Selma Erdal

Tüm Yazıları


Bayramlık Didim

  • 29 Ağustos 2018 Çarşamba


Bayram, bayram dedik; o da gelip, geçdi işte...Umalım ki ülkemiz barış, bolluk, bereket içinde nice bayramlara ersin, ulusumuz kardeşçe mutlu olsun. Ve şirin kentimiz Didim; sosyo ekonomik ve sosyo kültürel anlamda, kente gelenlerle gönence ersin, kalkınsın, daha da gelişsin.Ama bu gelişme sağlansın diye; yeşil alanlar, zeytin bağları, tarım toprakları saldırıya uğramasın. Didim doğal güzelliklerini, oksijeni bol havasını yitirmesin. Yitirmesin de bunca çılgınca yapılaşma sürdükçe; üç, beş yıla kalmadan Didim ne yazık ki Bodrum ve Kuşadası gibi yaşanan çarpık kentleşme sonucunda benzeyecek bir ucubeye...
Ülkede yerleşik olarak yaşayan, çalışan ya da işsiz olan halk; Dolar artışının olumsuz dışsalıkları ile boğuşurken, Avrupa ülkelerinde çalışan ve genellikle Almancı diye tanımlanan halk; öylesine mutlu ki...AKBAŞKAN'ın yönetiminde ülke, ulus Amerikan Doları'ndaki artış nedeniyle ekonomik bir savaşın içinde çırpınırken...Yurtdışında kurulan sandıklara attıkları oylarla AKBAŞKAN'ı destekleyen bu halk çok ama çok mutlu...Çünkü kazandıkları Euro, Sterlin; bu ülkede daha çok Türk Lirası satın alıyor ve onlar da koşa, koşa konutlar satın alıyor. Tanıdığımız bir emlakçı; bu dönemde günde yüz yirmi konut satdığını söylediğinde şaşkınlık geçirdik. Elbette yalnızca yurtdışında çalışan Türkler değil; yabancılar ki özellikle İngilizler de bolca konut alıyorlarmış, Sterlin yükseldikçe, mutluluk içinde emlakçılara koşuyorlarmış.Sonuç olarak ekonomik kriz sıradan halkın belini bükse de, yap-satçıların yüzünü güldürüyor.Üstelik Didim de yap-satçıların pek çoğu Cumhuriyet Halk Partili olsa da kuşkusuz minnettar kalmışlardır ülkemizi yöneten AKBAŞKAN'a... ki o AKBAŞKAN; Amerikalı'nın güdümünde olmadığı için,halkın çoğunun saygısını kazanırken...Ne yazık ki onun yönetimindeki bu ülkede zorluklar yaşanıyor, ama yine de birileri çok para kazanıyor; özellikle de yap-satçılar, yapılaşma alanında çalışanlar...Tarımsal üretim yapılacak bir karış toprak kalmayana kadar; onlar konutları dikecekler, paralar kasaya, Didim de dönecek çölden bir kasabaya...Ama ne gam?...Önemli olan; paraları kazansın yap-sat işleriyle uğraşan adam...
Bayram nedeniyle Didim'in nüfusu bir milyonu bulmuş diyorlar. Her yer insan seli...Sokaklarda araçların varlığı nedeniyle yayalar yürümekde zorluk çekiyor ve bu araçların neden olduğu trafik kazaları nedeniyle de pek çok kişinin canı yanıyor. Trafik kurallarına uymayan sürücülerin neden olduğu pek çok kaza yaşanıyor. Yeşil ışıkda geçen yayalara çarpan araçlar... Hız yaparken tepe taklak gelen motosikletler ve ölümcül yaralar alan sürücüleri...Bu bayramda gözümüzün önünde pek çok trafik kazası yaşandı ne yazık ki...Çünkü kent içinde en çok elli kilometre hızla gidilecek yerde; kendini yarış pistinde sanan densizler, katil ruhlular ve pek bilinen adlarıyla trafik canavarları oldukça; daha çok canlar yanar şu Didim sokaklarında...Sanırım ne Trafik Kuralları, ne de Polis ve Jandarma denetimi; engelleyemiyor bu katil ruhlu, saldırgan sürücüleri...Yazık, çok yazık oluyor; Didim'e, Didimli'ye...
