Selma Erdal

Tüm Yazıları


Babam Sağolsun

  • 06 Temmuz 2018 Cuma


24 Haziran 2018 seçim gününde yapılması gereken üniversite sınavları 30 Haziran ve 1 Temmuz günlerinde yapıldı. Sınava yetişebilme, yetişebilse soruları yapabilme, yapabilse, bir üniversiteye girebilme, girebilse, ekonomik koşullar nedeniyle üniversiteyi bitirebilme, bitirebilse iyi bir işe girebilme kaygıları içinde milyonlarca genç yurtdaşımız var.Onların sorunlarına çözüm bulabilmek için elde nelerimiz var?...Ülkede üretim durmuş, Bursa'daki araba fabrikaları bile henüz bir kaç gün öncesinde üretime ara verdiklerini açıkladılar. Onlar bile üretime ara verdiyse; vay halimize?...Özel sektörde işsizlik sorunu çığ gibi büyümekde...İflas edenler, iflasa sürüklenmemek için iş yerlerini kapatanlar, artan maliyetler nedeniyle işlerini küçültüp, daraltanlar, dolayısıyla çalışan sayısını azaltanlar...Kamu sektörü derseniz; Devlet, yıllardır memur sayısını azaltma çabasında...Bununla birlikte kadro bekleyen, atanamayan öğretmenler... Yalnızca asker-polis-uzman çavuş kadrolarına alım var...Buna karşın da durmaksızın toprağa düşen şehidlerimiz var...Elbette ki bir türlü kurtulamadığımız terör belası yüzünden...Buna karşın;eğlence dünyasında her şey yolunda...O dünyada varlığını sürdürenlere göre; ülke güllük gülistanlık... Ülke ortalamasına göre; kazançları,yaşam koşulları, harcamaları pek çok insanı kıskandıran, pek çok genci de başdan çıkaran nitelikde...Onların durumunu gördükçe; gençlerin ideali, ülküsü, amacı doktor-mühendis-hakim-savcı-öğretmen olup da ülkeye hizmet vermek değil...Şarkıcı, manken,sinema ve dizi oyuncusu olup parayı götürmek...Bu ünvanlar için de okullu, mektepli olmak yerine, yarışmalara katılıp kısa yoldan ün sağlama peşinde herkes...Çünkü ola ki sırtını dayacağın sağlam bir yakının, sana "hamili kart ya da hamili tarikat yakinimdir" etiketi verecek bir dostun yoksa, işin zor.Olmayınca da kurnaz olacaksın, fırsatçı olacaksın, yalaka olacaksın, yancı olacaksın eğer ki bir baltaya sap, çarşı-pazarda hesap ödeyebilmek istiyorsan...Yok bunları beceremiyorsan;bu durumdan da hiç yakınmayacaksın...Ola ki bu durumdan yakınan birisi çıkarsa; derler ki adama:
Dünden bugüne değin ; siyasal ortamdan,asker ocağından, üniversiteye ya da kültür sanat dünyasına kadar her alanda ayrıcalıklılarla, böylesi torpillilerle hiç karşılaşmadın mı?...
Örneğin bakarsak düne; CHP Milletvekili Suphi BAYKAM’ın oğlu Bedri (ressam, yazar, aydın; bilumum ünvanların sahibi ) İNÖNÜ döneminde; “üstün zekalı çocuklar” kadrosundan gönderilmedi mi yurt dışında eğitime ?...
Ve 1980 darbesinin BEŞİBİRYERDE’sinden Muhsin’in oğlu Enis BATUR; hiç zorlandı mı yazılarını, kitaplarını kamusal alana yayarken?...
Tiyatrocu, sinemacı ya da şarkıcı ünlülerin çocukları; boy göstermedi mi gösteri sanatları alanında ya da palyaço/şarkıcı Neco’nun kızı Ayşe gibi yazar olarak karşımızda ?...
Ve bu ne şans, bu ne fırsat, bu ne ayrıcalık sözlerine karşın sığınılmadı mı “Armut dalından uzağa düşmez” ya da “Kuş yuvada gördüğünü işler” içerikli atasözlerine ?...
Askerlikde “bedelli” uygulamaları çıkmadan çok öncesinde; en sıradan bir albayın oğlu; hiç süründü mü yurdun her hani bir ücra köşesinde ?...Ve de en son yaşanan savaş; Kıbrıs Barış Harekatı’nda ya da yıllardır süregelen PKK terör saldırılarında şehid düştüğüne ilişkin bir duyum geldi mi hiç kulaklarınıza ?...
Üniversitede…Akademik kariyer hevesiyle çarparken yürekleriniz; kadrolara alınabildiniz mi bilmem kim profesörün kızı ya da oğlu öncelikliyken ?...
Kamu kurumlarında allame-i cihan olsanız da; atanabildiniz mi daha üst görevlere aşiretlerin, ağaların çocukları varken ?...
Verdiğim bu örneklerin her biri AKP öncesi dönemden; hangi partiden, hangi görüşden oldukları hiç fark etmez…
Bizim belleklerimizde hala taptaze dururken CHP-DP-ANAP ya da asker egemenlerin geçmişleri, marifetlerinin izleri ve arpalıkları nasıl da aralarında üleştiklerinin kanıtları ve henüz silinmemişken anılarımızdan…
Günümüzde varolan egemenler eliyle, onların çocukları da elbette ki ayrıcalıklı olacakdır, onların sultaları sürdükçe…Ne demiş atalarımız?...Bal tutan parmağını yalar...Geçmiş yıllarda tıpkısının, aynısı bugünün egemenlerinin veledleri; dünün egemenlerinin veledlerinin yaşadığı gibi, edindiği ayrıcalıklar gibi… Onlar da bazı ayrıcalıklar elde edecekleridr. Elbette ki yaşamın her alanında en baba kadrolar, ayıcalıklar, olanaklar onların olacak; tıpkısının, aynısı geçmiş dönemlerdeki egemenlerin çocuklarının sahip olduğu gibi…
Her ne kadar Ulu Önder Kemal ATATÜRK’ün ideali, ülküsü, en değerli eseri olan CUMHURİYET (ve HALK PARTİSİ); OSMANLI’yı inkar ederek geçirse de iktidar ya da muhalefet sürecini, CUMHURİYET’in OSMANLI ile bağlantısını… Yine de OSMANLI’nın mirasını aldı; kurumlarıyla da, yozluklarıyla da…
Osmanlı'da da ayrıcalıklar babadan-oğula geçerdi...Cumhuiyet'de de geçiyor, geçmekde, geçecek de...
İşte bundan dolayı; yormayınız dilinizi, tüketmeyiniz nefesinizi...Hiç yakınmayınız çocuklarınızın yaşadığı olumsuz koşullardan...Egemenler varken...Elbette ki egemenlerin çocukları; BABAM SAĞOLSUN diyecekdir, ayrıcalıklar pastasında da en büyük dilimi yiyecekdir. Bu durumda;sen derdine yan, oyunu verirken,eğrisini-doğrusunu düşünmeyen sıradan insan...Bundan sonra zor bulacaksın sofranda patates, soğan...Sen bu kafayla gidersen...Selma ERDAL; Didim, 6 Temmuz 2018