Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Bayramlar söner mi?

  • 17 Haziran 2018 Pazar


Bayramlar, millet olmayı başaran toplulukların ortak değerleridir. Bu ortaklığın demokratik olabilmesi için adil bir bölüşümün olması olmazsa olmaz koşullardandır. Gelir bölüşümü adil olmayınca algı farklılıkları ve anlam kaymaları kaçınılmazdır. Her bayram bir somut olgunun toplumca anlamlandırılmasıdır. Somut olgu tekrarlarla sürdürülürken ayıklanmalar olabileceği gibi, katkılarda alabilir. Toplumda somut olarak görülen bir olgu var; dini bayramlar inançlılar için, milli bayramlar bilinçli olarak inananlar için önemlidir. Böyle bir görüntü, toplumun ayrıştırıldığının da kanıtıdır.

Bayram teorik olarak bir güzellikler bileşkesidir. Paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma belirleyici niteliklerdir. En sevecen duygular, en hoş görülü yaklaşımlar, iyilikleri ve güzellikleri anımsamalar, en güzel giysiler, en güzel ve leziz yiyecekler ve bir yığın "enler" toplamı.
Bu enlere dahil edilecek bir "en" daha var, o da en geniş katılım. Bu geniş katılım, ön kabuller eşliğinde oluşmaktadır. Kurban bayramında genel olarak kurbanlıklar dışında kalanlar mutludur!En sevecen duygular, en belletilmiş algılar toplamı bayram ritüelini oluşturmaktadır. Algılama konumunda olanın sorgulamak gibi bir şansı yok. Zaten iletim ortamı hoşgörülü bir iklimin egemen olduğu bir ortamdır. Bu ortam genellikle aile ortamıdır.

Bayram, dayanışmadır; adilce paylaşmadır. Paylaşıldıkça çoğalan mutluluğun, toplumun kılcallarına dek yayılması halidir! Hoş görünün ve sevecenliğin, soluksuz kuşatımıdır gök kuşağı formunda...Ancak bütün bunların olabilmesi için; tüm varlıkların var olma güvencesi temel alınmalıdır!.. Hava, su veya toprak olmayabiliriz ama, onların dönüşmüş hali olmadığımızı da söyleyemeyiz. Hal böyle olunca, varlığımız var olanlarla birlikte anlam kazanır. Bayram ise; tüm var olanların var olma güvencesi ile yaşama geçirilebilir ki; bu var olma bilinciyle ilişkilidir. Her şeye karşın, mutluluk var olma bilincine sahip olanların hakkıdır; mutluluk, yaşamdaki istendik uyumluluklar bileşenidir.

Halkların ve ulusların harcı olan bayramların sağladığı yararlar göz ardı edilemez. Dini bayramlar için mantıksal irdeleme yapmak hiç anlamlı gözükmemektedir. Bu savı açımlamak için; inançla, inanmak arasındaki ayrıma dikkat etmek gerek. İnançta irdelenmeyen ve sorgulanmayan bir ön kabul var. Üstelik bunun çok bilinen olması da gerekmez. Genellikle insanlar en çok, en az bildiklerine inanırlar(!)İnanmak ise, kanıtlar ve tanıklıklarla oluşturulan şeydir. Milli bayramlarda, toplum için önemli sayılan olaylar belirleyicidir.

Bayramlar sürekliliğin güvencesi olarak var olmaya ve değişimlere direnmeğe devam ederken en büyük desteği toplumun mağdurlarından alır. Başka bir biçimde ifade edersek; maddi varlıkları olmayanların sahip oldukları şey manevi varlıklardır. Bayram olgusunun başlangıcı somut bir olaya dayanır. Bu somut olayın tekrarı soyuttur. Soyut olan manevi olandır. Toplumsal bölüşümde egemenler maddi varlıkların, emekçiler ise, manevi değerlerin sahipleridir. Gerçek yaşamda ödünler maddi varlıklardan verilir. Çünkü manevi varlıklara sahip olanların ondan ödün vermek gibi bir hak ve yetkileri yoktur. Bunun için maddi varlıklardaki ödün esnekliği daha yüksektir. Manevi varlıklarda ise; ya hiç yok, ya da çok düşüktür.

Toplumda istenmedik biçimde ayrışmalar yaşanır ise, bayram algısında sönmeler kaçınılmazdır. Çünkü toplum olmanın temelinde ortak duygu ve düşünceler belirleyicidir.

Tüm okurlarımın bayramını kutlar, mutlu bir gelecek ve güze birliktelikler dilerim!