Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Bilinçli uyum

  • 27 Haziran 2018 Çarşamba


“Mademki bu kerre mağlubuz
netsek, neylesek zaid.
Gayrı uzatman sözü.
Mademki fetva bize aid
verin ki basak bağrına mührümüzü..”
Nazım’ın ölümsüz dizeleriyle ifade ettiği Şeyh Bedrettin Destanında konuma ilişkin vurgu böyle. Sol açısından bakıldığında bu ilk yenilgimiz değil. Her yenilgi bir yeniden mücadelenin gerekliliğini vurgular. Üstelik yenilgiden sonra başlayan mücadele kendisini önceleyen mücadelenin hata ve zaaflarından ders almış olur. Yani, yenilgi bir son değildir.
İnsanlar bulundukları ortamlara hızla uyum sağlayan ve bunu bilinçli olarak yapan varlıklardır.Uyum varlık sürdürmenin olmazsa olmazlarındandır. Bir varlık içinde bulunduğu ortamın ürünüdür. Ortamda ortaya çıkan herhangi bir değişim tüm varlıkları etkiler. Varlıkların sorunsuz olarak varlıklarını sürdürebilmeleri için; değişimin gerektirdiği uyumları kendi bünyelerinde gerçekleştirmeleri ile olanaklıdır. Bunun adı evrimdir. Genellikle evrim uzun bir süreci kapsar. Burada sürece yayılan doğal bir evrimden söz etmekteyiz. Oysa birde bilinçli uyarlamalar var. Bu uyarlamalar fiziki değişimleri değil, varlığın sosyal değişim karşısında yeniden ve olanakları ölçüsünde konumlanmasıdır.
Yaşamsal süreçlerin hızlı değişimleri ve değiştirilmeleri uyum sorunları yaratır. Tepeden yönlendirilen düzenlemeler her koşulda sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Biz, zorunlu uyumlardan söz etmiyoruz. Doğa yasaları karşısında konumlanmak yaşamsal bir olgudur. Söz konusu olan, bilinçli uyumdur. Varlık sürdürme esnekliği olan uyum bilgi eşliğinde kolayca sağlanabilir. Bilgi son belirlemede bir bilinç sorunudur. Bu nedenle bilinçli uyum bir algı sorunudur. Bilgi her koşulda güç demektir. Sahip olunan güç değişen koşullara uyum sağlamaya olanak sunar.
Toplumda sorunları yaratanların, neden oldukları sorunları çözdükleri görülmemiştir. Kendi çıkarları için sorun yaratanlar sonunda kaybetmeye mahkûmdurlar. Şimdi henüz nasıl işleyeceğini bilmediğimiz ancak önceki isteklerle neler olabileceğini tahmin ettiğimiz olumsuzluklar söz konusudur. Her şeye karşın yaşamın bir mücadele olduğunu biliyoruz. Bunun için mücadeleyi sürdürmek için neler gerekli ise onlar yapılmalıdır. Yenilgiyi kabul edenlerin kazanmaları söz konusu değildir.