Çünkü böylesine denetimsizlik, böylesine başbozukluk leke sürüyor bu şirin beldenin adına... Bilmiyorum, bilemiyorum; kenti yönetenler neler düşünüyor bu yaşanan olumsuzluklar karşısında?...
Bu yanlışlıkları engellemek için kafa yoran, çaba gösteren, kentin yaşanabilirlik özelliklerini sağlamak, korumak, geliştirmek, oluşturmak için savaş veren; etkili, yetkli birileri var mı acaba?...
Ne yazık ki bu şirin kent, bu gidişle önyargılar eşliğinde; olumsuz özellikleriyle anılacak. Onca tarihsel kalıtı topraklarında barındırması; kültürel değerleriyle anılması gerekirken... Oksijeni bol havası, sağlıklı yaşam alanı olarak kalması gerekirken...Her alanda ve anlamda kirlenen/kirletilen bir Didim; kimseye yarar sağlamaz, bunu çok iyi bilin kentin dinamiklerini, dinamitleyen, yok eden kişiler...Evet sizler; yalnızca yap-satçılar değil, turizm işletmecileri, ticaretle uğraşanlar...Ve bu işleri yaparken; elinde, belinde silahla güç gösterisine girişenler...Namınız hızla yayılıyor ve Didim'e gelen sıradan halkı ürkütüyorsunuz, tedirgin ediyorsunuz. Halk Altınkum'a gelmeğe çekiniyor. Bir gelen, bir daha adımımı atmam diyerek Didim'den ayrılıyor.
Kısaca özetlemek ve eleştirmek gerekirse...Didim öncelikle Doğu ve Güneydoğu kökenli mafia özentilerinin elinden geri alınmalıdır. Acımasızca süregiden yapılaşma son bulmalıdır. Yoksa çok ararlar esen Poyraz'ı...Ve özellikle de temizlik konusu; Belediye'nin denetimden uzak duruşu ya değişmeli ya da denetliyormuş gibi yapan kör bakışı bitmeli... Örneğin; Belediye'nin işletdiği Tavşan Burnu Kampı'nın bakımsızlığı, pisliği herkesin dilinde...Ve özellikle de Trafik Sorunu... Sanki Didim'de trafik kuralları yok, burada araç sürenlerin çoğunluğu TRAFİK CANAVARI...Ne yayaya saygı, ne de sürücülerin birbirine saygısı, yetmezmiş gibi "ya ölümlere neden olursam?" içerikli bir kaygısı yok...Oysa "sakin kentler" kapsamında değerlendirmek, geliştirmek varken Didim'i, böylesine katletmek...Ancak aptalların, düşüncesizlerin işi...Çok geç olmadan Didim değişmeli...Ve yerel yönetim seçimlerinde; kendine değil, Didim'e hizmet verecek bir Belediye Başkanı seçilmeli...Yoksa Didim; doğal güzellikleri, tarımsal özellikleri katledilmiş, ama sonunda terk edilmiş bir kent olarak kalır ülke haritasında...
Bunca olumsuzuğun, yakınmanın, eleştirinin arasında; 30 Ağustos Zafer Bayramımız'ı kutlamak, kutluyor olmak, bir tesellidir. Ulusumuzun; 26 Ağustos Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi'nin ardından gelen 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!...Ülkemiz, Ulusumuz Ulu Önder Kemal ATATÜRK'ün kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'nde barış,huzur ve güven içinde varlığını ve bağımsızlığını sürdürsün...Ulu Tanrı bu ülkeyi ve bu ulusu nice 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarına erdirsin!...