Didem Bekar

Tüm Yazıları


Bu aralar ülke gündemimizde kendine büyük yer edinen cemaat ve tarikat tehlikesi.

  • 23 Temmuz 2018 Pazartesi


Çoğu cemaat önderini Allah'ın elçisi olarak görür, içlerinde önderlerinin mehdi olduğuna inananlar dahi vardır. Bu tarz oluşumlarda bireysel özgürlük veya düşünce yoktur. Kişisel seçimler cemaate katıldıktan sonra ortadan kalkar. Beyin yıkama olarak tabir edebileceğimiz şekilde kişilere benlikleri kaybettirilir. Kimi insanlar sırf yalnız kalma korkusu ve toplumda yer edinememe kaygısıyla bu gruplaşmaların içine dahil olmuştur. Din çoğu insan için yaşamı kolaylaştıran ve anlamlandıran manevi bir ihtiyaçtır fakat cemaat ve türevi yapılar dinin sağlıklı bir şekilde yaşatılmasını sağlamaktan ziyade din üzerinden istismar ve sömürü yapmaktadır. Özellikle genç ve dar gelirli kişilerin barınma, eğitim gibi ihtiyaçlarını karşılayarak kendi kontrollerinde insan yetiştirme politikası izlerler.

Cemaatlerin geneli ekonomik güç elde etme gayesiyle iktidarda olan partiyi destekler fakat çoğu yurtdışı bağlantılıdır ve ülke yerine kendi çıkarını gözetir. Cemaat ve tarikatların yabancı güçler tarafından istihbarat örgütleri tarafından kendi ülkesi aleyhinde kullanılması çok kolaydır. Bu oluşumların en büyük tehlikesi müritlerinin devletin hukuku ve yasasından çok liderlerine bağlılık göstermesidir.

Bir cemaatin fırsatını bulduğunda siyasi bir proje yürütmeyeceğine ve laikliğe zarar vermeyeceğineinanmak hayalcilik olur.Atatürk’ün zamanında tekke ve zaviyeleri kaldırması, şüphesiz ki yaptığı büyük doğrularından biridir.