Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Blok Satış

  • 10 Mart 2018 Cumartesi


Özelleştirme,kamusal varlıkların(mal ve hizmet üreten) satılmasıdır. Bu varlıklar karlı kuruluşlar oldukları için satılırlar. Zarar eden bir kurum veya kuruluşu hiçbir kurum(şirket) veya kişi satın almaz.
Kamusal varlıkların serüveni özellikle Türkiye için çok önemli bir gelişim sergilemiştir. Kurtuluş Savaşından çıkan bir ülkeye ihtiyaç duyduğu sermayeyi vermek veya yatırımlar yapmak emperyalist ülkelerin işine gelmemiştir. Özellikle savaşta taraf olan ülkeler parçalayamadıkları bir ülkeye yatırım yapmayı onur sorunu olarak görmüşlerdir.
Türkiye zorunlu olarak kendi becerisini, istemlerini ve kıt kaynaklarını devreye sokarak Kamu İktisadi Kuruluşları bir bir devreye sokmuş ve 15 yıllık süreçte 45 adet, ülke ölçeğinde üretim yapan işletmeleri halkının hizmetine sunmuştur. Sümer Bank ülkenin en ücra köşesine kadar ürünlerini ulaştırabilmiştir. Dünyada 1929 bunalımı yaşanırken, Türkiye gelişmiş kapitalist, emperyalist ülkeler kadar etkilenmeden kalkınmasını sürdürmüştür.
Sınıflı toplumlarda ekonomi politikalarının ikili amacı olur; politikaları üretip uygulayanlar örtük amaçlarını gerçekleştirmeyi hedeflerken; kitleleri de uygulanmakta olan politikaların onların yararına olduğuna inandırırlar. Bunun en tipik örneği özelleştirmedir. Esnekleştirme, kuralsızlaştırma ve özelleştirme, küreselleşmenin temel ayaklarıdır. Fakat her aşamada itibarsızlaştırmaya başvurulur.
Özelleştirme için halka dönük yararlar şöyle sıralanır:
a-Teknolojik olarak yenileştirme,
b-İstihdam yaratma,
c-Sermayenin tabana yayılması,
d-Daha kaliteli mal ve hizmet üretimi.
Bugüne dek yapılan özelleştirmelerde bu amaçlardan bir teki bile gerçekleştirilmedi. Öncelikle özelleştirme ile blok satış aynı şey değildir. Blok satış yapıldıktan sonra sermayenin tabana yayılması olanaksızdır. Şimdiye dek özelleştirilen işletmelerde teknoloji yenilemesi yapılmadı. Aynı zamanda, istihdam yaratmak yerine kar amacı güdüldüğünden işten çıkarılmalar oldu. Tekel ile ilgili özelleştirmeler işten çıkarılmalara neden oldu. Şimdi şeker ile ilgili özelleştirmelerde işsizliğe neden olacak.
Blok satışta sermaye tabana yayılmıyor, aksine tekelleşmenin önü açılmış oluyor. Bunun kaçınılmaz sonuçları kaliteli mal ve hizmet üretimini ortadan kaldırıyor. Sonuçta tüketiciler kalitesiz ürünlere yüksek fiyatlar ödemek zorunda kalıyorlar.
Kendi yaşantımızdaki tanıklıklarımız, bu iddiaların sadece bir propaganda olduğunu göstermiştir. Konu ile ilgili araştırması Birgün Gazetesinde yayınlanan Orhan Sarıbal’dan(CHP BURSA milletvekili) alıntıyla konuyu noktalayalım: “Sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kaldırılması eylemine bağlı olarak devletin küçültülmesi, sosyal devletin ortadan kaldırılması ve kamusal denetimin yok edilmesine yönelik özelleştirme programları uygulamaya konmuştur.
Özelleştirme devletin ekonomi üzerindeki denetimini azaltırken aynı zamanda yabancı, küresel mali sermayenin giriş-çıkışını kolaylaştırdığı ve hatta borçlanma gereği nedeniyle teşvik ettiği için, devlet politikalarını küresel sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirmeye zorlar ve devletin küresel mali sermaye karşısında göreli bağımsızlığını azaltır. Genel olarak çalışanların örgütlerini zayıflatarak yaşam koşullarını ağırlaştırırken, emperyalizmin ve uluslararası mali oligarşilerin iktidarını güçlendirir.”