Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Beyin göçü durdurulmalı

  • 07 Ağustos 2018 Salı


Yıllarca yanlış politikalar sonucunda ülkemizde beyin göçü yaşandı. Bunun belli başlı örneği ekonomik konuların zayıflığından gelmektedir. Ekonomisi zayıf olan ülkeler, hemen hemen her meslek dalında daha gelişmiş ülkelere göç vermiştir ve vermeye devam ediyor. Elimizde yeteri kadar kaliteli pilot kalmayışının en önemli unsuru işte burada saklı. Emekli bir pilot subaydan sohbet esnasında öğrendiğim kadarıyla, en kaliteli ve en tecrübeli hava kuvvetleri pilotunun ülkemizde yetiştiğini söylerken, bunların ülkemizden ayrılarak, sivil havacılığa kaymalarındaki gerçeğin ekonomik şartlara bağlı olduğunu anlatırken, hakikatleri dinlemiş oldum. Sadece bu değil. Politik olarak müttefikimiz diye düşünülen fakat yıllarca anlatmaya çalıştığımız ABD politikalarına bakarsanız, en fazla beyin göçümüzü alan ülke konumunu görmek mümkün olacaktır. Bunlardan biri de NASA olsa gerek.

Ben eminim ki, NASA’da oldukça fazla bu işleri iyi anlayan hem mühendis, hem de pilotun olduğunu sanıyorum. Bu gün uzaya araç gönderen dünyanın en önemli bilim ve araştırma merkezinin en önemlisine sahip olan Amerika, elinde bulundurduğu eğitimli beyinlerden faydalandığı konusu beni yanıltmıyor diye düşünüyorum. Bu gün NASA, dünyanın geleceği hakkında bazı uyarılarda bulunuyor ve küresel ısınmadan bahsediyorsa evet bunun sebebi sadece bu ülkeler değil, başta kendi politikalarının eseridir diye düşünüyorum.
Uzaya gidebilecek düzeyde bir teknolojiye sahip olan ülke olan ABD, bununla yetinmeyip, yer altı kaynaklarının kendi çıkarlarına yansımasını ön planda tutan politik çalışmaları sonucunda yaptığı müdahaleler ile dünyayı oksijensiz bırakarak, ormanlarını yok ederek, savaşlar çıkarıp ortadan kaldırarak yaşanmaz hale getiriyor.
NASA, küresel ısınmanın nedenleri sonucunda mevsim dengesizliklerinden bahsederken, bir konuyu unutuyor. Yağışların eksilmesi, kar yağışının ortadan kalkması, mevsimlerin değişiklikleri nedeni, sadece küresel ısınmanın eseri olmadığı ortadadır. Bu gün balta girmemiş ormanlara sahip olan Afrika’da bereket vere yer altı zenginliğinin olmadığını biliyoruz. İyi ki bu zenginlikler orada yok. Afrika’nın en büyük zenginlikleri bence bu ormanlarıdır. Bu sayede bana göre dünyanın en önemli oksijen kaynaklarının sahibidir. İleriki günlerde enerjinin getirisinin oksijene bağlandığı yıllar gelişir de, oksijenin avantajı ABD düşüncelerinde ön plana çıkarsa Afrika’nın vay haline demek lazım. Bir zamanlar her bir bölgemizin ormanlarla kaplı olduğu dönemlerde mevsimlerin daha farklı olduğunu görüyorduk. Şimdi ise, mevsimler yerini kuraklığa bırakıyor. Nedenini anlamak için o kadar kültürlü olmaya gerek yok. Çünkü biz yıllarca betonlaşarak, ormanları yok ederek, teknolojiye ayak uydurup ormanları keserek, en yarayışlı ve sağlık koruyucusu olan zeytinleri mahvederek siyaset yaparsak, doğrudur, küresel ısınmanın en büyük destekçisi oluruz. Bunun sonu da çölleşmedir. Oksijen nasıl bol hale gelir diye düşünmeye gerek var mı acaba. En büyük kaynağı ormanlardır. Ormanın bittiği yerde hayat biter ve karşılığı ölüm başlar. Sadece bu değil. Mevcut sularımız yanlış uygulamalar sonucunda kesilerek, başka kanala akıtılarak, doğanın ekolojik dengesinin bozulması sonucunda, ve HES çalışmalarının teknoloji kapsamından uzak şekilde yapılması sonucunda bu işin daha hızlandırıcı çalışmasını inatla yapıyoruz. Böyle giderse çölleşme çok yakın.