Selma Erdal

Tüm Yazıları


Belki Değişir Bi'şeyler

  • 20 Mart 2018 Salı


Gecikmeli de olsa; öncelikle 20 Mart Dünya Mutluluk Gününüz MUTLU olsun; eğer bunca sorunlara ve denetleme olanağından yoksun bırakıldığınız (demokratik haklarınız bağlamında) sorumsuzluklara karşı yine de MUTLU olabiliyorsanız eyy Türk Ulusu...Ümmet-i Tayyiban'a gelince; onlar nasılsa hep mutlu...Dolayısıyla ülkemizde yaşayanları kabaca iki bölüme ayırabiliriz:68'li abilerimizin tanımlamasıyla;bilinçli mutsuzluk içinde kıvrananlar ve bilinçsiz mutlulukla yaşamın keyfini sürenler...Acaba hangi bölümden olsaydık...Deme şansımız var mı?... Yok elbette; böyle vara, yoğa söz söyledikçe...Belli ki bilinçli mutsuzluğumuzun pençesinde; aldırmazca yaşayan bilinçsiz mutlulukların sürdüğü keyfe kederlenip,zarar veriyoruz kendi, kendimize... Ama söylemeden de olmuyor ki
Cumhuriyet’in kazanımlarına saldırı, Demokrat Parti’nin kurulması, MENDERES’in seçimleri kazanması ve TBMM’de milletvekillerine; “Siz isterseniz bu ülkeye hilafeti bile geri getirebilirsiniz” sözlerini söylemesiyle başladı irtica…Bu arada Atatürk döneminde Şeyh Said isyanları ve Devrim Şehidi KUBİLAY’a saldırılar da unutulmamalı ama özellikle 12 Eylül 1980 sonrasında giderek daha da yoğunlaştı bu saldırılar…Bugünün resmini çizmek içinse Abidin'e ne gerek var?...Kör değilse beyniniz, bilinciniz, benliğiniz; ne kadar da karalara boyanmış ülkemiz görebilirsiniz...
Her dem dilimizde tekerleme oldu bu sözlerimiz...50’lerden sonra; NATO’nun askeri olmak için, el verilince yabana… Boş verildi tarlada; tırpana, yabana, kara sabana…Adı kondu bu değişimin ballandıra, ballandıra; “tarımda makinalaşma”… Ve yeni efendiler dedi ki; “belirlediğim sınırları sakın aşma”…Sanayileşmeye yönelik yatırımlar; tarımsal alanlara, bereketli ovalara, denize kıyısı olan yörelere, akar sulara, göllere… Hınzırca güldü bu efendiler içlerinden; “ 50 yıla kalmaz ülkenizi çeviririz kurumuş çöllere”…Çevirmediler diyen varsa; kör baksın Güneş'e...İşte bu bağlamda ileri sürebiliriz ki...PETROL DEĞİL, SU SAVAŞLARIDIR BUGÜN ORTADOĞU'DA YAŞANAN...Özellikle de kaynakları topraklarımızda olan, topraklarımızdan doğan Fırat ve Dicle; bizim özkaynaklarımız olduğu sürece...Biliniz ki hiç rahat yüzü yokdur bize; açgözlüler, o kanlı elliler hep saldıracaklardır bize...
Latin Ozan Horatius "Hakikati gülerek söylemek" demiş. Bizimkiler de "Lafın iyisi gülerek söylenir"demiş.Buradaki iyi; acı gerçek...Oysa bizler; söylediğimiz sözler yürekleri kırmasın diye değil,birileri kafamızı kırmasın diye "gülerek" söylüyoruz sözlerimizi...Dünya çok değişdi ama ülkemiz çok daha değişdi...Ama belki değişir bi'şeyler diyerek susturmuyoruz biz dilimizi...Mutluluk demişken...AFRİN harekatı başarıyla sonuçlandı diye kasım kasılanlar...Dünya Mutluluk Günü'nde; ülkemizin en mutlu azınlığıdır(kim bilir belki de çoğunluğudur); saymadım, sayamam ki gönlümce... Amma ve lakin...
