Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Bayramlar

  • 10 Ağustos 2019 Cumartesi


Bayram duygu, düşünce, yaşam ve vatan ortaklığıdır. Yardımlaşmanın, paylaşımın ve dayanışmanın en yoğun olduğu; amaç, zam ve mekân ortaklığıdır. Kültür, bir yaşam biçimi, bayram ise, yaşamı renklendiren; uzlaşmanın, hoşgörünün yaşama dönüştürülmüş istenildik bir durumdur. Birlikteliklerin en güçlü bağlarından biridir.
Bayram, katılımların yoğunlaştığı bir paylaşımdır. Arınma, özgürleşme ve sorunları öteleme halidir. Bütün bu sayılanlar, birlik, beraberlik ve eşitlik koşullarında gerçekleşebilir. Bu gerçekleşmenin yaşanabilmesi için; hak, hukuk, adaletin olması ve titizlikle ayrımsız gözetilmesi gerekir. Hak, hukuk, adalet dendiğinde bir demokratik yönetimden söz edilmektedir. Demokratik yönetim; hukukun üstünlüğü, çağdaş bir anayasanın varlığını ve bağlayıcılığını benimseyip, amasız ve fakatsız uygulanması ile olanaklıdır. Bunun ön koşulu kuvvetler ayrılığının olmasıdır. Kuvvetler ayrılığı olmalı ama ayrımcılıklar olmamalıdır. Ayrımcılıklar, birliktelikleri dinamitler. Bu ayrımcılıklara; dokunulmaz, üstün, farklı gibi sıfatlar takılmamalıdır. Yaşamın her alanı, her kişi ve tüm katılımlı harcamalar ödünsüz olarak denetlenmelidir. Bayramlar ortak aklın baharıdır, bu nedenle birlik ve beraberlik gerektirir. İkinci sınıf sayılan kadınlar ve farklılığı ortaya çıkarılan kişi ve gruplarla nasıl bir bayram birlikteliği sürdürülebilir ki?
Bayramlarda sevinçler ve mutluluklar paylaşılıyor. Bu açıdan bayram paylaşmaktır. Paylaşmak ortak varlıkların(vatanın sunduğu tüm olanaklar) adil olarak paylaşılmasını gerektirir. Paylaşmada adalet, paylaştıranların uyması gereken ahlaki ve insani kuralları benimsemeleri ile olanaklıdır. Hak, hukuk, adalet, bayramın olmazsa olmaz belirleyenleridir. Yağmalama, el koyma, yandaşları kayırma birliktelikleri sakatlar. Bu gibi koşullarda bayramların alanı daralır. O kadar daralır ki, meydan yağmacılarla, yandaş yalakalara kalır(!)
Bayram, yok etme temelli yaklaşımlara tutsak olmamalı. Yok etme, yok edeni var kılmamalıdır. Bayram, var olanların birlikteliğini eşitlik temelinde savunmalı. Varlığımızı güvenceye alan yaşam döngüsünden hiçbir halka çıkarılmamalıdır. Güçlü olmak, güce katkı sunan tüm unsurları korumakla olanaklıdır.
Ülkenin içinde bulunduğu durum, gönül rahatlığı ile bayram kutlamalarını engelliyor. Milyonlarca işsizin hangi bayramı nasıl kutlayacağını düşünebiliyor musunuz? KazDağlarında nöbet tutan, Aydın’da direnen, Eskişehir’de ayağa kalkan, Artvin’de ve Karadeniz’de tedirgin bekleyen, Muğla’da diken üstünde duran kitlelerle hangi birlikteliğin bayramı kutlanabilir ki?
Eskiden ülkenin varlıklarını, dıştan ve içten gelebilecek tehlikelere karşı devlet korurdu. Şimdi ülkesine karşı sorumluluklarının bilincinde olan yurtsever vatandaşlar, ülke varlıklarını devlete rağmen korumanın gerekliliğini duyuyorlar.
Her şeye karşın çözülmesi gereken sorunlar içinde, gerçek bayramların kutlanması olanaklarının yaratılması gereği de duyarlı ve yurtsever vatandaşların önünde bir görev olarak durmaktadır.
Mavi Didim yazı ailesinin, tüm okurlarımızın ve Didim halkının bayramını kutluyorum