Ünsal Yalçınkaya

Tüm Yazıları


BARİ BU GÜN HATIRLAYALIM…

  • 17 Ağustos 2020 Pazartesi


Bu gün günlerden 17 Ağustos 1999, bundan tam 21 yıl öncesini gece saat 01,03 de tam 45 sn.de yaşananları kimsenin hatırlamasını istemem,bencil değilim,
Tanrım bizi kötü olaylarla sınamasın,
Türk Milletini yılların ihmali yüzünden Deprem kuşağında yaşayanlar olarak Depremle yaşamayı öğretmediler,hep korkutarak yaşattılar,
Yok tanrı dünyayı “Sarı Öküzün Boynuzunda” taşıdığı için öküz sineklendiğinde dünya sallanırmış diyerek yaşamaya öğrettiler,
Depremlerin bir doğa olayı olduğu,
Anadolu yarımadası da bu tektonik olaylar zinciri içinde var olmuş,
Bilmem kaçıncı JEOLOJİK dönemlerde oluşmuş,
Güneyinde AKDENİZİN altından Afrika karasının sıkıştırması,
Güneydoğusunda da Arap plakasının günde bilmem kaç cm kuzeye doğru kaymasından kaynaklı sıkıştırma ile Tektonik hareketlenme ve kırılmalar ile Anadolu yarımadasında Bilmem hangi fay hattında enerji boşalması,hareketliliği,v.s. gibi depremler meydana gelebilmektedir,
Bizlerde yani Anadolu yarımadası üzerinde yaşayanlar da bunun gibi doğa olaylarını her gün yaşamaktadır,
Bunun adına da DEPREM denilmektedir.
“Deprem Öldürmez,Bina öldürür” sözü son derece doğru ve önemli bir sözdür.
JAPONYA tektonik doğa olayları sonucu oluşmuş bir ada devleti,her gün sallanmakta ve Depremlerin en korkunçları ile yaşamaktadırlar. Ancak burunları bile kanamadan.
Adamlar Depremle yaşamayı öğrenmişler,Depremin değil,binaların öldürdüğü gerçeğinde yaşayarak en teknik binalar yapmışlar ve isterse 8 şiddetinde deprem olsun etkilenmiyorlar bile,
Neden
Depremle yaşamayı öğrendikleri için yaşamlarını buna göre kurdukları için,
Anadolu yarımadası da tıpkı Japon adaları gibi Jeolojik dönemlerde oluşan Tektonik yapılanma ile oluşmuş bir deprem bölgesidir,biz de bu Anadolu topraklarında Depremle yaşamayı öğrenmek zorundayız.
Nasıl öğreneceğiz,
Azıcık da olsa Deprem bilgisi verilen Orta öğretimde “Liselerdeki” Jeoloji dersleri kaldıralı yıllar oldu,
Bizler deprem gerçeğini o derslerde öğrenmiştik, en azından bilgi sahibi olmuştuk,ya şimdiki nesil !
5,4,…5,6,…5,8 şiddetinde bir depremle yerle bir olan şehirlerimiz ve yüzlerce can kayıplarımız,
Sebep,
Öldüren binalarda yaşamamız.
Tanrım korusun Japonya’da olan depremlerin bir tanesi bile Anadolu’muzda olsa yandık vallahi hem de tam yandık.
İşte bu şiddetli depremlerden birisi de 7,4 şiddetindeki 17 Ağustos Marmara depreminde yaşadıklarımız,
Tanrım bir daha yaşatmasın diyerek bu güne kadar geçiştirdik,
Ne önlem aldık,
Koskocaman bir hiç, Deprem yaralarımızı sarmak için bir defaya mahsus getirilen vergi kalıcı hale getirilip birde Deprem sigortası geçim kaynağı haline dönüştürülmüş,Depreme hiçbir katkısı olmamıştır.
Jeoloji bilimi ve bilim insanlarımız gün geçmiyor ki bizleri uyarmasınlar,
Büyük İSTANBUL depremine zaman kalmadı diye her gün haykırmaktalar,
Nasıl bir önlem alıyoruz, siyasi söylemlerden başka,topu taca atmaktan öteye,
Ne önlemimiz var,
Koskocaman bir hiç…
Deprem toplanma merkezleri diye ayrılan yerlerimiz bile imar rantı uğruna yapılaşmaya ranta kurban verdik, gerçek bu.
Bu suç vatandaşın mı,
Elbet vatandaşın,
Çünkü,
Yaşamını yön veren seçtiği siyasi iktidarlardan hesap sormama alışkanlığından dolayı koltuğu kapan hesap sorulacak merci değil,hesap sonran merci durumuna gelmiştir,
Bilimin uyarılarına ciddiye alarak dikkat kesilen var mı,
Bakın bir inat ve rant uğruna KANAL İSTANBUL projesine,
Deprem bilimine kafa atma tamda buna denir bence.
Seçiciler seçtiklerinin takibini yapıyorlar mı hayır,
Peki nasıl olacak bu işler,
Gerçek ve çok acı olanı söyleyelim,
Bu kafa yapısı ile daha çok 17 Ağustoslar yaşamaya mahkumuz.