Selma Erdal

Tüm Yazıları


Ateşböcekleri

  • 10 Mayıs 2018 Perşembe


Onlar yaz geceleri, yıldızlarla birlikte yanıp, sönerler…Işıltıları gizemli bir güzellik verir doğaya… Çingeneler gibi ya da sırtında evi kaplumbağa örneği karavanımızla Gemlik Körfezi'ndeki Kapaklı Koyu’nda yıldızların altında haylaz, haylaz yaz aylarını geçirirken, göğe uzak, denize yakın bir boyuttan ateşböceği benzeri parlaklıkların izdüşümü düşerdi gözlerimize her gece…Önceleri gökyüzünden, yıldızların suya yansıması sandık…Ertesi gece de denizin üzerinde, aynı bölgede vurdukça yansımalar belki de sandalda kaçamak yapan iki sevgilinin buluşmuş olabileceği düşüncesine kapıldık…Ateşböcekleri gibi yanıp, sönen bu ışıklar ne olabilir diye de çokça meraklandık...Ki 1 Eylül’e değin, avlanma yasağı olduğu için, usumuza bile getirmedik, hırsızların geleceğimizi çalabileceğini, daha açık bir deyişle yanıp, sönen ışıklarla kaçak avlanmaya çıkmış balıkçıların denizde olabileceğini…Sorularla dolu benliğimiz ve uykuya yenik düşen bedenimiz sabahın erkeninde, Güneş’in aydınlığıyla buluşunca sorular dilimizden çözülüverdiler ardı ardına…-Neydi geceler boyunca yanıp, sönen bu ışıklar, denizin orta yerinde?...Serinde olsak da çamların gölgesinde, aldığımız yanıtlarla yandık, kavrulduk, öfkeyle savrulduk dinlence dinginliğimizden ve bir zerrecik bile kalmadı hoşgörü enginliğimizden…Çünkü o ışıklar; balıkların yumurtlama dönemlerine aldırmaksızın, fenerlerini yakarak balıkları ağlarına düşüren kaçakçıların teknelerinden geliyordu gözlerimize…Ara,sıra ışıkların kararmasının gerekçesi de; Sahil Güvenlik Botları’nın denetime çıktıklarının duyumunu almalarıydı erketelerinden, gözcülerinden…Kaçak avlanan bu hırsız balıkçılar, bir adam tutmuşlardı, onlara gözcülük yapsın diye, ücretli, paralı… İşte bu erkete konuşlanmıştı Mudanya’da Sahil Güvenlik Üssü’nün yanında… Botlar açıldı mı denize, son teknoloji hırsızların emrinde; çalışıyordu telsiz, telefon kanalı… Alınca hırsızlar uyarıyı, ardından söndürüyorlardı feneri…Ve karanlıkta pusuya yatıyorlardı; Sahil Güvenlik Botları üssüne dönene değin, sonrasında yine sürüyordu bu hırsızlama illeti…Olsa da uslar, akıllar, ortak çıkarlar; sürdürülebilirlik üzerine…Yasalar “yassah hemşehrim” diye yazsa da dirinin duvarına, ölünün mezarına…Ne yazık ki bu aymazlar, bu hırsızlıktan caymazlar; geleceğimize, ulusal varsıllığımıza el uzatmaktan, Gemlik Körfezi’nde kaçak avlanmaktan geri dönmüyorlardı ateşböcekleri gibi yanıp, sönen fenerleriyle…Körfezde yaşayan balıkların türleri tükenmiş, soyları silinmiş Dünya’dan, doğadan…Kime dert, kime gam?...Dinlemez bu acımasız doğa hırsızları; siz umutsuzca deseniz de “yeter gayrı, el-aman”…2015 yılına değin yaşadığımız Bursa'nın kıyılarında durumlar böyleydi her yaz ne yazık ki...Acaba diyorum, acaba Didim'de durumlar nedir?... İnsan kaçakçılarını yakalayan Sahil Güvenlik ; kaçak avlanan balıkçıların da peşine düşer mi buralarda da?...Av yasağına uyum ya da uyumsuzluk var mıdır Didim kıyılarında da?...Yoksa doğal, organik balıkların türü ve de tümü yok edilip de, halk mecbur mu bırakılacak yakın gelecekte çiftlik balıklarına?...Bunları soran, soruşturan, sorgulayan,Doğa'nın, insanın sağlığını ve balıkların varlığının sürdürülebilirliğini düşünenler var mıdır ki Ege Denizi'nin kıyılarında saltanatını sürdüren şu güzel Didim'de?...Birazcık kaygılandım, birazcık endişelendim; geleceğimizi düşündükçe... Sormakdan alıkoyamadım kendimi acaba Didim'de durum nedir diye...Yapılaşma uğruna talan edilen zeytin bağları için kaygılandığım yetmezmişçesine...Bir de soyu tükenme riski altındaki balıklar için de kaygılandım...Çaresizce...Of, of; bu ülkede hep kaygılanmak mı olacak yazgımızda, kaderimizde?...