Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Bu millet kafayı yerse hiç şaşmam

  • 29 Ağustos 2018 Çarşamba


İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde belirtildiği gibi, herkes, ulusal yasalar ve uygulamalarda belirtilen şartlar çerçevesinde koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına ve tıbbi tedaviden yararlanma hakkına sahiptir. Bütün birlik politikaları ve faaliyetlerinin tanımlanmasında ve uygulanmasında yüksek düzeyde bir insan sağlığı koruması sağlanmalıdır demektedir. Ayrıca 1961 anayasasının 49.maddesine göre de; devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini sağlamakla ödevlidir deniliyordu. 1982 de yapılan değişiklikler ile, yaşam hakkı konusunda gereksinimler ve haklar belirtilmiştir.

Kısacası devlet, vatandaşının her türlü sağlığından sorumludur. Ülkemizin kişilere göre ekonomik yapısı incelendiğinde, ülkemiz çalışanlarının büyük bir bölümü sağlık konusunda, ekonomisinden bir bedel ayırma şansına sahip olmadığı görülmektedir. Kaldı ki, ülkemizde dört milyonu aşkın kişinin sağlık güvencesinden yoksun olduğu ortadadır. Geri kalan kişilerin ise büyük bölümü sağlık güvencesinde olsalar da, sağlık kurumlarında yaptıracakları tedavilerinde anayasa tarafından ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi tarafından belirlenmiş olan haklarını tam olarak kullanamamakta ve sağlık işlemleri yapılamamaktadır. Gerekli ilaç ve tedavileri sağlanmamakta, hatta kullanacağı ilacından tutun, tedavi için gerekli olan incelemelerden de mahrum olduğu görülmektedir.
Sağlık kurumlarının özelleştirilmesi ile bu konu tam olarak delil oluşturması açısından da gözle görülür biçimdedir. Devlet sağlık kurumları tedavi için gerekli olan ücret politikalarını her geçen gün biraz daha arttırarak, insanların cebine ulaşmaktadır. Resmi sağlık kurumlarından muayene sırası alabilmek ücrete tabi hale getirilmiştir. Bunun dışında hareket edenler sıra almakta güçlük yaşamaktadırlar. Yapılan tetkikler tamamen parasal dayanakların içine alınarak halkın cebinden bu bedeller daha sonra kesintiye uğrayarak alınmaktadır.
Devlet sağlık teşekküllerinin sağlık yönünden yetersiz kalması ve sıranın çokluğu sonucunda yaşanan dramatik konuların çözümünü, halk kendisi belirlemiş olsa da, özel sağlık kurumlarına bilerek veya bilmeden ödediği bedeller ile yaşamından ödün verdiği ortadadır. Resmi sağlık kurumunda hastanın tetkikleri için gerekli olan çalışmalar uzun tarihlere yayılmasından dolayı hasta sıkıntı yaşamaktadır. Hastalar her türlü görüntülenme aletlerindeki sırayı en az üç aylık ve hatta daha uzun zamanlarda sıra bulabilmekte olduğundan, özel hastanelerde bu işi tercih olarak kullanmaya başlamıştır. Özel kliniklerin bedelleri çok ağır şartlarda olsa da, bir an evvel tedavisi için fakir hastalar imkanlarını zorlamaktadır. Fakat buna rağmen ne olduğunu bilmedikleri sağlıkta yapılan parasal götürüler sonucunda sağlık sorunlarının bahse konu olan ne insan haklarına ne de anayasamıza uygun olarak sağlandığını bilmemektedir. Yüksek meblağlarda bedelleri ödemektedir. Bunları ödemese bile bir özel kuruma kesilen bedelin on beş lira olduğu dönemde sağlık yerine sağlıksız bir durum söz konusu olmaktadır. Yeni getirilen sağlıktaki zam sonuçları nedeniyle denilecek söz kalmamış olup, sağlıkta yaşanan dramın daha fazla yük olarak ceplere geleceği ortadadır.