İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Bizden biri

  • 13 Nisan 2018 Cuma


Tarihi rakamlar yazar, 21 Mart takvim yılına göre İlkbahar'ın başladığı gün, aynı zamanda ırkçılığa karşı haftaya giriş tarihi. Irkçılığa karşı bugün 1966 yılında Güney-Afrika'nın bağımsızlığı, siyahların beyazlarla eşit haklar almasına dayanarak başlatılmıştır.
Almanya'da genel seçimden altı ay sonra büyük koalisyon hükümet, zorlu bir süreçten geçerek kuruldu. Hızlı bir tempoyla göreve başladı.
Lapa lapa yağan kar İlkbahar'ın gelmesini oldukça geciktireceğe benziyor. Nevruz ve Paskalya kutlamaları teselli ediyor.
Türk ordusunun Afrin'de harekâtı iki ay gibi bir zaman geçtiği halde, daha sonu görülmüyor. Gelen şehit haberleri Türkiye'de büyük bir üzüntü yaratıyor. Buna rağmen büyük bir kesim duyarsız televizyon yayınlarıyla dizi ve izleyiciyi meşgul edecek görüntülerle vakit geçiriyor. Çocuk ve torunların geleceğinden endişe edenler, sosyal madyayı doğru kullanıyor. Haber ve bilgiyle adeta okul, üniversite gibi öğretim kaynağı olarak faydalanıyor. Fakat büyük bir kesim demek için elimde bir araştırma neticesi yok, bazıları sosyal medyada yaş günü, yıldönüm ve düğün haberleriyle gününü geçiriyor.
Almanya'da ırkçılık deyince, hemen tarihi kara leke olarak yahudilere yapılan zulüm akla geliyor. Böylece biyoloji bilgisinden kavram oldukça uzaklaştı. Artık bir etnik azınlık, din ve inançta ayrımcılık, dışlamak olarak kullanılıyor. Federal Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer (CSU) daha işe başlar başlamaz, İslam Almanya'ya ait değildir, sözüyle aklının Bavyera'da kaldığını gösterdi. Zira altı ay sonra orada seçim var. BILD gazetesi için bu başlık kâfiydi, birleştirici değil, ayırımcı başlangıç bu göreve getirilmesinin çok hatalı, hatta tehlikeli olduğunun bir kanıtıdır.

Hiçbir politikacının, bir dinin o ülkeye ait olup olmadığına dair, karar verme hakkı ve yetkisi yoktur.
Michel Friedman
Demokrasiyi zehirleyen aşırı sağcı popülist hareketi Amerika ve Avrupa'da hızla yayılırken, sosyal demokratlar rahattı. Tarihten alınan dersle Almanya'yı sarsmaz sanılıyordu. Genel seçimde AfD'nin parti olarak Federal Meclise girmesinin şoku hâlâ atlatılamadı.
Yalnız gazete başlığını okuyan, televizyon yayınında ancak istediği cümleyi benimseyen ayırımcı kesime daha fazla açıklamağa gerek kalmıyor.
Ayrıntıları uzmanlara bırakalım, sosyal ve ruh bilimcileri bu işin içinden çıkabilecek mi? Şahsı, benliği nasıl parçalayacaklar şaşkın şaşkın gözleyeceğiz. Atom parçalanır da önyargılar parçalanmaz mı, diyecekler.
Önlemler alınmalı, dikkat çekilmeli. Yanan camiinin dışında, eksi beş derecede binlerce müslümanın alanda dua etmesi, tüm yeryüzüne gönderilecek bir mesajdır.
Yurtdışı Türkleri iki cehennem arasında kaldı. Bir yandan sağcı radikal Nazi düşünce grupları, diğer yandan PKK.Yasak bir organize olduğu halde mücadele edilmedi, yıllarca gelişmelerine bilerek ve bilmeyerek göz yumuldu. Alman medyası Kürt ve Türk sorunu gibi göstermeye devam ediyor. Türklere yapılan dışlama ve hor görmeye karşı yeni kurulan hükümette BİZDEN BİRİ olmalıydı. Yıllarca adı doğru söylenmese de devlet bakanı Aydın Özoğuz'un yeri doldurulmalıydı. Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) yeni kurulan hükümeti bembeyaz yaptı, böylece AfD partisinden korktuğunu kabul etti.
Bizden biri demokrasiye inancı, güveni geri verebilirdi. Almanya Avrupa'ya hatta Dünya’ya örnek olacaktı. Çok daha önemlisi çocuklarımıza iyi model kalmadı. Tam tersine Dünya’ya örnek teşkil eden Almanya Millî Futbol takımı şimdilik benzersiz kalacak.
Hükümette Doğu Almanya temsil edilmeliydi, öyle ya yirmisekiz yıllık bir beraberlik var. Türk göçmenlerin tarihi ise ellisekiz yıl oldu. Almanya'da Türkiye kökenli üçbuçuk milyon insan yaşıyor. Rusya'dan gelen Alman göçmenlerin sayısı ise dörtbuçuk milyon. Bu etnik grup kendi içlerinde yaşar, iki kültürde doyasıya eğlenirler, Wladimir Wladimirovic Putin'i seçerler. Paralel toplumda yaşıyor, çoğu AfD partisine oy veriyor, diye medyada hiç haber duyan olmadı herhalde, ben duymadım.
Doğu Almanya için Türklerin maaşlarından kesilen dayanışma tutarı, radyo televizyon ücretlerinin geri onlara zarar olarak dönüşümü sağlanıyor.
Bizden birinin veya birilerinin katılımı, Almanya'nın Dünya'da benimsenen ırkçı lekeli tarihine karşı da olmazsa olmazıdır. Tarihî büyük bir hata yapılmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri'nde Barack Obama'nın başkan olarak seçilmesi küremizde umut verici bir mesajdı.
Ta-Nehisi Coates, bugün tanınmış varlıklı bir yazardır. Obama başkan seçildiğinde işsizdi, yazdıklarıyla ailesini dahi geçindiremiyordu. Başkan siyahi gençlere iyi çalışın, iyi yerlere ulaşacaksınız, deyince başkana babamız gibi konuşma, diye yazar. Eleştiriyi ciddiye alan başkan masaya oturur, onları aynadaki resmi gibi anlamaya çalışır.
Coates'i zor günlerinde eşi destekler ve üniversite eğitimini tamamlar. Tanınmış bir yazar olunca ailesini geçindirmekle kalmaz, o da eşinin tahsilini tamamlayıp doktor olmasını sağlar. Bugün yalnız Amerika'da değil, Dünya'da en zengin yazarlar arasında olarak tanınıyor.
Bu örnek bir kişiyle sınırlanmıyor, Obama zamanında Amerika'da çok sayıda siyahî Amerika vatandaşları iyi yerlere gelerek, katılım ve paylaşmada eşit haklar ediniyorlar. Göçmenlere eşit hak, eşit şans yalnız sözle olmaz, uygulamada göstermek şart olmuştur.

Uyanık kalın!