Umarım ki yakında yaklaşmasın yeni bir felaketin eyyy Ümmet-i Tayyiban... Çünkü... Bugünlere Suudi Arabia Veliahd Prensi; Dünyanın Lordu Trump'a konuk olmuş Beyaz Saray'da ve Qatar konusu da masada gündem olmuş
Afrin Harekatı nedeniyle onca afra, tafra yapan esas ve de en has Dünya Lordu; burada borusunun ötmeyişinin rövanşını almak için, Qatar üzerinden Ortadoğu'da bir başka çalım atar mı atar...
Böylece Qatar'ın en has hamisi, afili fedaisi olarakdan bizimkiler de etden önce,kendini çömleğe atar mı, atar...Bu kez de Qatar için Mehmedçikler'i sahaya sürer mi, sürer ve Qatar nedeniyle Ortadoğu yine kan kokar mı, kokar...
Zaman tez geçiyor...Mart ayı takvimlerden çıkar mı, çıkar.Nisan'ın 23. gününde ve de Mayıs'ın 19. gününde; "savaşdayız ya da şehid cenazleri nedeniyle camideyiz" diyerekden, ulusal bayram kutlamaları yatar mı, yatar.
Nasıl ki Afrin ve Çanakkale Zaferi kimyasal bir alaşımla; yedirildi birbirine... Qatar'da da kefenler giydirildikçe Mehmedçik neferine; biliniz ki yine son aşamada 15 Temmuz Şehid ve Gazileri alkışlanacakdır AKSARAY'ın emriyle...
TRT 1'de ERTUĞRUL dizisine bakılırsa; Osmanlı'yı ARAPLAR kurdu diyecekler neredeyse... Bakalım Mehmed Bir Cihan Fatihi neler öğretecek bize ve İlber Hocamız acaba kaç saç telini yolacak "cahiller" avazı eşliğinde?...
İrlandalı komşum Roy'un dedesi Çanakkale'de savaşmış; savaş sonrası torunlarına Türkler iyi adam demiş ve Mustafa Kemal'i anlatmış.Üstelik İngilizler'in Çanakkale hakkında yazdıkları kitaplar bile Mustafa Kemal'siz yazılmamış.O'nun kurduğu devletden maaş alan din adamı geçinen hadsizler; dualarında Gazi Mustafa Kemal'i hiç anmamış.Bu Aymazlar bu gidişle 18 Mart 1915 Zaferi'ni de "15 Temmuz şehidleri ve gazileri kazandı,ADAM da orada gazi ünvanı aldı" diye yazdırırlarsa kitaplara; sakın şaşırma!...
Hollanda Hastalığı kavramını bilenler bilir; kitap bile yazılmışdır bu kavramın ortaya çıkış öyküsü üzerine...Kavramın kısaca açıklamasına gelince; babadan kalma mirası, har vurup, harman savurmak gibi...Doğal kaynakların (Hollanda'da doğal gaz) getirisini; üretime yatırmak yerine, tüketime harcamak mirasyediler gibi...Bizimle ne ilgi, ne alaka diyeceklere; kısa bir yanıt verirsek...Ülkenin yatırımlarını, kamu mallarını, özkaynaklarını satarak; sultanlar için saraylar yaptırmak desek...Kavramın içeriği birazcık da olsa anlaşılmış olur değil mi?...
AYNENCE konuşanlarla, SIKINTI YOK diyenler arasında dilimiz doruk noktasında... Devlet memurlarından, bilim insanlarına ve kuşkusuz sokakdaki adama kadar herkes Güzel Türkçemiz'i konuşmayı sonunda çok iyi becerdiler "aynen" ve "sıkıntı yok" sözleriyle...Alkışlar kendilerine!...Veee...21 Mart Türkler'de baharın gelişinin kutlandığı gün; NEVRUZ yeni gün... Ama birileri yine ayrılıkçı ateşler yakacak; yedi düvelin alkışları eşliğinde...