Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Bunca insan Ergenekon’dan boşa yattı

  • 14 Temmuz 2019 Pazar


Değerli dostlarım; bazen yaşananlara öyle bir sinirleniyorum ki, kelimelerin kifayetsiz kaldığı zamanlar yaşıyorum. Hatta, bu kızgınlıkla İktidar ve Muhalefetin düşünceleri karıştığı zamanlar bile oluyor. 5 Temmuz tarihli “Ergenekon iftirası son buldu” başlıklı yazımda da, yaşanan iftiralara kızgınlığım nedeniyle muhalefet ne yapacak demişim. Hepinizden özür diliyorum. Aslında iktidar bu insanlara ne diyecek diye yazacakken, aklımın gelgitlerle karıştığı zamana denk gelmiş olması beni üzdü. Neyse biz işimize bakalım.

Değerli dostlarım; bu gün konuşulanlar, bir zaman sonra karşımıza çıktığında bu söz neden edildi diye düşünmeye gerek kalmamalı. Ergenekon olayları çıktığında, adeta insanın tüylerini diken diken ederek hayrete düşürdüğü günleri hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Sokaktaki vatandaş “Gördünüz mü bakın, memleketi ne hale getirmişler” diyerek, yapılanlara karşı alkış tutmuşlardı. Acaba bugün bu alkışı tutturanlar halktan nasıl bir özür dileyerek af isteyecekler. Yapılanların tamamından ortaya koyulan bir çok sıkıntıları birlikte gördük. Bu sonucun günahını kimler çekecek. Nasıl hesap verecekler. Bu hesap öyle böyle hesap değil. Eğer ki bu hesap gerçekten birilerinin hakkını yemek anlamındaysa, ödenmesi zor bir borçtur. Birilerinin keyfiyetiyle hareket ederek, ordunun sırlarını ele geçirmek ise işin daha kötü boyutudur ki, burada hakkı yenilen sadece bu uğurda başı derde girerek içeride yatanlar değil, tüm ulusun insanlarıdır. Fikir ve sınıf ayrımı yapılmadan, tam bağımsız bir devletin bağımlı hale getirilmesidir. Böyle bir durumun ne özrü olur ne de ötede ödenecek basit bir borcu.
Değerli dostlarım; geçmişte bu uğurda neler olduğunu hatırlamak istemiyorum. Kimse istemez. Bir sabah yataktan kalkıyorsunuz, haberlerde flaş alt yazı geçiyor. Albay Tatar beylik tabancasıyla yaşamına son verdi. Eğer inanıyorsanız, dini inanca göre canı veren canı alır. Daha kimler var o tarihte. Sıkıntı nedeniyle eşinden ayrılanlar, yuvası dağılanlar. Çocukları tahsilini terk edenler. Her gün cezaevlerine işini gücünü bırakarak sıkıntılı ve ne olacağını bilmeden sokaklarda bekleyenler. Rütbeleri sökülenler. Yapmadıkları bir iş için cezaevinde yatarak kahrolanlar ve sonucunda kanser olup ölenler. Bunun bedeli özür ile olmaz. Bunun bedeli ötede de ödenecek gibi değil bence.
Değerli dostlarım; Harbiyeli mezun olurken, ben savaş mesleğini seçtim ve bu uğurda ölmeye geldim diyerek mesleğine atılır. Bu görev vatanını ve milletini korumak görevidir. Bu görev, emperyalistlere karşı vatanı savunma görevidir. Bu görevin içinde sağı, solu olmaz. Bu görevde renk olmaz, dil olmaz, din olmaz. Bu görev vatanın bütün topraklarındaki herkesi korumak adına kapsar. Çete başının ABD tarafından gönderilmemesinin sebebini benim söylememe gerek yok.