Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Banka hisseleri

  • 14 Ekim 2018 Pazar


İnsanlar devletler kurulmadan öncede birlikte yaşıyorlardı. Özel mülkiyetin ortaya çıkışından sonra insanlar daha çok güvenceye gereksinim duymuşlardır. Güvencelerin önde geleni yaşam hakkı iken, mülkiyet hakkı bunun önüne geçmiştir. Varlıkların korunması, varsıllaşanların öncelikli sorunu olunca devletlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur.
Mülkiyetin korunmasının yanı sıra can güvenliği, inanç ve ifade özgürlükleri de devletin oluşumunu etkileyen etkenlerdendir. Yaşamsal önceliği olan barınma, korunma ve varlık sürdürme öncelikleri yerini varlıkların korunmasına bırakmıştır.
Mülkiyetin korunması, devletlerin en güçlü organizasyonu olan orduların kurulmasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Daha sonra mülkiyetin korunması kutsal bir algıya dönüştürülmüştür. Mülkiyet, kapitalist devletlerin kutsalıdır ki; dokunanı yakarlar(!) Kapitalist sistemin tüm kurumları(İnanç kurumları, okullar ve aile) mülkiyetin korunmasını tartışmasız olarak kabul ederler.
Genellikle birikimlerin temelinde el konmuş değerlerin olduğu ileri sürülür. Buna karşın, Atatürk’ün birikimlerinin kaynağı bilinir. Atatürk bu birikimlerini Türk Halkına yararlı olacak şekilde değerlendirmiştir. İş Bankası hisseleri de aynı kapsamdadır.
Hiçbir kapitalist devlet hukuk içinde kalarak kişilerin mirası ile oynayamaz. Bunu yapabilmek için evrensel geçerlilikleri görmezden gelip, hukuk dışına çıkmak gerekir. 12 Eylül böyle bir süreçtir ve Atatürk’ün mirasını yok sayarak hazineye devretmeye kalkışınca, AYM bu kararı iptal etmiştir. İptal sonrası hisseler tekrar CHP’nin kontrolüne bırakılmıştır.
Şimdi bu konuda hukuka aykırı girişimlerin olacağı yolunda açıklamalar var. Asında bu konu ülkenin bugününü ve geleceğini etkileyecek bir öneme sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayanları çok yakından ilgilendirmektedir. Öncelikle örgütlü kesimler ve siyasi partiler gerekenleri yapmakla ve duyarlı insanlarda bu konuda gerek duyulan katkıları sunmakla yükümlüdürler.
Konu ile ilgili olarak Muharrem İnce’nin açıklamalarını okurlarımla paylaşmak istiyorum:

“Yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. Maddesi'ne göre, “herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”.
Ayrıca, Türkiye tarafından 1950 yılında imzalanan ve 70 yıla yakın bir süredir iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre, “her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı” vardır.
Yine, Anayasa'nın 134. Maddesine göre, bu maddeyle kurulan “Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen mali menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir”.
Bu hükümler ve miras hukukumuzun ilkeleri dikkate alındığında, İş Bankası hisseleri üzerinde başlatılan tartışmaların, aslında hukukla garanti altına alınmış temel haklarımıza karşı başlatılan bir saldırı olduğunu görüyoruz.
Böyle bir eylem, öncelikle Türk Hukuk sistemi için bağlayıcı hükümleri içeren Anayasa'ya ve altında imzamız olan bir uluslararası sözleşmeye aykırıdır.
İş Bankası hisseleri konusunda yeniden başlatılan tartışmanın asıl amacının gündemi değiştirmek olduğu açıktır. Ekonomi ve dış politikada yaşanan çöküşün sonuçlarının gözlerden kaçırma gayreti içindeler.
Toplumda biriken öfkenin, asıl hedefinden saptırılıp, farklı hedeflere yönlendirilmesi yöntemi bir kere daha devreye sokulmak istenmektedir.”
Özellikle, özgür mülkiyet edinme ortamında üreten ve kazanan kesimin, böyle bir ihlal karşısında susması demek, açılan bu yoldan yarın karşılarına çıkacak olumsuzlukları kabul etmesi demektir.”