Selma Erdal

Tüm Yazıları


Bayramlar, Şekerli Bayramlar

  • 20 Mayıs 2020 Çarşamba



Uluslararası Covid 19 salgını gerekçesiyle; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın ardından, 19 Mayıs ATATÜRK'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı'nı da Şanlı Türk Bayrağımız'ın gölgesinde, coşkuyla İstiklal Marşımız'ı söyleyerek kutladık. Ne de olsa dünya genelinde Ölüm Meleği insanların peşine düştüğünden, sağ ve sağlıklı soluklu alabildiğimiz için kendimizi bir kez daha balkon kutlamalarıyla avuttuk.Oysa coşkulu balkon konuşmaları yapanlar, ülke yönetimine egemen olduğundan beri; bayram kutlamaları nasıl da değişti, "nerede o eski bayramlar?" der olduk bilindiği gibi...
Bayramlar...Ulusal ve Dinsel içerikli bayramlar...Geçmişte ulusal bayramlar coşkuyla kutlanırdı; son yıllarda ulusal bayramlarda egemenler hasta, yurtseverler yasta... İyi de ya dinsel bayramlar ?... Bu dünyadaki yaşam adresimiz ülkemiz, özgürlük, bağımsızlık savaşıyla kazanılmış topraklarımız ki onlara ilişkin değerlerimiz önemini yitirmekte giderek... Ve sanki yalnızca önemli olan dinsel değerler, kavramlar, bayramlar... Ve bayramlarda sokaklar...Didimli olmadan önce, İstanbul sokaklarından tanık olduğumuz bayramların izleri hiç silinmiyor, sürekli belleğimizde...
Bayramlaşma, “gerçekteyse bayram ganimeti toplama” amacıyla sokaklara salınmış kızlar; yaşları 9 ile 12 arası…Her birinin başında saçlarını sıkıca kapatan örtüler, etekleri yerleri süpüren entariler ki önleri işli, Uzakdoğu üretimi, ama Arabistan styling… Ellerinde; topladıkları şeker ve paraları koymak için kadife keseler, onlar da işlemeli…Sanki Arap kızlarının işgali altında İstanbul…
Erkekler de onlardan geri kalmamış, onlar da Araplaşmış; giysileriyle, davranışlarıyla…Onlar da uzun beyaz sünnet entarili ya da sarıklı, şalvarlı, cüppeli… Sanki bir zamanlar Yavuz Sultan Mısır’a kadar gitmemiş de, Arabistanlı Emeviler, Mısırlı Fellahlar İstanbul’u işgal etmişler, egemenliklerini, üstünlüklerini, çöl kültürlerini dayatmaktalar Türk’e…Kuşkusuz satın da almaktalar dağı, taşı, tarihi köşkü, Boğaz’daki yalıyı…Bir zamanlar cariye, halayık, harem ağası olan Arap soyu; Türk’ü ezmekte, yenmekte petro-dolarıyla ve tüm yobazlığı, miskinliği ve bağnazlığıyla…
Onların peşinden giden kimi kurnazlar, kimliksizler, kimliğini yitirenler; neredeyse Arap olan ne varsa ona tapınmaktalar, secde etmekteler huşu içinde…Neyse ki bu yılın Şeker Bayramı günlerinde, yaşanamayacak böyle görüntüler ne İstanbul sokaklarında, ne de ülkemizin hiç bir kentinde ve de köyünde... Elbette ki Covid 19 nedeniyle...Nasıl ki ulusal bayramlarımızda buruk kutlamalarımızı evlerimizde, balkonlarımızda gerçekleştirdiysek, işte Arap özentileri de Covid 19 nedeniyle isteseler de, istemeseler de oturacaklar bizler gibi evlerinde... Gerçi...Önemli ve öncelikli olan sağ olmak, sağlıklı kalmak; ulusalcı için de, Arapçı için de... Önemli olan şu salgından, şu ölümcül yangından en az hasarla kurtulmak... Sonrasında; özde ya da sözde demokratik koşulların olduğu bir ülkede, her Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı kimliğine, kişiliğine, saygınlığına hangi yaşam biçimini yakıştırıyorsa, layık görüyorsa yaşar gider öyle... Ama kimse, kimseye baskı yapmadan, zorlamadan, bir diğerini horlamadan, aşağılamadan; Anadolu töresinden gelen hoşgörü eşliğinde...Nasılsa daha nice güzel günler yaşanır, ulusal bayramlar coşkuyla kutlanır, dinsel bayramlar sevgiyle, saygıyla yaşanır; ama önce sağlık, önce şu Covid 19 salgınından kurtulmak... Bugün umut vermek için yüreklerimize "her şey çok güzel olacak" diyen dillerimiz, biliniz ki gün gelecek "her şey çok güzel oldu işte yurttaşlarım, kardeşlerim" diyecek!...Bu durumda ne kalıyor geriye?... Bayram kutlaması elbette...Sağlık ve mutlulukla nice bayramlara ulaşılması dileklerimizle, kutlu olsun ŞEKER BAYRAMI herkese!...