Ünsal Yalçınkaya

Tüm Yazıları


Bunun bedelini ağır öderiz.

  • 27 Şubat 2018 Salı



Büyük oynuyorlar
Haberiniz olsun yada olmasın oyunun bir parçası yapıyorlar,
Hiçbir zaman dışında değil hep içinde tutarak oynatıyorlar ve oynuyorlar,
Küresel güç olmak böyle bir şey olsa gerek.
Sende bu oyunun bir parçası olmak için can atarsan,
Koltuğa,
Ranta,
Hatta ve hatta hıyanet ve ihanet içinde olmak için can atıyor olduğunu görürlerse,
Yemede yanında yatarlar…
Şöyle bakıyorum da Tanrım bu toprakları var ederken hiç esirgemediğini görürüz,
Her şeyimiz yerli yerinde,
Yok,yok
Ama eksik var,
O da ne,
Sahip çıkmak,
Varlığını sahip çıkmak,
Hıyanet ve ihanet içinde olmamak.
Hani şair demiş ya,
Toprağı sıksan şüheda fışkıracak diye,
Gerçekten şu bereketli topraklarımızın bir kıymetini bilebilsek
Ne acıdır ki tanrımızın bize verdiği o güzellikleri yok etmek için yarış halindeyiz.
Ülkemin en ücra köşelerine gitmeye gerek yok,
Küçücük bir belde olan AKBÜK’e şöyle bir bakmamız yeterli, dağını taşını şöyle bakmamız yeterli,
Tanrım hani vermiş de vermiş,ama biz,
Yok etme yarışında birbirimizi gırtlaklamak yarışındayız.
Şu Cennet köy yeşili ve mavisinin kucaklaştığı AKBÜK boğuldu, bir yerde GIRTLAKLANDI.
Dünya Medeni milletlerinin yaşadığı yerleşim yerlerinde tarih boyunca planlamalar vardır,yapılan kazılardan görüyoruz,
Bunu tarihi eserlerde de açıca görmekteyiz,
Ne acıdır ki Mühendisler,Mimarlar eliyle rant uğruna kıyılmış bir köy
Planlama hiç yok,
Projeden bi haber yöneticilerin kıyımına uğramış bir yerleşke.
Kanunlarımızda yazar,
Özellikle İmar kanunun en başında yazılmıştır,
ALT yapısı planlanmamış,yapılmamış bir yerleşim yeri İMAR’A açılmaz der,
Gelin görün ki ne alt yapı ne de üst yapı,hak getire.
Akbük de şu an alt yapı kanal kazısı var,su şebekesinin hattının patlatılmadığı gün yok,her gün sular kesik.
Güzel AKBÜK’ün mavisi alt yapısı olmadığından sanki eski İzmir körfezi, İstanbul da Haliç,
Arkasındaki yeşil örtü yerle yeksan,
Her taraf Kelaynak, delik deşik,
Tepelere varana kadar Betonlaşma,inşaat,
Köy içi mevkiinde yeşil alan kalmadı desek doğru olur.
Aşağı yukarı Avrupa’nın gezilmedik devleti kalmadı benim için,
Böyle bir rezaleti beğenmediğimiz Yunanistan da bile görmedim.
Böyle mi kalkınıyoruz,
Balık baştan kokar derler ya,Hükümetlerin yıllardır sürdürdüğü Ekonomik ve Kalkınma modelleri gereği Betonlaşma ve Satıp savma politikaları ile yeni sistem üretmeden tüketme.
Savurganlık,
Beton için Mıcır ve taş,
Taş için Dağları kelaynak gibi oyup taş ocağı,
Tanrının bize bahşettiği yemyeşil doğa PERİŞAN,
Ne zeytinlik, ne orman nede yeşillik.
Doğamızı kendi ellerimizle yok etmekte üstümüze yok.
Bir gün gelecek bu doğa bizden bunun hesabını soracak…