Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Böyle adalete bir şey demiyorum

  • 15 Temmuz 2019 Pazartesi


Değerli Dostlar; Açıkçası, TBMM başkanlık divanının Türkiye İstatistik Kurumunun başına geçmesini isterdim. Meclis lokantasında çorbanın bir liradan içilirken, enflasyona yenik düşmesi sonucunda büyük üzüntü duyularak yemek ücretlerinin arttırılmasına karar vermiş. Önemli olan ücretlerin artması değil. Enflasyonun yüksekliğini sonunda anlamış olmalarıdır.

Değerli Dostlar; Vatandaş karnı acıktığında yemeğini elbette evde tüketiyor. Bunun nedeni açık ve çok basit. Cebindeki parasını ancak yettirebilmesidir. Simit ve çay içse bile ona zarar vereceğini düşünerek, sokakta zora düşmedikçe çorba bile içmiyor. Şimdi gelelim simit ile çorba arasındaki farka. Çorbanın içine mis gibi ekmeği doğrarsın ve kaşıkladığında seni eve götürür. Simit ise gevreği çok güzeldir ama emekliler için zor bir tüketim maddesidir. Adamda diş kalmadığından çorba yerine simit yiyemez. Çorbanın piyasa fiyatı en ucuzu altı liradan başlıyor. Nerede iki nerede altı.
Aslında meclisin ortak bir karar alarak, lokantadaki yemek bedellerini gizli tutması gerekir. Mecliste alınan bir KHK ile yemek fiyatlarının belirlenmesine, bu sonucun mahkeme kararı ile basına duyurulmasına yasak konulmalıdır. Neden diyeceksiniz? Yiyebilen var yiyemeyen var. Vatandaş kalkacak, yazın sıcağında aç vaziyette tamda meclisin önünden geçerken içerideki yemekleri hayal ederek uzaklaşacak. Hem de parasını aklına getirdikçe içi yanarak.
Değerli Dostlar; Bu piyasadaki yemek farkının ne adalete ne vicdana yansıyan yönü var. Benim paramla mecliste yemek neredeyse bedava. Yine benim paramla dışarıda yemek mümkün değil. El yakıyor. Her semte bir adet meclis lokantası açılmalı bence. Hatta bu her ile açılmalıdır. Vatandaşın karnı acıktı mı gidecek ve orada karnını doyurabilecektir. Başka bir çözüm ise, meclise gönderdiğimiz her vekil, vekil olduğu yerdeki seçmenleri her gün onar kişilik gruplar halinde meclis lokantasında ağırlamalıdır.
Yahu, pazarda hıyarın kilosunun üç lira olduğu yaz gününde, mecliste kasesini üç liradan verilen cacıktaki hıyarlar küsmez mi? Fıstığın kilosundan dolayı, şam fıstık yerine yer fıstığını layık görenler, bol fıstıklı tel kadayıfını beş liradan yerken, ben fıstığın yerinde olsam bir daha tarlada bitmem ve protesto ederdim. Gelelim mantarlı bifteğe. Piyasada mantarın kilosu sekiz lira. Şimdi mantarlı biftek için belirlenen on iki lirada yetki, hangisinde merak konusu. Türkiye’de etin pahalı olması nedeniyle dışarıdan gelen et miktarı mı? Yoksa mantar mı % 51 ile söz sahibi merak ediyorum. Ben böyle adalete bir şey demiyorum.