Selma Erdal

Tüm Yazıları


Bakalım Kendi İşimize

  • 28 Ekim 2020 Çarşamba



AkBaşkan'a genel olarak tüm Avrupa önyargılı, özellikle Fransa ve Hollanda; üstelik saldırgan da... Demediklerini bırakmıyorlar; hem onun "şahsı"na ve hem de İslam dinine saldırıyorlar.Tarih boyunca İslam dinini kabul ettiğinden beri, Türk Devletleri ki özellikle de Osmanlı "İslam'ın pişdarlığı"nı yapmaktadır. Bu arada pişdar; Osmanlıca biz söz olup, öncü anlamına gelmektedir.
Dolayısıyla Küreselleşme diye bir kavram dünya kamuoyuna sürüldüğünden beri, üstelik bu kavram bağlamında her insan "küresel düşünüp, yerel yaşa" söylemindeki gibi kendi kimliğini koruyup, karşı kimliklere saygı duyarak yaşamını sürdürecek gibi ilkelere yer verse de yine taşıdığı gizli ve insanlık için çok tehlikeli "ötekileştirme" gibi bir amaç taşımaktadır bilindiği gibi... İşte bu kuramları türeten, kendi çıkarları doğrultusunda biçimlendirip, tüm dünyaya dayatan Batılılar; ne yazık ki her türlü olay, oluşum ve olgu bağlamında "öteki "olarak değerlendirdikleri Doğulular'a saldırmaktalar. Özüne, sözüne, ekinine/kültürüne ve özellikle de dinine saldırmaktalar. Ama tüm Doğulular'ın dinine değil, yalnızca İslam dinine saldırmaktalar. Hintlinin, Çinlinin, Japonun dinine değil, yalnızca İslam dinine ve İslam peygamberine saldırmaktalar.
Doğaldır ki Covid 19 halkın canını, Dolar'ın yükselişi halkın ağzındaki lokmayı alırken; İslam'a saldıranlara karşı hiç suskun kalınır mı?... En öncelikli işimiz; Osmanlı'da olduğu gibi, bugün de İslam'ın pişdarlığını yapmak, İslam dinini küffara karşı korumaktadır. Çünkü Haçlı Seferleri Ortaçağ'dan beri sürüyor bilindiği gibi... Bu durumda Araplar'dan önce kendimizi ortaya atıp, İslam dinine yapılan saldırılara karşı durmak; halkın sağlığını korumaktan, halkın aradığı ekmeğini bulmaktan çok daha elzemdir. Yok öyle Yurtda Barış, Dünyada Barış diyerek susmak, öncelikli vazifemiz; İslam'a dil uzatanlara tüm nefretimizi kusmak... Bunu ben mi diyorum?... Haşa, ne haddime ?... Memleket mes'eleleri üzerine düşünce beyan etmek, vazife midir kendini bu ulusun yurtdaşı olduğunu sanan her hangi birisine?... Sakın ola ki siz güvenmeyiniz Anayasamız'ın 26. Maddesi'nde yer alan hükümlere !...
Bırakalım bunları da dönelim ülkeler arası kapışmalara, atışmalara... Akdeniz'deki haklarımızı korumaktan bile daha önemli olan; İslam dinine dil uzatanların ağzının payını vermek... Üstelik Fransız Macron İslam dinine saldırırken, Hollandalı aşırı sağcı Geert durduk yere faşist dedi AKBaşkan'a, e şimdi onun da ağzını cart diye yırtmak gerekmez mi?...
Be hey önyargılı Batılı ahmaklar !... O FAŞİST dediğiniz AKBaşkan; eğer gerçek faşist olsaydı, boykot buyrukları vermekle yetinmez, el koyardı tüm yatırımlarınıza... Ne de olsa bu ülkede en çok Hollandalılar'ın yatırımları var, bir de Fransızlar'ın... Ve onların bu yatırımları nedeniyle; en başta Bursa'nın bereketli yeşil ovası talan edilmiştir, suyu, havası, toprağı kirletilmiştir. Yalnızca Bursa mı?... Ülkemizin tüm topraklarında onların yatırımları vardır; bu yatırımlar nedeniyle onlar kar ederken, Türkün toprakları zarar görmüştür. Ama bir kaç çevre dostu yurtsever dışında, hiç kimse şu Franszlar'a ve Hollandalılar'a "ayar" vermemiştir, tek bir söz dememiştir. Amma ve lakin İslam dinine dil uzatmak ve hele, hele AKBaşkan'a "faşist" demek bardağı taşıran son damla olmuştur, bıçağı kemiğe dayamıştır.
Onların mallarını boykot etmek yetmez, yatırımlarına el koymak gerekir amma ve lakin onların itham edip, iftira attıkları gibi AKBaşkan "faşist" değil ki, onların yatırımlarını kamulaştırsın...
Lütfen haddinizi bilin !... İslam dinine ve ümmet-i müslümanın AKBaşkanı'na dil uzatmayın !...
Kuşkusuz biz ya da bendeniz bunları diyemeyiz, ne içeride, ne dışarıda; hiç bir konuda fikir beyan edemeyiz, her ne kadar Anayasamız 26. maddesinde ve de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde de bizlere bu hak tanınmış olsa da memleketin tek bir sözü, tek bir sesi vardır, o da AKBaşkan'ındır. Nasılsa o herkesin haddini bildirir, herkesin hakkından gelir, herkesi haklı götürür, haksız getirir, ay şey o öyle değildi, sulu dereye götürür, susuz getirir mi neydi ?...
Evet, evet; bizler bakalım kendi işimize... Çünkü Corona salgını sürüyor tüm dehşetiyle...
Gevşemek yok; Corona salgını en az 2 yıl daha başımıza bela ve çok büyük olasılıkla 10 yıl gibi bir süre daha peşimizde olacakmış ABD kaynaklarından alınan bilgilere göre...
Dolayısıyla biz bakalım kendi işimize !...
Ve herkes genel geçer kuralları öğrendiğine göre önlemlere devam, eğer kurallara uymuyorsa avam, yetkililer gereğini yapmalı, yoksa benim Corona'ya karşı tek başına verdiğim kavgam beni kurtarmaya yetmez!...
Burada "ben" özneli tüm sözleri, herkes kendisi için söylemeli... Bir başka deyişle yaşadığımız koşullar bağlamında her bir birey önce kendini düşünerek başlamalı Corona salgınıyla savaşa... Özenli ve önlemli tutum ve davranışlar daha az hasar verir bu ulusa..Çünkü her 29 Ekim geldiğinde her birimiz; beyni ve bedeniyle sapasağlam olup, sağlıklı kalıp, en büyük bayramımız Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak, Türk halkının kurtarıcısı ve Türk Devleti'nin kurucusu Kemal ATATÜRK'ün bize armağan ettiği bu ülkeyi sonsuza dek var etmek için yaşamalıyız.
Her türlü mikrop, bakteri, virüs ve de haşarat; varlığımıza saldıran her ne varsa onlara inat... Cumhuriyet Bayramımız'ı kutluyoruz coşkuyla, Ulu Önderimiz ATATÜRK, silah arkadaşları ve tüm Kurtuluş Savaşı gazileri ve şehidlerini saygı ve minnetle anarak Cumhuriyetimiz'in yeni yaşını kutluyoruz.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!...
Ve bu Devlet; sonsuza dek NE MUTLU TÜRKÜM diyerek kıvanç duyanların olsun!...