Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Balon Egolular...

  • 21 Mayıs 2018 Pazartesi


İnanmak, yaşamın olmazsa olmazıdır; çünkü inanmak ve güvenmek yaşama tutunmaktır. Bunun ayırdında olan çıkarcılar(egemenler),yaşamın istedikleri gibi akmasını sağlamak için öteki masum insanlara(emeği ile geçinen çoğunluk) tuzaklar kurarlar. Kurdukları bu tuzakların sadık bekçilerini de o kitleden seçerler. Bu nedenle efendisine yaklaşan köleler kendilerinden uzaklaşırlar. 1969 Kanlı Pazarı’nın piyonları böyle bir yabancılaşmanın ürünüdür! Devrimciler gizli işgalci ABD’lilere karşı ülkelerinin bağımsızlığını ve onurunu savunurken; milliyetçilerle kol kola giren dinciler, devrimcilere saldırmışlardır. Bu saldırı nedeniyle iki kişi yaşamını yitirmiş ve yüzlerce kişi yaralanmıştır.
“Milliyetçilik evrimleşebilirse; yani gelişmiş ülkelerde olduğu gibi belirli evrelerden geçerse yurtseverliğe ulaşır. Yurtseverlik yurdunu din, dil, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm varlıklarıyla birlikte(hava, su, doğa ve öteki canlılar) sevmektir. Oysa milliyetçiler “enler” tutsağıdır. En büyük, en kahraman, en üstün, en güçlü, en güvenilir…“enler” toplamıdır. Milliyetçi söylediğine inanır, inanç taraftarları da inandıklarını söylerler. İnanmak gereklidir ama yeterli değildir. İnanmanın tabanında bilimsel bulgu ve kanıtların olması gerekir. Ne inanılanlar ne de söylenenler yaşamla test edilmiş olan değildir. Yani soyut kavramlardır. Milliyetçilikteki değişmez kavramlar inancında temelini oluşturur. Dinin geleceği olmadığı için geçmişi geleceğe taşır. Milliyetçilik de geçmişe özlemi şişkin olan bir balondur. Her iki ideolojinin de güncelle çelişmesi bundandır.”(F.E)
“İnanç ve etnik temelli uzlaşmazlıklar hedefi şaşırtılmış kavgalardır. Azınlığın(egemenler) çıkarı, çoğunluğun sırtından güvenceye alınır. Böylece gerçek hedef gizlenir. Egemenin ne dinci, ne de milliyetçi olmaya ihtiyacı yoktur buna karşın; dincilerin ve milliyetçilerin varlığı varlıklarının temel güvencesidir. Sıradan (normal) milliyetçinin ve iyi niyetli dincinin art niyetli olduğu söylenemez ama, onları yönlendirenler sadece çıkarlarının gereğini yapmaktadırlar.”(F.E)
Milliyetçilik:“Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm.”
Milliyetçilerin ülkenin varlıklarına sahip çıkmaları gerekir. Maddi varlıklar, manevi varlıklar ve ülkeye ait değerler(sanat eserleri ve onları üretenler). Özelleştirme adı altında yeraltı ve yer üstü kaynaklarımızla ülke yararı temelinde üretim yapan işletmelerimiz satılırken ne milliyetçilerden ne de inançlı kesimlerden hiç ses çıkmamıştır:
“16 yılda 101 kuruluşta bulunan kamu payları ile 10 liman, 85 elektrik santrali, 40 işletme, 11 otel/sosyal tesis, 3 bin 631 taşınmaz, 37 maden sahası, 3 gemi, 6 bin 808 kalem makine-teçhizat, 155 adet isim hakkı/marka ve araç muayene hizmetlerini, son olarak da şeker fabrikalarını özelleştiren iktidar, bir yandan da Hazine arazilerini satıyor. Son beş yılda 60 milyon metrekare büyüklüğündeki 25 bin taşınmaz satıldı.”(NURCAN GÖKDEMİR-BİRGÜN)
Eldeki varlıklar satılınca yerine daha iyileri yapılmamıştır. Değer üreten varlıklar elden çıkarılarak karşılığında alınan paralarla borçlar ödenmiş ve yol, köprü, hava alanı ve kent hasta haneleri yapılarak hazine güvenceli yeni borç yükü yaratılmıştır. Yapılan yollar ve köprüler zarar ettiği için zararlar bütçeden karşılanmaktadır. Zaten mega projeler bünyesinde büyük yağmaları barındırmaktadır. Halkın refahına katkı bir yana, sırtına yeni kamburlar eklemiştir. Sermaye yoğunlaşırken, halkın payına yoksullaşmak düşmüştür. Bu olumsuz gelişmelerde inananların ve milliyetçilerin katkıları yadsınamaz!
Bu koşullarda ülkenin duyarlı vatandaşları vatanlarına sahip çıkmak zorundadırlar. Vatanına sahip çıkmayı önceleyen, kendi haklarına sahip çıkmaktır. Bu nedenle her birey oy hakkını kendisinin ve ülkesinin geleceği için kullanmalıdır.