Selma Erdal

Tüm Yazıları


Bitmeyen Yakınmalarımız

  • 01 Nisan 2018 Pazar


Günler hızlı geçiyor...Pazar günü 1 Nisan'dı...Geçmişde şakalar yaptığımız, birbirimizi şakacıkdan aldattığımız 1 Nisan...Nisan ayı baharın da müjdecisidir bir bakıma...Ama...1 NİSAN ŞAKASI YAPACAK NEŞE Mİ KALDI ÜLKEDE?... Yıllardır şehidler yakalananıyor NİSAN BALIĞI yerine ,AZRAİL'İN OLTASINA...
Bilindiği gibi...Afrin derken, Menbiç...Sürekli yurt toprakları, Misak-ı Milli sınırları için kaygılıyız. Bu arada fırsatı ganimet bilen Nükleer Canavarları; durmuyorlar, yine iş başındalar...Onlara söylenecek sözlerimiz var.Bilsinler ki;
NÜKLEER KARŞITIYIZ DÜNDEN, YARINA...RADYASYON YAĞMURLARI YAĞDIRMAYACAĞIZ; ÜLKEMİZİN TOPRAĞINA..
ELLERİNİZİ OVUŞTURUP DA, HEVESLENMEYİN BOŞU, BOŞUNA !...OYLARIMIZI ÇALABİLİRSİNİZ AMA; DOĞAMIZI, DOĞANIMIZI ASLA !..
YAĞMA YOK; ÜLKEMİZİN NE DOĞASINI, NE DE DOĞANINI YEDİRMEYECEĞİZ VAHŞİ KAPİTALİZMİN NÜKLEER CANAVARINA...

Sinop'a yapılması için diretilen Nükleer Santral için kaygılarımız tavan yaparken...Gündelik kaygılarımız durmaksızın, sürekli ve her gün diyoruz ki pek çok konuda AH NE YAZIK Kİ!...

Çağdaşlık,Uygarlık, Egemenlik, Bağımsızlık, Bilimsellik, Ussalllık, Yasallık… Ve en önemlisi de Ulusallık gibi kavramlardan ürkenler; bağnazlık yollarında pervasızca yürürken, ne uluslararası saygınlık, ne barışçıl bir ülke bıraktılar…Gelişmekte olan ülkeler sıralamasında bir yerimiz var diye kendimizi avuturken; Afrika’daki ilkel kabilelerden hiç bir başkalığımız kalmadı …Ve...Kendisine biçilen ILIMLI İSLAM fistanını çıkarıp; son aşamada Şerri Diktatorya ehramına bürünmek... Ve 6. yüzyılın değer yargılarını keyfi yönetimlerine uyarlayarak, bir ümmet toplumu oluşturma düşlerini yaşama geçirmek isteyenler var.Ki onlar...Ne yazık ki...Üç anakaraya yayılmış Osmanlı’nın ardılı ve yedi düveline başkaldırmış bir ülkeyi çevirdiler; yabanın elinde oyuncak bir maymun maskaraya…Ama ne yazık ki...Osmanlı olup dünyayı titretenlerin adına sığınıp, adamdan sayılmak isteyenleri;yargılamak, sorgulamak hevesinde 250 yaşındaki bir devlet, yatmış pusuya…Umalım ki... 18 Mart Çanakkale zaferi ile özdeş/eşdeş sayılan Afrin Harekatı sonrasında, olası Menbiç nedeniyle sonuç bir felaket olmasın!... Çünkü...Amerika henüz gitmeden, koşar adım Fransa...Biliyoruz hepsinin derdi toplamakdır parsa...Oysa sömürgenlerin karşısında " Deyiverin bakayım daha önce kimindi bu arsa ?" diyerek, yumruğunu masaya vurabilecek bir güç yoksa, bu karmaşanın ardından olmayalım paramparça...Sakın, sakın ha!...
Kuşkusuz Ortadoğu bataklığına saplandık ama ya Doğamız, Dünyamız ve çevre sorunları; bu konuya ilişkin vurdum duymaz olabilir miyiz?...Her geçen gün, dünden de beter, ah ne yazık ki!... BM üyesi ülkeler; dönem, dönem İklim Zirvesi için toplanırlar.Ama zirve sonrasında;Doğamız için, Dünyamız için Nirvana’ya ulaşmak yerine zırvalama durumlarına geldiklerinden, bugün için Doğamız, Dünyamız ne yazık ki "sürdürülebilir" kalkınma değil, risk altındadır…Ne yazık ki...Giderek daha da hızlı çalıyor tehlike çanları…Ve “kendisini Doğa’nın Efendisi sayan/sanan” insan türü; düşüncesizce, sorumsuzca karbon ayak izini daha da büyütüyor…Daha da artıyor carbon salımları…Uzmanlara göre, eğer bu sorumsuzluk sürerse; en çok 70 yıl sonrasında buzullar bütünüyle erimiş olacak, pek çok ülkeyle birlikte, ülkemizin kıyı kentleri de sular altında kalacak…Özellikle de İstanbul sular altında kalacak ve yaşanabilirlik özelliklerinin tümüyle yitirmiş olacak. Üstelik Kanal İstanbul Projesi bu riskin etkisini daha da arttıracak...Böyle bir sonla karşılaşıldığında; bazen acıdığımız, bazen istemediğimiz, son aşamada “gönencimizden pek çok değer çaldıkları gerekçesiyle” nefret ettiğimiz göçmenler gibi, bizler de iklim değişikliğinin olumsuz dışsallıkları sonucunda yerimizden, yurdumuzdan ayrılmak, topraklarımızdan göç etmek zorunda kalacağız.Günümüzün öncelikli uluslararası sorunlarından birisi olan iklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkan göç olgusu sonucunda türeyen İklim Göçmenleri gibi bizler de kendimize yaşanacak yeni bir yurt, yeni bir yer, yeni bir yuva arayacağız…Böylesine güvensiz bir geleceği, böylesine karanlık, korkulu yarınları yaşamak ister misiniz?…“Benden sonrası tufan, yaşanacak 70 yılım var mı ki be anam, babam?” diyebilirsiniz de, ben de sizlere “Genlerinizden gelenleri hiç mi düşünmüyorsunuz ?” diye sorarım yurtdaşlarım…