Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Ayrımcılıklarımız

  • 28 Kasım 2018 Çarşamba


Ayrımcılık dendiği zaman ilk aklımıza gelenırk ayrımcılığı ile cins ayrımcılıklarıdır. Irk ayrımcılığı sömürü ayıbını örtmenin en ilkel yoludur. Bu kaba yöntem bir üstünlük varsayımından hareket eder. Her üstün, kendisinin korunmasıgerektiğini, çünkü ötekilere oranla daha gerekli olduğunu düşünür. Burada doğal olan farklılıktır. Doğala
aykırı olan ise; bazı farklılıkların ötekileştirilmesidir. Ayrımcılık eşitsizlik varsayımı temelinde geliştirilmektedir. Ayrımcı yaklaşım öncelikle eşitliği yadsır.
Benim vurgulayacağım iki tür ayrımcılık var. Tür ayrımcılığı bunlardan biri. Henüz yaygın olarak dillendirilmeyen ve toplumlarca yeterince farkına varılmayan bir ayrımcılık türüdür. Alan olarak küreyi kapsadığı düşünüldüğünde, yadsınmaması gerektiği de görülür.
Erk ayrımcılığı normal koşullarda görülmez veya ortaya çıktığında gereği yapılır. Bu nedenle erk ayrımcılığı yeterince gelişememiş toplumlarda öne çıkar. Güvenlik, öncelikli konular arasına girince, bunu güvendikleri kişilerle sağlamaya yönelirler. Bu yaklaşım kaba ve hukuk tanımayan bir ayrımcılıktır! Seçenekler azalınca, çözümler ilkelleşir!

TÜR AYRIMCILIĞI.
Tür ayrımcılığı, doğadaki varlıklar içinde insanlara öncelik tanıyan ayrımcılıktır! Oysa dünya sadece insanlara ait değildir. Küredeki yaşam öteki varlıklarla paylaşılmaktadır. Hayvanlar ve bitkiler yaşam zincirinin en önemli halkalarındandır. Bizimle birlikte var olan cansız varlıklar, yaşamınolmazsa olmazlarındandır. Hava, su ve toprak nasıl yadsınabilir ki? Zaten son belirlemede insan doğanın dönüşmüş biçimidir. Bilinç bir farklılık olarak değil; yüklemiş olduğu sorumluluk açısından ele alınmalıdır. Farklılıkların birlikteliği, demokrasilerin olmazsa olmazıdır!
ERK AYRIMCILIĞI.
Erk ayrımcılığı farklı biçimlerde adlandırılabilir. Yandaş kayırma denebilir. Yandaşların erk ile olan yakınlıklarından yararlanmaları denebilir. Partizanlık denebilir. Ama partizanlık da sonuçta kamu kaynaklarını ve yetkilerini kendi çıkarı doğrultusunda kullanmaktır. Kendisine yetki verilenler ve başkaları adına iş yapanlar, sıradanlardan daha çok sorumlu olmalıdırlar! Kendisine verilen yetkiyi çıkarı için kullanmak farklılıkları artırır. Her ne ad verilirse verilsin; her koşulda gasp ve çirkin bir çıkar söz konusudur!Art niyetle erk kullanan kişi topluma karşısuç işlemiş olur. Bu noktada erk ayrımcılığını şöyle tanımlayabiliriz: Erk, yasal kılıfa büründürülerek kurumsal güvencelere kavuşturulan zorbalıklar ve adaletsizlikler bütünüdür. Bunu farklı bir biçimde şöyle ifade edebiliriz: Erk, farklı yol ve yöntemlerle ele geçirildikten sonra, sürekliliğe dönüştürülen haksızlıklar bütünüdür. Çünkü erk, en masum olduğu anda bile farklılığını önde tutan bir buyurganlıktır!.. Her eşitsizlik bir iktidara kaynaklık eder. Her iktidar varlığını sürdürmek için farklı oranlarda ve farklı biçimlerde şiddet kullanır. Her şiddet aynı zamanda korkuların da kaynağıdır. Korku farklı şeylere dönüşme potansiyeli olan bir algı biçimidir! Şiddet ile terör arasındaki en belirgin fark; şiddet tekil bireyleri hedef alırken, terör bireyler üzerinden kitleleri hedef alır!
Söndü renkler, döküldü yapraklar,
Ve güneşler erken battı.
Oysa yaşamak direnmekti,
Ama, önce direnenler gittiler!