Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Bu sözün anlamına katlanacak mıyız?

  • 15 Mart 2018 Perşembe


“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür…”
Ama gerçekten acaba böyle midir?
Dilin kemiği hiç mi olmamalıdır?
Söylenen sözlerin, atılan nutukların tüm arşiv kayıtları yeni bir KHK’la alev alev yakılmalı mıdır?
Belleğinde olanı/biteni saklı tutup, onlar üzerine düşünen insanlar TBMM çatısı altında tekme tokat dövülmeli midir?
Bu mudur demokrasi?..
Düşünce özgürlüğü bu mudur, eyyyy siyaset kodamanları?..
“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” sözünün anlamını sözlükler şöyle özetliyor:
"İnsan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır" ve "Unutkanlık insan halidir…"
Okuyunca düşünüyor insan… Düşününce çok sayıda çağrışım koşturuyor dilin ucuna, örneğin…
Geçtiğimiz yıllarda Çanakkale Zaferi ile ilgili düzenlenen kutlama törenlerinin birinde ünlü Çanakkale türküsü seslendirilmişti.
Ancak önemli bir farkla: Türkü, sadece Türkçe değil, dört ayrı dilde söylenmişti: Türkçe, Kürtçe, Lazca ve Arapça… Evet, hoppala!..
Unuttunuz, değil mi?
Yıl 2015 civarındaydı. Açılım rüzgârları fırtına şeklinde esmeye başlamıştı… Kürtçe artık kimsenin kulağını tırmalamıyor, TRT ŞEŞ artık kimseyi yadırgatmıyordu. Ama, anlaşılan oydu ki, fırtınanın ardından Laz açılımı –yavaş yavaş- esmeye başlıyordu… Peki ama, Arapça'ya ne demeli?
Acaba yetkililer şöyle mi düşünmüşlerdi: Çanakkale'de Kürtler de öldü, Lazlar da… Dolayısıyla bu türkü onların dili ile de söylenebilir.
Ve hatta söylenmelidir.
Çok kültürlülük bunu gerektirir. Doğru mu bu söz? Bize sorulursa yanıt basittir: Kah gidi kah kah!..
Peki, Çanakkale'de Araplar da mı öldü?
Yetkililer bu soruya da bir yanıt bulabilirler: Arapça, inancımızın dilidir. Arapça türkü söylemek için illa ki, Çanakkale’de ölmek gerekmez.
Ama söylenen bir "TÜRKÜ"dür…
Kürt/ü değil, Laz/kü değil; Arap/kü hiç değil.
Üstelik Çanakkale, bu ulusun Milli Kurtuluş Mücadelesi'nin başlangıç noktasıdır. Çanakkale türküsü, bu milletin ulusal birliğinin yapı taşlarından birisidir. Ortak “yerli ve milli” nitelikli kültürümüzün –gerçekten başlangıç noktasıdır.
- Biz “milli” bir devletiz. Ümmet değil. Ümmet kavramı, çok kültürlülük söyleminin altına gizlenemez. Eğer gizleniyorsa, bulup çıkartılmalıdır!
Eğer bu yapılmıyorsa, yapmayanlar hakkında “makul şüphe” içinde olmamız da normal karşılanmalıdır…
Yani, hafıza-i beşer –hala- nisyan ile malul müdür; yani öyle olmaya devam mı etmelidir?
Bugün yanıtlanması gereken soru budur.
Nokta!

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com