Selma Erdal

Tüm Yazıları


Bu Ülkede

  • 18 Eylül 2019 Çarşamba


Bu ülkede zenginin malı, züğürdün çenesini yorar… Devlet varsıla gözünü yumar, vergiyi sıradan yurttaşlarına sorar.Her bir vergi dairesinin kapısında da yurttaşla alay edercesine o veciz sözler yazar:- VERGİLENDİRİLMİŞ KAZANÇ KUTSALDIR.

Bu ülkede "Aile İçi Şiddet Yardım Hattı" için verilir 0212 6569696 kodlu telefon numarası ve numaranın altına yazılır ARAYIN SESİZ KALMAYIN önerisi...Aranınca ne olacaksa?... Nasılsa gelecek ardından; KOCANDIR, BABANDIR, AĞANDIR öğütleri... Ardından TELEVİZYONCULARDAN DA SABAH PROGRAMINA ÇIKARALIM önerileri...
Sonra yine eski tas, eski hamam... Dayağı yiyen evdeki KADIN, ANA, değil de sanki mahalledeki İMAM... Ne yazık ki akıl veren çok olur, ama çözüm bulacak olanlar, bulması gerekenler yok olur ortalıktan...
Bu ülkede...Rumeli-Balkan halklarını devşirme diye dışlarlar, Türk takımı diye 11 yabancıyı sahaya salarlar. GS'nin 11 lejyoneri top koşturur Fransa'da Şampiyonlar Ligi uğruna...
Takımın başında da "yerli ve milli" Fatih Terim abileri... Sonuç; sıfıra sıfır, elde var sıfır, FETÖ el attığından beri ayaktopçulukta başarı işleri kısır.
Bu ülkede "enflasyon çocuğu olarak" doğduk, büyüdük, yaşam yolculuğunda düşe, kalka yürüdük. Ama bir türlü gün yüzü göremedik desem,bilirim ki çoğunluk benimle aynı düşüncede...Ne demiş Marx deden ?... Altyapı, üstyapıyı belirler. Halkın cebi, dolayısıyla karnı boşsa, nasıl Allah der?...
Dese, dese ALLAH ALLAH NEDİR BU KRİZ, AÇLIK, İŞSİZLİK der. Bu bağlamda daha açık bir anlatımla altyapı, ekonomik yapıyı tanımlar ki ekonomik yapı bozuksa, halkın da morali bozuktur, çünkü evde ekmek, aş yoktur. Altyapı bozuk olduğu için de üstyapı da bozuktur. Çünkü para yokken kim eğitime yatırım yapacak, kim kitap alacak, kim operaya, tiyatroya, sinemaya, konsere gidecek, kültürel gelişimini nasıl gerçekleştirecek?...
Sonuç olarak ekonomik yapı çöktükçe, sosyal yapı ki Türkçesi ile toplumsal yapı da çökecek... Bu bozuk düzen bakalım daha ne kadar sürecek?...
Bu ülkede yarı aç, yarı tok yaşarken halkımız, sırtımızda kambur üstüne kambur mülteciler... İşsizlik çığ gibi büyürken, mültecilerin ülkemizde doğan bebeleri tıpış, tıpış yürürken... Anadolu'nun Memedçikleri; Ortadoğu bataklığında can verirken...17 Eylül 2019 günü Ankara Çankaya'da toplandı; Rusya, İran ve Türkiye Cumhurbaşkanları... Bir bakıma "Suriyeli fesadları bırak, Esad'la barış" toplantısı gerçekleştirildi. Ki bu ülkede aklı başında, yurtsever, barışsever her yurtdaşın da istediği bu... İyi de kimin umuru?...Çünkü şimdi sırada var Amerika yolculuğu... Herkesin merak konusu;"BM toplantısı günlerinde bakalım Trump aga ne diyecek; onlar cici çocuklar değil, oynama onlarla... Gel ikimiz tek kale maç yapalım, kalede sen dur" mu diyecek yine?...Bekliyoruz Trump aganın ağzından çıkacak sonucu... Sanki aga; yazgımızın, yarınlarımızın yazgıcısı, karar vericisi... Ama soran olursa; biz "bağımsız bir ülkeyiz" neredeyse 100 yıldan beri... Şunun şurasında 2023'e kaç yıl kaldı?... Sahi bizim uluslararası politikadaki pazarlık gücümüzü elimizden kim aldı?... Bunca derdi, sorunu başımıza kim saldı?...Ah CEHAPE ah!... Her şey senin yüzünden!... Evet senin yüzünden; çünkü bir türlü iktidara gelemedin sen ne yazık ki!...
Bu ülkede analar başladılar yeniden kapı önlerinde toplanmaya ama akşam çayı içip, iki lafın belini kırmak için değil elbette...
Birileri HDP'nin kapısında; PKK'dan çocuklarını istiyor, diğerleri yıllardır Beyoğlu Tünel'de kaybolan çocuklarının izini sürüyor. Ve tutuklu askeri öğrencilerinin anaları da AKP'nin kapısında çocuklarının neden tutuklu olduğunu soruyor.Şu kadınların peşinde her türlü melanet; şiddet, dayak, cinayet... Yeter bir de çocukları için ağlatmayın anaları, kırmayın onların yüreklerini... Kim alırsa onların ahını; gün gelir yitirir tahtını, tahtarevanını... Ne olduğunu anlayamaz!...Bu ülkede; umalım ki umutlarımız, aydınlık geleceğimiz kalmasın gölgede!... Gönenç, mutluluk, sevgi ve en önemlisi hak, hukuk, özgürlük ve demokrasi bir Güneş gibi doğsun topraklarımıza!...