Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Boşluktaki Siyaset

  • 05 Temmuz 2018 Perşembe


24 Haziran Seçimi’nin üzerinden 2 haftaya yakın bir zaman geçti. Merakım ve de kaygım devam ediyor; namusumuz olarak bellediğimiz oyların âkibeti ne oldu, gerçek manada kim, kaç oy aldı? Biz ulus olarak sonuçları Anadolu Ajansı’ından öğrendik, hem de yıldırım hızıyla. Örneğin, büyük iddialarla ortaya çıkan Millet İttifakı ortaya çıkıp; ey bana oy veren seçmenlerim, aldığımız sandık güvenliği önlemleriyle seçimin sonucu şu şudur, demedi. Üstüne üstlük ya susarak kabullendiler, ya da “Adam kazandı” kabilinden fısıltılarla bir ajansın emri vakisini “milli irade” olarak tescillediler.
Oysa seçim öncesi sandık güvenliğinin en önemli sorun olduğunu, bu konuda gerekli önlemleri alacaklarını bir özgüvenle belirtmişlerdi. Hata sayın İnce; sandıkların açıldığı anlarda ajans ve medyanın büyük oy oranıyla seçimi karşı tarafın kazandığını yayacaklarını, ancak buna itibar edilmemesi gerektiğini seçim meydanında belirtmişti. Tam da Muharrem İnce’nin dediği oldu. Ajans ve medya algı operasyonuna başladı. Buna karşı muhalefet eli kolu bağlı kaldı. Seçim öncesi söylenenler boş bir vaatten ibaretti.
Yapılması gereken basitti.
Her sandık alanına bir partili görevlendirilecekti.
Görevli, ıslak imzalı sandık sonuç tutanaklarını ilgili sandık kurulu üyelerinden toplayarak tez elden ilçe görevlisine ulaştıracaktı. İlçe görevlisi tutanakların tümünü ildeki önceden oluşturulmuş merkeze güvenlik içinde teslim edecekti.
Islak imzalı tutanaklar elde olduğu müddetçe diğerleri ne kadar yaygara yaparsa yapsın, ne gam! Ayaklar sağlam toprağa basılmış olacaktı. Gerçek seçim sonucu elde olduğundan, YSK ve diğerleri bunu kabul etmeyebilirlerdi. Yeni bir süreç başlardı, en azından böylesi iç karartıcı olguyla yaşamamış olurduk. Şahsıma içime sindiremiyorum, bu oldu bittiyi.
Ülkeye düzen verme iddiasındaki partiler neden böyle, neden döne döne yenilgiler içindeler?
Çünkü siyasetin erbabı değiller; siyaset siyasi ikbal aracı olarak görmekteler. Onların üyeleri ve seçmenlerinin de bir farkı yok; kasabın sopası altında mezbahaya giden koyunlar gibiler. Kimse kusura bakmasın, bu Nazım’ın sözüdür ve ben de yürekten katılıyorum.
Bir yerel yönetici yada Meclis’te milletvekili ve de bu tür siyasi rantın güvencesi parti yönetiminde etkin olmaya yönelik siyasetin ülkeye zarardan başka bir şey sağlamayacağı artık kafalara dank etmeli. Sonrası boşluk olmaz; siyaset boşluk bırakmaz. Yeter ki, ‘boş olan siyaset’ elini eteğini toplayıp ara yerden çekilmiş olsun.