Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Bu ülkede sanki okuma seferberliği yoktu

  • 01 Ekim 2018 Pazartesi


Fakir fukaraya acısam mı acımasam mı bir türlü karar veremiyorum. Eskiden sokakta dilenen dilenciye bile üzülür, elimden geldiğince yardım ederdim. Şimdi o bile duygu sömürüsü yapıyor. Kucağına aldığı minik çocuğunu alet ederek dileniyor. Hadi eskiden böyleydi de günümüzde ne olacak acaba diye de yeni evhamlar la doldu yürekler. Memlekette her köşe değil, her sokağın, her iş yerinin, her evin kapısında bir dilenen olacak devire geldik.
Her sabah yaşanan bu duygusallığın çok daha fazlasını evde annem çekiyor. En çok kullandığı kelimelerden biri vah vah, ah ah, tüh oldu. Sebebine gelince, acıma hislerinden kaynaklı, her sabah açtığı ve dramatize edilen televizyon programlarının verdiği duygusallık. Bence duygusallık demeye içim varmıyor ama, mecburen annemin yüzünden o programlara kulak kabartıyorum. Biz neredeyse sokakta duran çöp kutularını eşeleyecek hale gelmişken, geçenlerde programda Myanmar’da yaşayan Arakanlar için yine para toplanıyor. Ülkeme şöyle bir bakarsanız, Arakanlar kadar bizde sadece bir şehirde insan var artık. Yaşama azmini yitirmiş, evime nasıl para getiririm diye düşünen, aldığım ücret ile çocuklarıma nasıl bakarım diye düşünen, kendisini gururuna yediremeyip köprüden atan insanlar bir hayli çoğaldı. Ne arakanı ya, biz bu ülkede çok desteğe muhtaç hale geldik. Benim çok şükür yetecek yiyecek kadar param var. Belki aç kalmam ama, ülkede açlık ile yarışan mücadele eden milyonlarca insan var. Ülkemde yaşamakta olan köylüm artık tarlasını süremiyor ve çocukları ile birlikte onların iş bulma umuduyla göç ettikleri şehre göçüyorlar. Bunların tamamı paraya muhtaç haldeler. Günümüzde bile halen asgari ücret ne olacak diye umutla bekleyenlerin sayısı, neredeyse ülkenin yarısından fazlası oldu. Gel sen şimdi Arıkanlılara üzül bakalım.
Atatürk bu ülkeyi küllerinden var ederken, yaptığı yenilikler ile dünyadaki tüm ülkelere örnek oldu. Halen onu anmakta olan ve yaptığı yenilikleri örnek alan ülke sayısı gittikçe artıyor. Bu böyleyken, biz hala o değerli insanı, yıllar sonrasını8n düşüncelerini o günlerde bilerek bize modern bir ülkeyi bırakmıştır. Halen onun o savaş yıllarından sonra düşünceleri ile yıkılmadan ayakta kalıyorsak, attığı sağlam temellerin nedenindendir. Atatürk’ün en önemli yeniliği, eğitim sistemidir. Bu sayede yok denecek kadar az olan okuma yazma oranını kısa sürede arttırarak, gelecekte daha güzel günlere gelineceğinin müjdesini vermiştir. Başlattığı okuma yazma seferberliği ile, ülkemiz bir çok ülkeyi geride bırakarak, güçlenmiş kültür seviyelerine gelmiştir. Şimdi gel de sen üzülme. Biri çıkıyor ve ben bu ülkede okuma bilmeyenlere yeni uyguladığım sistem ile kurslar açarak okuma oranı yükselsin diye seferberlik ilan ediyorum diyor. Bu güne kadar okumamak için bir tarafını yırtanlar, nasıl olduysa şimdi neredeyse sokağa çıkıp bağırmadıkları kaldı. Bu ülkede okuma seferberliği daha önce yoktu da, siz ormanlarda mı yaşamıştınız? Hayır konu bu değil. Atatürk’ün getirdiği bu güzellikler işinize gelmediğinden, bu medeniyetten öç almak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Alet olanlara yazıklar olsun ne diyelim. Hatırlatmak istiyorum. Benim gibi düşünen herkes, bu ülkede halen okuma için mücadele edenlere sevgiyle bakıyoruz. Bir tek üzen konu, sanki önceden bu ülkede bağnazlık ileri gitmiş de, şimdi ortadan kaldırılıyor imajı veriliyor. Beni üzen bu.