Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Bölüşüm

  • 20 Ağustos 2018 Pazartesi


Bölüşüm, dünyadaki sorunların anasıdır. Bölüşüm adil olduğunda sorun olmaktan çıkar. Bölüşümün adil olabilmesi için hukukun üstünlüğü kabul edilmeli ve her koşulda temel haklar gözetilmelidir. Herhangi bir toplumda kurumlar yasal dayanaklara oturduğunda güven duygusunu pekiştirir. Öngörülebilirlikler demokratik yaşamın güvencesi olur. Bu güvence sosyal yaşamda, siyasette ve ekonomide algılanır.
Toplumlarda en görünür olan bölüşümdür. Bölüşüm tüm bireyleri ilgilendirir. İnsanların ülkelerine ve devletlerine sahip çıkmaları olgusu birinci derecede bölüşümden etkilenir.Bu savı somut verilerle açıklamak, konuyu daha anlaşılır kılacaktır. Ülke nüfusunun %1’i ulusal gelirin %54’ünü paylaşırken; geriye kalan %99 ulusal gelirin %46’sını paylaşır. Ülkenin %1’i 800 bin kişi dolayındadır. Bunların dışında kalan 80 milyonun 16 milyonu açlık sınırı altında ve 40 milyon dolayında yoksulumuz var. Yani, bölüşümümüz hiç adil değil:“Gelen paradan kimin ne kadar faydalanacağına karar verme,“kazancı”bölüştürme gücünü, siyasi avantaj olarak kullandı.“Az olana daha az, çokolana daha çok, yakınlara en çok”biçimindeki paylaştırma, adil olmasa da, neticede herkes bir şey kazandığına inandırılabildiği için kabul ettirildi. 2013’ten bu yana ise, dünyadaki ekonomik trendin tamamen değişmeye başladığı ve Türkiye’nin yapısal siyasi ve ekonomik krizlerinin derinleştiği bir döneme girildi. İktidar bu dönemde de bir yandan kendi siyasi savunmasını yeni ittifaklarla tahkim ederken ekonomik sorunları erteleme ve örtme stratejisini uygulamaya koydu ve epey idare etti.
Şimdi AKP iktidarı, ilk kez deneyimleyeceği daha yeni bir döneme giriyor: Kaybı paylaştırma, zararı bölüştürme ve korunacakları seçme dönemi. Krizin hemen ertesinde alınan önlemler ve temas edilen çevrelerden, bu bölüşümün“az olandançok, çok olandan az, yakınlardan çok dahaaz”şeklinde olacağı anlaşılıyor. Örgütsüz, örgütleri zayıflatılmış ve siyaseten sahipsiz bırakılmış emekçilerden oluşan“az olan”kısmı için sağ popülizmin bütün numaraları devrede ama sonuçlarının başarısını telefon kırma videoları ile değerlendirmek fazla erken olur.”(Kemal CAN,Cumhuriyet,17.08.2018)
İşte bu refah ve kriz paylaşımında yer alan özgür iradi katılımcı yurttaşlar bunları kabul ettiklerinde aynı gemide yer almış olurlar: “Birincisi, aynı gemide olduğumuz, dolayısıyla hepimizin fedakârlık etmesi gerektiği koskoca bir yalandan ibaret. Sanayiciler, tüccarlar, müteahhitler semirmeye devam etsin diye istiyorlar fedakârlığı. Vergiyi, zammı, enflasyonu, işsizliği halkın omuzlarına yüklemek istiyorlar. Ve ikincisi, emperyalizme karşı mücadele etmiyorlar, kendi siyasi bekalarını tüm ülkenin bekası, kendi siyasi meselelerini milli bir mesele gibi göstermek için emperyalizmle mücadele ediyormuş gibi yapıyorlar. ”(Fatih Yaşlı, Birgün.)
Çözüme katılım pek olası gözükmüyor. Refahın paylaşımında dikkate alınmayanlara, zarar bölüşümünde çağrı yapılıyor(!) İkinci önemli nokta geminin rotasına ilişkin bilgi paylaşımı yok. Cumhuriyetin sağladığı olanaklardan yararlanarak onun yok edilmesine katkı sunmanın mantıkla bağdaşır yanı yok.
Not: Saygı değer okurlarımın ve MAVİ DİDİM GAZETESİ okurların ve tüm Didimlilerin bayramını kutlarken, hak ettiğimiz güzel günleri birlikte görmeyi dilerim.