Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Bugün ile ne alakası var?..

  • 06 Mart 2018 Salı




İnanç ve düşünce, beynin ve ruhun ayrı kulvarlarında oluşur, farklı nitelik ve içeriklerle yüklüdür.
İnanca, düşüncenizle dokunmamalısınız.
Düşüncelerinizi, inancın ön kabullerinden kurtarmalısınız.
Eğer bu birbirinden temelinden farklı iki öğe [oluşum, unsur ve bütünlüğü] birbirine karıştırırsanız, ortaya çıkan çorbanın içinde boğulur, çağınızın dışına düşersiniz…
Çağınızın dışı, tarihsel sürecin gerisidir.
O ortamda geçerli olan siyaset ve/veya eğitim işlevinin hedefi, verileni olduğu gibi kabul eden, düşünmekten uzaklaştırılarak yozlaştırılmış “sürü”cükler yaratmaktır.
Sürü değil, sürücükler…
“İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle”den oluşmuş bir millet değil…
Bölünmüş, ayrıştırılmış, ötekileştirilmiş etnik farklılıklar ve türlü/çeşitli tarikatlar biçimine indirgenmiş bir ümmet…
Düşüncesini ve karar verme yeteneğini “tek-bir-adam”a ipotek etmiş kişiliksiz bir “insanlar” topluluğu…
Böyle bir ortamın yaratılması özen ister, sabır ister, inatçı ve sürekli bir emek ister.
Dipten-göğe doğru uzanan bir strateji ister.
Derin örgütlenmeler gerektirir.
Endüstri aşamasına ulaştırılmış [geniş ve derin] bir yandaş medya örgütlenmesine gereksinim duyar.
Bu noktada önemli olan “gerçek” değildir; gerçeğe ulaşmak için gösterilen entelektüel çaba değildir.
Üretimin hedefi, kitleleri hissi olarak etkileyebilecek ajitasyon ve yorum içerikli senaryolar ve kurgu mahsulü dokunaklı öyküler oluşturmaktır.
“Önce İnsan” hedefi -artık- çöp kutusundadır.
Yerleşik siyasetin ekseninde “insan” amaçlanan özne değil, güdülmeye odaklanılan bir nesne durumundadır.
Medya, resmi eğitim ve sair beyin yıkama araç ve aygıtları, insanı öğüten ve birbirlerinin fotokopileri haline getirmek için uğraş vermeye yarayan aletlerden ibarettir.
Böyle bir toplumda her şey, satılabilir ve satın alınabilir metalara dönüştürülmüştür. Satıcı, sistemli bir biçimde alıcısını yaratmıştır… Dolayısıyla reklam, gerçeğin yerine geçmiş, onu işgal ederek, yok etmiştir.
Aydınlar, artık düşünce üreten ve sorgulayan toplum ve kültür öncüleri değil; önceden belirlenmiş “kanaat”lerin profesyonelleşmiş “önder”leridir… Amaç, toplumu yönlendirmektir. Ne tarafa?.. Yine önceden belirlenmiş belirli istikametlere…
Mesele maçı kazanmaktır… Sahada oynayanların görevi başkadır; tribünleri ateşlemekle görevli amigoların işlevi başkadır.
Hakemi dahi amigolardan seçilen böyle bir maçın fikir babası ise, kadim düşünce haydudu, Makyavel’dir.
Ne demiş adam?
“Gayeye varmak için her yol meşrudur!”
Siyasette amaca varmak için her türlü yolun kullanılması gerektiğini söyleyen ve her yolu meşru gören ve böylece siyasi haydutluğun ideolojisini oluşturan Makyavel, her türlü ahlak kuralını hiçe sayan teorisi ile dürüstlük ve ahlaktan yoksun bir siyasi yöntemin kurucu-babası sayılıyor…
Ama bütün bunları şimdiki zaman için yazmakta olmamız oldukça anlamsız... Çünkü adam, 1469-1527 yılları arasında yaşamış.
Bugün ile ne alakası var?..

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com