeniden Bursa Tüyap Kitap Fuarı’na katılarak Bursa ve çevresindeki yazar dostlarımla buluşmayı sağlamaktı. Üçüncüsü de kurucuları arkadaşlarım olan İnegöl Güven Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde “ Empatik İletişim “ konulu bir sunum yapmak / yazarlığım ve kitaplarımla hakkında bir söyleşi ve imza şöleni gerçekleştirmek; ayrıca oğlumun rehber öğretmen olarak görev yapmış olduğu ilk, orta ve liseyi kapsayan bir okulda, yine bir söyleşi ve imza günü gerçekleştirmekti.
Haliyle bir hayli hazırlıklı ve donananımla hediye mediyeleri de unutmadan, dizel olan arabamla yola çıktım; arabam her ne kadar markası Ford olsa da, iki yıl oldu acenteden alalı; ama lort olamadım henüz.
Her neyse Bursa / Osman Gazi İlçesi Altıparmak Selimiye Mahallesi’nde ikamet eden oğluma konuk oldum. Kendisi on beş yıldır bilfiil burada oturmaktadır. Konu komşu herkes tarafından tanınır ve sevilir.
Fuar’ın açılış günü 17 Mart Cumartesi günü saat 16’00 da Edebiyatçılar Derneği Standında imza günü ve okurlarla söyleşim olacaktı. Trafiğe ve fuarın kalabalık izdihamına kapılmamak için Bursa Tüyap Kitap Fuarı’na erken gittim, sağ olsun oğlum Fuar’a kadar rehberlik etti bana; zaten kendisi de rehber öğretmen olarak bir özel okulda çalışmaktadır. Saat 16.00’ ya kadar yazar dostlarım, yayınevleri stantları ile derneklere ait stantları ziyaret ettim. Saat 16.00’ dan sonra kapanışa kadar yazarlar olarak birbirimize karşılıklı kitaplar imzaladık. Fuara sanki ölü toprağı serpilmiş gibiydi. Hayatımda bu kadar sönük bir fuarla ilk defa karşılaşıyordum. Bursa, bursa olalı, böyle sönük bir fuar görmedi. İlk kez böylesi performansı düşük bir Tüyap’a ev sahipliği yapıyordu. Bereket versin, bir kitap, ederi karşılığında imzalayabildim. Neredeyse siftah yapmadan ilk günün mesaisi bitecekti. Tabii ki kitaplarımdan on tane karışık kitabı dost ve ahbaba hediye olarak imzaladım. Siftah yapmadan tezgâhını kapatan yayınevi, yazar dost ve arkadaşlarımı da gördüm ve bizzat ağızlarından duydum. Haliyle üzüldüm; akşama doğru oğlum, tekrar fuara gelip kılavuzluk yaptı, eve gelmem için. Bursa trafiği de allak bullak, yollar kazılmış, caddeler daraltılmış; sözüm ona yeraltı treni çalışmasıymış.
Hani derler ya: ‘Perşembenin gelişi çarşambadan belli.’ Fuarın 2. günü için kendi kılavuzluğumu kendim yaptım, hiç sapma olmadan fuara kadar arabamla gidebildim, akşam eve dönerken de zorlanmadan evin yolunu bulabildim. Kitap satışı ilk güne göre fena sayılmadı, ama istediğim gibi de değildi. Tabi ki bu söylemlerim, herkes için geçerliydi. Kitap satışları konusunda halinden memnun olanla hiç karşılaşmadım. Adana Tüyap, Diyarbakır Tüyap; hele İzmir Tüyap Kitap Fuarlarındaki kitap satışlarını baz aldığımızda, Bursa Tüyap Kitap Fuarı gerçekten çok cılız kalıyordu.
Hafta içi olan bir günde sırf gözlemlemek için ziyaret ettim, ilk günlere göre, gözle görülür bir canlanma vardı; ama vatandaşın alım gücü, olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle kitap alma konusunda, vatandaşa geri adım attırıyordu.
Fuar’ın son iki günü bir nebzecik de olsa yazar ve katılımcı yayınevlerinin yüzünü tebessüm ettirebiliyordu, ama yeterli düzeyde değildi.
Bursa Türkiye’nin dördüncü büyük ili ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti.
Bursa kozmopolit bir ilimiz, şeftalisiyle, tekstiliyle, Gemlik zeytiniyle; Uludağ’ı da meşhur, bir de İskender kebabını da yabana atmayalım yani. Tarihi mekânlar; Ulu cami, Hanlar, Kapalı Çarşı… Bursa’da yerli araba üretimini teğet geçmeyelim.
Bursa çok göç alan bir ilimiz. Bursa’da çok Artvinli’ de var, bazen içimden derim ki:” Bursa’ya Burtvin,” diyelim. Bursa’ da: Boşnak, Arnavut, Tatar, Selanik göçmeni, Romanya göçmeni; yanı sıra Doğu ve Güneydoğu’dan da yoğun bir göç almıştır. Bu kadar göç Bursa’ya kültür konusunda bir zenginlik de katmıştır, buna rağmen Bursa dokusunda yine bir bozulma olmamıştır. Heterojen yapısı korunmuştur.
Zira gel gelelim vahim konuya; asıl irdelenmesi gereken konuya girelim artık.
Onu da devamı niteliğinde olan yazımda belirteyim.
***