İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Bireyin Onuru

  • 05 Kasım 2018 Pazartesi


Toplumu teşkil eden insanların her biri. Bireye kişiye, onun özgürlüğüne saygı önce ailede öğrenilir. Bireylerin başarı ve mutluluğu, meydana getirilen toplumun da sağlıklı olmasını sağlar. Tüm sosyal değerlerin, hak ve ödevlerin kaynağı bireyin gelişmesiyle ilgilidir.
Ailede çocuğa konuşma hakkı vermekle başlanır. Giyeceği, kullanacağı eşyayı alırken çocuğun fikrini sormadan almamak gerekir. Çocuğa verilen söz yerine getirilmelidir, getirilmesinde sonradan bir mani çıkmışsa, nedeni izah edilmelidir.
Emekli tatilimi geçirdiğim Didim/Yeşilkent sitesinde, komşuların dilek ve önerilerini derleyip, dernek yönetimine yazılı bildiririm. Gerekirse köşemde sorumlulara iletmek için yazarım.
Ağaçların dalları lâmbanın içine büyümüş, lâmbalar yanmıyor, sokaktaki ağaçlar yanlış budanmış. Ambalajların ayrılmasına Çevre Gönüllüler Derneği çok önem verdi, fakat zamanında alınmıyor. Çöp konteynerini komşu evinin önünde istemiyor, ordan oraya itip yerini değiştiriyor. Belediyenin yaptığı anonsları rüzgâr alıp götürüyor. Gürültüden başka işe yaramıyor. Sitedeki panolar ilân ve duyurular için kullanılmıyor. Boru patlamış günlerdir su boşuna akıyor, tamire gelmiyorlar.
Plajı site derneğimiz koruyor, ama yeterli destek belediyeden gelmiyor. Site sakinleri siteyi güzelleştirmek için elinden geleni yerine getiriyor. Yerli ve yabancı turistlerin çokluğu Yaz aylarında büyük bir sorun yaratıyor. Doğayı hoyratça tüketiyorlar, kanalizasyon deposu yine patlamış.
Sorunlar böyle çoğalıyor, site derneği sekreteri bile telefon edince, benim sözümü galeye almazlar, başkana iletirim, diyor.
Bireyin sözü dikkate, ciddiye alınmazsa başkan olan da yerini gelecek genç nesillere bir türlü bırakamıyor.
Didim’de en çok duyduğum söz, burası Türkiye, Almanya olamaz. Bunu negatif anlamda söylüyorlar, işine gelmiyor. Zira değiştirmeye kendinden başlaması zor geliyor.
Turizm Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre 15 Ekim’den önce gürültü çıkaracak inşaat başlamasının yasak olduğunu bile bile daha Eylül ayında başlıyor.
Elbette Berlin’de de yerine getirilmeyen kurallar var. Aradaki fark birey sözünün geçeceğini bilir ve gerekli daireye bildirmeden önce vatandaşa hatası söylenir, uyarılır. Biraz önce eşim güneşli bir günde lâmbalarını yakan mobilya mağazasına telefon etti.
Başkan mısın, diye soran olmadı. Sokağımızda köpek dışkısı için konan otomatta poşet bitmiş, birazdan ilgiliye bildireceğim.
Evin birinde restore etmeye başlamadan önce yepyeni, güzelim ahşap mobilyalar dışarı atılıp kırıldıkça doğa severlerin Yeşilkent 12. Sokakta içi gitti. Her biri birer ağaç kesimi demektir. Didim’de ikinci el eşya satan dükkânlar var, haber verip aldırmak mümkün. Bilhassa Alman komşular hayretle izlediler, yapılan yıkımı. Almanya’ya gider gitmez yuva ve anasınıfı destekleyen bir derneğe üye olacaklarını söylediler.
Ağaç yaş iken eğilir, büyüyünce artık değiştirmeye imkân yok demeyeyim, oldukça zor diyerek, umudu yitirmeyelim.
Birey olan sıradan ve sürüden farklıdır. Birey olmak onur ve kültür gerektirir. Dürüst, bilgeli, görgülü ve adaletli olan birey, gerektiğinde toplumun çoğunluğunca benimsenen şeyleri sorgular, bu nedenle zaman zaman kitlelere ters düşer.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilkelerinden en önemlisi bireyi bilinçlendirmek idi. Bireyin gelişmesi toplumun gelişmesi demektir. Toplum geliştikçe küreselleşme çağında ülkeler lâyik oldukları yeri alırlar.
Almanya’nın Dünya’da aldığı yer, gördüğü saygı birçok ülkelere örnek olmaktadır. Vatandaş devletim bana ne yapıyor sorusunu, ben bugün devletim, ülkem için ne yaptım, sorusuna cevap verdikten sonra sormasından kaynaklanıyor, olabilir. Bu durumda sorunlar da hep birlikte çözülür.
Torunuma en çok söylediğim söz, ağlama üzülme yavrum, bir yerde bir sorun bir problem varsa, en az bir de çözüm yolu vardır.
Birey olmak bir sanattır. Bilgi bir hazineyse, bildiğini uygulamak anahtarıdır. Bugün çevren, ailen, ülken ve devletin için ne yaptın, sorusunu sık sık sorup, pozitif cevaplıyabilmek, sonra devletim benim için ne yapıyor sorusunu sormak umuduyla.

Hoşça kalın!