Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Bir Çaydanlığın Düşündürdükleri

  • 08 Şubat 2018 Perşembe


Bir Çaydanlığın Düşündürdükleri

Çağımızın en büyük filozoflarının başında gelen Bertrand Russell'ın ünlü eserlerinden birisinin adı, "İktidar hırsı…"
Kitap, olağanüstü bir üst-kültür ürünü.
İnsanlığın düşünce mirasını zorlayan ve onu çağların ötesine doğru taşıyan "yüksek" bir dünya görüşünü yansıtıyor.
İnsan düşünüyor: Acaba, ünlü düşünürün sözünü ettiği o bitip tükenmek bilmeyen “hırs”ın içinde debelenip duran ve böylelikle de, yaşadığı toplumun tozunu dumanına katan siyaset "hazret"leri, bu kitabın sadece üç-beş sayfasını [anlayarak-kavrayarak-hazmederek] okuyabilselerdi… Halleri nice olurdu?.. Bizler ne olurduk?
Sanıyoruz o zaman, ülkenin gündemini işgal eden sorunlarda ciddi bir seyrelme olurdu.
Koltuk sevdası ile yanıp tutuşan kravatlı magandalar toplumun yakasından tepetaklak düşerdi…
TBMM'de bir tek dövüş olmazdı. Hakaret, kulis çalışmaları, hizipler, çelme takmalar, dibini oymalar, dedikodular, kumpaslar,. İftiralar üzerinden siyaset yapmak tarihe karışırdı.
Evin "reis"i, geçmişte yapıp ettiklerinden belki de utanır; insanın ancak kendisinin reisi olabileceğini ve bunun içinse, fırınlar dolusu ekmek yemek gerektiğini anlardı… Kim bilir?..
Ama, Bertrand Russell biliyor. Bütün bunları ve daha neler neleri biliyor.
Ve de en önemlisi, bildiklerini bizlerle özveri, sabır ve uygun bir dil çerçevesinde paylaşıyor.
Mesele işte bu vericiliğin alıcısı olabilmekte… Böyle bir niyetin bireyi olabilmekte.
Bakın bir başka ünlü düşünür sıradan Çin seramiğinden yola çıkarak bizlere daha neler neler söylüyor:
"Eğer ben, Dünya ve Mars arasındaki bir yörüngede güneşin etrafında dönen Çin seramiği bir çaydanlığın varlığını ileri sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleseydim, hiç kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı…
Ama sözüme devam edip de, bu savımın "yanlışlanamaz" nitelikte oluşundan dolayı, insanların bunu gerçek olarak kabullenmesi gerektiğini ileri sürseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü…
Ancak, [işte bu nokta çok önemlidir:] eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her Pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilerek tekrarlansaydı… Ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktorundan ya da daha önceki çağlarda bir Engizisyon yargıcından acil bir randevu alınırdı."
Ne diyorsunuz?
Acaba Çin seramiği yörüngesinde dönmeye devam mı ediyor?
Yoksa, psikiyatristen ya da zaten çivisi çıkan yargı mercilerden randevu almakla mı meşgulsünüz?
Bir düşünün bakalım.

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com