Selma Erdal

Tüm Yazıları


Bir Çoban Sülo Vardı

  • 09 Haziran 2018 Cumartesi


Kimisi için o hep Amerikanın Adamı MORRİSON SÜLEYMAN'dı... ya da halkın BABA'sıydı...Kimisi için de ÇOBAN SÜLO'ydu...Muhalefetteki ECEVİT'le sık sık küsen BAŞBAKAN...Küs olduklarında da ve törenlerde karşılaştıklarında;" Ecevit'in elini sıktınız mı?" diye soran gazetecilere, "Tabi ki sıktım, ya neresini sıkacaktım ?" diye yanıtlayan,ama bu "ı" harfini "i" harfi olarak seslendiren bir nüktedan...6 kere şapkasını alıp, 7 kere gelen DEVLET ADAMI... Bilindiği gibi o; 2015 yılının 17 Haziran'ında dönmemek üzere aramızdan ayrıldı. Ki o;SÜLEYMAN DEMİREL... IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN...İşte o... Bir Amerikalı gibi Amerikanca konuşan bu adam; Türkçe'yi mi konuşamayacaktı?... ÇOBAN SÜLO üslubuyla az mı kandırdı köylüyü, az mı aldı oylarını?...Ve onunla başladı ayakkabının bir tekini seçim öncesi verip, diğerini de iktidara gelince vermek... AKP'li siyasetçiler kimden öğrendi; bulgur, nohut, karbonmonoksidli yasaklanmış kömür dağıtarak oy toplama taktiklerini?... Üstelik Demirel,Menderes'den çok daha becerikliydi; masonluk da koruyucu kalkanıydı... Atatürk sonrası Türk Siyasal Tarihi kesinlikle bir İsmet Paşa, bir de onunla yazıldı...ECEVİT mi?... BAYKAL mı?...Onların yanında sıraya bile giremezler desem, abartmış olmam sanırım
İşte SULTAN SÜLEYMAN'A KALMAYAN DÜNYA, MORRİSON SÜLEYMAN'A DA KALMAMIŞDI, nasıl ki bizlere de ya da HİÇ KİMSECİKLERE KALMAYACAĞI GİBİ...
PEK ÇOK YASAĞIN, ÖZELLİKLE DENİZ GEZMİŞ-MAHİR ÇAYAN VE PEK ÇOKLARININ DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK İSTEMLİ BAŞKALDIRILARINA SET ÇEKENLERDEN, "YOLLAR YÜRÜMEKLE ESKİMEZ" DİYENLERDEN MORRİSON SÜLEYMAN...Ve onca haşmetine karşın; çekip gitmişdi bu dünyadan.
Altmışlı yılların adamıydı Demirel... Bu kuşağın insanlarını çok iyi tanırdı ve onları çok iyi kullanırdı.Kendim için bir şey istersem n'amerdim demesine karşın, yakın çevresine ki özellikle yeğen Yahya'ya, manevi oğlu Cavit Çağlar'a, Erol Evcil'e ilişkin pek yararlı olmuşluğuyla anıldı. Dünden, bugüne eleştirdiğimiz, yakındığımız pek çok yanlışta onun izi,imzası, kurnaz aklı vardı. Yine de sevilen, sayılan bir siyaset adamıydı. Seçim dönemleri onunla oldukça şenlikli geçerdi. İsmet Paşa'nın altından koltuğunu çekip, makamını ona vermiş olsa da Amerika...O İsmet Paşa'ya asla yapmazdı küçültücü, yakışık almayan, edebe, terbiyeye sığmayan bir şaka... O yalnızca Ecevit'e küserdi. Ve halk da onların bu küsüşmelerine keyifle gülerdi.Günümüzde yaşanan siyasal çekişmeleri, çatışmaları, adab-ı muaşeret kurallarına uymayan atışmaları izledikçe Demirel'li yılları anımsadım. O yıllarda siyasette bile bir incelik, bir zerafet, bir nefaset, bir nezaket vardı.Oysa günümüzde siyasal propaganda dilinde; Osmanlı külhanbeylerini bile yaya bırakacak sözler yer almakta...Halk bu çatışmacı dilden dolayı oldukça tedirgin olmakta... Şenliklerle geçen seçim dönemlerini özlemle anımsamaktadır. Seçim sonrasında kim bilir daha neler,neler yaşanabileceğine ilişkin olumsuz varsayımlar, öngörüler üzerine tartışmalar yapılmaktadır.Umalım ki...Petrol vardı da içtik mi?...Yollar yürümekle aşınmaz...Benim milletim, benim çiftçim, benim köylüm diyerek halkına seslenen BABA'ya duyulan sevgi, gösterilen hoşgörü ve elbette ki saygı...AK-BABALAR tarafından da imrenilir, özenilir, hedeflenir. 24 Haziran seçimine sayılı günler kala; siyasetin dili birazcık yumuşar, konuşmalar;sevecen,düşmanlıkdan uzak, saygılı ve zeka içerikli geçer, uygar bir yarışa dönüşür. Eğer ki bu yarışa katılan siyasetçilerin amacı, ülküsü,hedefi, varmak istedikleri nokta; ülkenin gelişmesi, ulusun gönenci için siyaset yapmaksa...Sayın Baylar; lütfen birazcık saygı...Önce kendinize, sonra da karşılıklı olarak birbirinize ve yurtdaşlarımıza saygı... Biliniz ki seçim alanlarından kendilerine seslendiğiniz Türkü, Kürdü, Çerkesi, Arnavutu, Lazı, Boşnakı, daha açık bir anlatımla bu ülkenin halkı; artık sözle de olsa kavga istemiyor, gerginlik istemiyor.