Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Bilmek

  • 08 Şubat 2019 Cuma


Bilmek yaşamı kolaylaştıran en önemli gerekliliklerden biridir. Neler yapabileceğimi biliyor ve gerektiğinde yapmaya çalışıyorum. Neleri yapamayacağımı tahmin ediyor ve girişimde bulunmuyorum. Neleri yapmayacağımı, bana yapılmasını istemediklerimden buluyorum. Bu değerlendirme bana haddimi bildirmiş oluyor. Geçmişi olabildiğince ve ilgi alanım kapsamında öğrenmeye çalışıyor ve gelecek için pozitif çıkarsamada bulunuyorum.
GEÇMİŞİMİZ.
Her toplumun yaşamında bazı kırılma noktaları vardır. Olasılıklar dikkate alındığında, “keşke” olmasaydı diyeceğimiz şeyler var. Tarihi, darbeler güncesinden oluşan bir toplumda keşke çok olur.
Darbe ile ihtilal birbirine karıştırılır. Darbe, sınıf içi bir olaydır ve sistemi değiştirmez. Topluma egemen olan yapıda güç odakları mevcuttur. Bu odaklardan biri farklı nedenlerle gücünü artırdığında, yönetimde daha çok söz sahibi olmak ister. Başka bir şekilde ifade edersek; pastadan daha çok pay almak isterler. Bu nedenle darbe, sınıf içi güç odaklarının tepişmeleridir.
İhtilal, bir sınıfın (genellikle emekçiler) öteki sınıfa karşı (egemenler) örgütlü kalkışmadır. Sisteme ve dolayısıyla egemen sınıfa karşıdır. Kendi egemenliğini kurmayı amaçlar.
12 Mart, yönetenlerin hoşnutsuzluğu sonucunda ve dış güçlerle birlikte kendi emekçi halkına karşı(emekçilerin örgütlülükleri) yapılan bir harekettir. Darbenin hedefinde 1961 anayasası ile kurulmuş olan kurumlar vardır. Dolayısıyla temel haklar hedef alınmıştır.
1961 Anayasa’sını emek karşıtı olan iç ve dış güçler hiç sevmediler. Bunun için ellerine geçen her fırsatta çelme takmaktan geri durmadılar. Emek örgütlülüklerine ki, sendikaların yanı sıra İşçi partisi de bu kapsamdadır. Bazı özerk kurumları hedef aldılar. Üniversitelerle birlikte TRT’nin özerkliği de hep hedefte idi.
12 Eylül, solun her türünü bilerek ve isteyerek yok etmeye çalıştı. PKK’nin ortaya çıkmasına da neden oldu. Egemenler kısa bir süre de olsa, dikensiz gül bahçesinde sömürülerini sürdürdüler. Tekstil sanayicisi Halit Narin emekçiler için; “Birazda onların anası ağlasın(!)” dedi.
Darbeyi ordu yaptı gibi gözüküyordu. Oysa ordunun arkasında iç ve dış sermaye güçleri vardı. Ordu sadece bir maşa olarak kullanıldı ve kendisine verilen görevi yaptı. Bu darbe ile din odaklı oluşumların önü açıldı.
2002 SEÇİMLERİ.
Kırılma noktalarından biride 2002 Genel Seçimleridir. Bahçeli’nin nedenleri açıklanamayan bu tavrı, ülkenin son 17 yılına damgasını vurmuştur. Aynı süreçte, Abdullah Gül’ün seçilmesinde de katkıda bulunarak olası bir uzlaşmanın önünü kesmiştir.
2015 seçiminde(7Haziran) seçmen AKP’ye muhalefet görevi vermiştir. Milletvekili dağılımı şöyledir; AKP-258,CHP-132, MHP-80 ve HDP-80’dir. Bu noktada da Bahçeli devreye giriyor ve muhalefet blokunun Meclis Başkanı seçme önerisine katılmıyor. Hatta hükumetin kurulması doğrultusunda Kemal Kılıçtaroğlu’nun Bahçeli’ye başbakanlık önerisini de geri çevirerek muhalefete muhalefet etmeye başlıyor. Bunun ardından,1 Kasımda yenilenen seçimde AKP-317, CHP-134, HDP-59 ve MHP-40 milletvekili çıkarıyor. Ancak, iki seçim arasında hiç istenmeyen olaylar ve kırımlar yaşanıyor(!)
Daha sonra referandumda sarayın yanında yer alıyor ve başkanlık sistemi için elinden gelen katkıları yapmaktan geri durmuyor. En son Tank-Palet Fabrikasının özelleştirilmesinde milliyetçi bir parti olduğunu unutuyor. Daha önceki özelleştirmelerde de milliyetçiliğinin gereğini yapmıyor.
Şimdide bir beka sorununun varlığı iddia ediliyor. Doğrudur, ülkede bir beka sorunu var ama sorunu yaratan kim? Bu nedenle yapılacak olan yerel seçim bir şans olarak görülüp değerlendirilebilir.