Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Bilmek Yetmez…

  • 07 Ocak 2019 Pazartesi


Demokratik merkeziyetçilik ilkesi bir siyasi partinin en temel esasıdır.
Parti içinde demokrasi yoksa, her şeye “reis” karar verir.
Parti üyeleri ve taraftarları böyle bir ortamda alelade bir yığından ibarettir.
Diktatörlük, işte bu noktadan başlar.
Gelişir, serpilir ve ülkenin tavanına yerleşir.
Merkeziyetçilik ise, örgütün kendi başına buyruk, her telden çalabilen, ilkesizlik içinde kaosa doğru sürüklenmesini önleyen temel bir unsurdur.
Bu iki unsur bir araya geldiğinde “yüz çiçek açsın/ bin fikir yarışsın…” şiarı ortaya çıkar.
Parti zenginleşir.
Ve eylemlerini o zenginliğin içinden üretir.
Dinamik, çalışkan, etkin bir siyasi güç olur, çıkar…
Aksi halde ise; birbirini yiyen, enerjisini kişisel çatışmalar içinde eriten ve sonuç olarak, ülkenin kaderi söz konusu olduğunda bir kenara itilebilen güçsüz bir yapıya doğru evrilir… Ve kendi kendisini tüketir!

Sözünü ettiğimiz bu ilkeler, ana hatları ile partinin tüzüğünde yazılı ifadesini bulur.
Örgüt organları bu statüye uygun olarak kararlarını alır ve teşkilatın en ücra köşelerine kadar ulaştırır.
Ve işte o kararlar, sahici ve yürekten partililer tarafından içtenlikle ve coşku ile yerine getirilir. Getirilmek zorundadır.
Bu çizginin dışına çıkmak keyfiliktir, sapmadır.
Parti kararlarının oluşumu süreci içinde “yapıcı” öneriler olumlu birer katkıdır.
Yapılan yanlışların düzeltilmelerini sağlamak amacı ile eleştiri yapmak da partiye omuz vermek anlamına gelir.
Ama her fırsattan istifade ederek, yapılan/yapılmayan her şeyi bahane ederek partinin dibini oymak, çok başka bir şeydir.
Parti kültürün en temel ilkesi, kişisellik değil, toplumsallıktır…
Ben-merkezcilik toplumsallık içindeki amansız bir hastalıktır.
Zamanla, sabırla tedavi edilmesi gereken ciddi bir sayrılıktır.
Tedavi kabul etmeyen hastaların ise, acilen ameliyat masasına yatırılması gerektir/şarttır.
Çünkü önemli olan sağlıktır.
Sağlıklı bir yapıdır.
Parti çatısı altındaki sağlık ise, içtenlik/özveri/alçak gönüllülük/çoğulculuk/ ve omuz omuza olma hasletlerinin bir araya gelmesi ile oluşabilir.
Parti disiplini ve örgüt olma bilinci, işte böyle bir eşiğin üstünden atlayarak hayata geçirilebilir.
Bu eşiğin altında kaldığımız zaman, kaderimizin bizi ve ülkemizi nereye sürükleyeceği bugünden bellidir.
Evet biliyoruz: Bütün bu gerçekler, hemen hemen herkesin bildiği şeyler.
Ama önemli olan bu bilinenleri hayata geçirebilmek…
Bizzat ve şahsen gerçekleştirebilmek!
Bu ülkenin “makûs talihi” ancak o zaman yenilebilir.

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr