Selma Erdal

Tüm Yazıları


Bir Çetin Altan Vardı

  • 11 Temmuz 2019 Perşembe


Durduk yere düşmedi usuma... Geçtiğimiz hafta tutuklu olan Ahmet oğlunun azad edildiğine ilişkin duyumlar yer alınca basında... Belki yakında Mehmet oğul da ve Nazlı Ilıcak ablaları da kurtarır paçayı... Pastör ve NASA görevlisi Amerikan pasaportlulardan sonra, Fetö'den forslular da mı sıra diye düşünmeden edemedim. Oğul Altan gündeme gelmişken de baba Altan'ı anmadan duramadım... Zincirleme trafik kazası gibi oğul Altan'dan sonra baba Altan'ı anımsayıverdim işte...
1980 sonrasında, ülkenin toplumsal yaşamını sulandırmak ve bulandırmak girişimlerinin basın-yayındaki ilk öncüsü GÜNEŞ gazetesinde yazardı baba Çetin ALTAN “Şeytanın Gör Dediği” köşesinde...Çoğunlukla satranç ve tenis oynayan Fransız köylüsünden söz eder; bizim köylüyü de kısaca "hödük" olarak betimlerdi.Ne kadar eleştirip, öfkelensek de, dönmelerin hası ve dahi padişahı payesini versek de... Yiğidi öldür, hakkını yeme; adamda genel kültür on numaraydı. İşte yıllardır unutamadığım ve de sanki yaşam ilkesi edinerek belleğimde sakladığım yazılarından birinde anlatıyordu Çetin Altan; bir kadın ve Azrail'ini, onun canını almaya gelen Ölüm Meleği'ni...Baba ALTAN’ın anlatımına göre; Ölüm Meleği ki nam-ı diğer Azrail, gelmiş 80’lik bir kadının yanına, canını amaya…Oysa kadın karşı çıkmakta; “Dur henüz dersimi bitirmedim”… Kuşkusuz Çetin ALTAN alaycı anlatımıyla öğrenmeye aç insanları eleştiriyordu yazısında ama ben işime geldiği gibi aldım bu iletiyi ve sakladım bunca yıllara... Üstelik o yıllarda hamdım, ama bugünkü olgunluğumda “Dur henüz dersim bitmedi Azrail Efendi, kitaplarım var yazılacak…Bilimsel bir yenilik, bir görüş, bir öneri eşliğinde sunulacak, savunulacak… Ne olur şimdilik alma beni sıraya !..." deyip, durmaktayım Çetin Altan'ın o yazısını okuduğum o günden bu yana...Ah şu Çetin ALTAN; yaşamının pek çok anının izdüşümünü kitaplarına yansıtan…Hani TİP’li bir tip olduğu günlerde üç günlüğüne gözaltına alınmış ya, hemen ardından döktürmüş yazıya BÜYÜK GÖZALTI başlığı altında…Oysa dünün sosyalisti Altan Baba; daha sonra Özal döneminde bir hatip, acımasız kapitalizmin küresel media pazarında bir savunman oldu yıllarca… Kamu Yönetimi alanında lisans eğitimimi aldığım yıllarda, SİYASAL TOPLUMSALLAŞMA dersinde karşıma çıkmıştı yine Çetin ALTAN…Dünün TİP’lisi, TÖ’nün liboşlarının destekçisi, 1923 Cumhuriyeti’nin köstekçisi, II.Cumhuriyetçiler'in öncüsü… Sonraları kendisi de Baba ALTAN ve yavruları gibi dönüşen ve de Abant toplantılarında boy gösteren siyaset bilimi hocamız SARIBAY , Çetin ALTAN’ın bu değişimini dersin içeriği bağlamında örneklerken derdi ki:-Otuz yaşından sonra insanların güven arayışı artar, artık o delikanlı yıllarının coşkulu solcusundan, devrimcisinden merkez partilerin ideolojilerine doğru bir geçiş gerçekleşir ki gerçekte o birey dönüşüm geçirir, döner, o bir dönek olur, savunduğu değerlerin tam karşısında saf tutar ve saf, saf bakar eski yoldaşları, yol arkadaşları ona…
Hamlıktan, olgunluğa dönüşmeye başladığım yıllarda (gıyaben ve de kitaben tanıdığım) ilk dönek olarak Çetin ALTAN’ı bilsem de... Daha sonrasında; neler gördük, kimleri tanıdığımız sanıp da yanıldık, örneğin Toktamış Ateş Hoca gibi... Kamusal alanda yankıları duyulduğunda ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ dersini veren ve bu alanda hem kitapları, hem de Cumhuriyet gazetesinde yine bu alanda yazılar yazdığı bir köşesi olan Toktamış Hoca... Onun Abant Toplantıları’na katıldığına ilişkin duyumların ardından nasıl da sarsılmıştım. Öylesine ki BABACAN ve yoldaşlarının yol ayrımı nedeniyle AKBaşkan bile sarsılmamıştır benim o günlerde sarsıldığım kadar...Çünkü bir zamanlar, bizlerin idolleriydi o adamlar...Ve daha kimlerin, kimlerin dönüş duyumları, değişen düzene uyumları…80 öncesinin devrimcilerinin dönüşüm geçirmeleri bile hiç kalırdı Çetin Altan, Toktamış Ateş ve daha nicelerinin yanında... Çünkü onların İkinci Cumhuriyet'i savunmaları kadar ürkütücü gelmemişti bana...Ve daha sonraları; AK AKİLLER arasına karışan ateisti, alevisi, alkoliği, artizi, esrarcısı,şarkıcısı, şaklabanı... Yaşadığımız şu toplumsal kirlenmenin oluşumunun baş kahramanları...Ve onlara yol açan, el verenler arasında en önde geleni; kanımca tartışmasız sosyalist milletvekili eskisi ve de Bab-ı Ali seçkini Çetin Altan efendidir ne yazık ki...Onun emeklerine karşılık; oğul Altan'ın azad edilmesi... Gerçi Mehmet olanın Fetö aşkı tescilli... Kim bilir o hangi bahara?... Ama baba Altan; huzur içinde uyuyordur, oğulları yürüdüğü için onunla aynı yolda...AKP'de yaşanan kopukluklar düşünce gündeme, benim de düşüverdi usuma liboşlar, dönekler, ikinci cumhuriyetçiler bunca yıldan sonra bir kez daha...Çetin Altan ve oğullarını bırakalım bir yana...Biz dönelim günümüze... Ve şu Didim gecelerinde; vur patlasın, çal oynasın yaşayanlar bakarken keyfine... Acaba Didim'deki yanık kokusu ne olacak?... Bulunmayacak mı bu soruna bir çare?...
Sazlar çalınır Çamlıca'nın bahçelerindeÇöpler yakılır Didim'in gecelerinde
Ne desek boş; Didim'de çöpler yakılıyorSanki Didim baharı yarım kalıyor; 31 Mart 2019 gününden, zamana ve zemine yayılamıyor, çağdaş yaşam koşulları yalnızca seçim vaadlerinde kalıyor...Acaba şu 5 yıl nasıl geçecek?...