Ünsal Yalçınkaya

Tüm Yazıları


Ben kimim!..

  • 20 Ağustos 2018 Pazartesi


O B J E K T İ F RESİM
B A K I Ş unsal1954@hotmail.com


Hani derler ya ,sen kimsin?
Evet,
Ben kimim!..
Ben mi,
Kırsaldan yetişmiş,
Yoksul bir ailenin,
Yoktan var olmaya çalışmış bir bireyim.
Evet kırsaldan dedim,
Gerçekten kırsal…
Tütün tarlalarının tezekleri arasında büyümüş,
Zeytin dağlarının çalıları arasında çocukluğunu yaşamış,
Hatta kendi ihtiyacı için beslediği bir ineğinin çobanlığından gelmiş,
Yoksul bir aile çocuğu.
Baba tarımla alakası olmayan,
Güya sanatkarlığını sürdüren,
At, Eşek pabucu “NAL” yapan ve giydiren biri,
Ah ANAM ah, üç çocuğu ile kırsalın geçim kaynağı TÜTÜN ve ZEYTİN tarlalarında çalışan bir Ana ve bu ailenin üç çocuğundan en büyüğü’m ben,
Rahmetli ANAM okuyacaksın da okuyacaksın diye direnip gerektiğinde okumamı sağlamak için zaman, zaman döven, söven Anam,
Ama nasıl bir direnme,
Anlatılamaz,
Anlamak için ancak yaşamak gerek,
Çocuklarının geleceğini kurtarma adına çırpınan bir ANA.
Yoksulluk içinde geçen bir ömür ve sonrasında benim gurbet yolculuğum,
Ulaşımın çok zor şartlarda yapıldığı şehir serüveni,
Yatılı verilen bir ortaokul serüveni,
Dayanılmayan Evlat hasreti,
Sonuçta tüm şartları zorlayarak gerçekleşen kırsaldan Şehre göç,
Ve sonuçta okumamın gerekliliğini anlamaya başlamam,
Benim vaz geçilmez tutkum.
Ne büyük şans ki dönemin öğretmenlerinin bir çoğunun kırsal kökenli oluşu ve bizleri sahip çıkarak nasıl ve ne yapılması gerektiğini bilerek uygulamaları,
Daha orta okul üçüncü sınıfında Şehir de, ailemin yanımda oluşum ve benim boş zamanlarımda aile bütçesine katkı vermek adına bulduğum yapabileceğim işlerde çalışma hayatına atılmam,
Hiç unutamadığım ise Ateş Tuğlası üretimi yapan tuğla ocağındaki çalışma koşullarım,
Yaz sıcağında ATEŞ karşısında tuğlaları Ocaktan söküp taşıma işlemi,
Aman Allah’ım, o yaşta ve o koşullarda,
Hadi okumada ömür boyu o ocaklarda çalış,
Okumamı kamçılayan olaylardan bir tanesi olmuştur o Tuğla ocağında çalışmam.
Sonuçta Orta okul bitti ve şans ki o yılda İlçemize Lise açıldı, yoksa Muğla’da, Söke’de, yada Aydın’da, İzmir’de lise okuma şansımız biraz zor gibiydi yoksulluktan.
Neyse ki biraz şans diyelim Lise’mizin açılması imdadımıza yetişti.
Lise serüvenimiz biraz daha rahat geçti sayılır,
Niçin mi ?
Yaşımızın biraz daha büyümüş oluşu ve olgunlaşmamız,
Algılamamızın biraz daha gelişmiş olması,
Gözümüzün biraz daha açılmış olması,
Ve 68 Gençlik hareketlerinin tam da bu çağımıza denk gelmesi ve bizim kuşağımızın SOSYAL olayları algılamasına etken olmuştur.
Özellikle TÖS hareketi ve öğretmenlerimizin bir çoğunun TÖS üyesi oluşu.
Ve Anyayayı, Konyayı görmemize sağlayan 12 Mart faşist darbesi,
Ve Üniversite serüvenimiz ,
Üniversite yıllarımızda Kardeş kanının dökülmesinde Emperyalizm serüvenlerini görmemiz bizim gibi kırsalda yetişmişlerin temkinli oluşları olayların biraz daha dışında kalmamızı sağlamıştır..
Bizim kuşak bu kısacık ömründe 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971,12 Eylül 1980 ihtilal’ lerini ve darbelerini görmüş ve yaşamıştır,
1975 -1977 MC hükümetleri ve akan kan ve sonrasında tezgahlanan 1980 darbesi,O günleri yaşatanlar bu defa çok daha beteri biçimde yine sahnedeler.
Aman dikkat…
Ve hatta 28 Şubat ve 15 Temmuz’ları yaşamış bir kuşak olarak bunca çile ve krizleri yaşayarak bu günlere gelmişsek,
Hala Ayakta kalabilmişsek,
Daha da neleri yaşayabileceğimizi düşünerek geçireceğimiz şu günlerimizde,
Yeter artık demekten öteye
Ne dilim varıyor,
Ne de kalemim yazıyor.
Yeter artık yeter demek geldi içimden…