Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Asgari Ücret

  • 01 Aralık 2019 Pazar


Hazindir değil mi, Türkiye yine asgari ücreti konuşuyor; ülkenin tüm yükünü sırtlamış olan emekçi sınıfına “insanca yaşaması, emeğinin karşılığı için en fazla ne verebilirim”i değil, “hayatını sürüye sürüye sürdürmeğe yetecek en düşük ücret”i tartışıyor.
Yüz kızartacak bir yan var, yanısıra; adına “asgari ücret” diyorlar da algı yaratmak içindir. Gerçekte “asgari ücret” dedikleri “resmi ücret”tir; “asgari çalışanlar” değil, “çalışanların ekseriyeti” dir, söz konusu olan. Bir Türkiye manzarasıdır, gözler önünde; çalışanların çoğunluğu yoksulluğa/sefalete itilmiştir. Örneğin, meslek işi bulamayıp da “ne iş olursa yaparım” kategorisinde olanların ve çoğunluğunu yüksek okul mezunlarının aldıkları ücrettir, “asgari” dedikleri.
Asgari ücret pazarlığında siyasi iktidarın tutumunu es geçmek en doğrusu. Benzetmek gibi olmasın; Nasreddin Hoca fıkrasındaki gibi. “Hoca’nın eşeği” sözleriyle başlayan fıkrayı anımsayın, lütfen. Sözüm, pazarlığın tarafı olan işçi sendikalarınadır. Şimdiye kadar hep esip kükrediler, ancak karar aşamasında hükümetin yörüngesine girdiler. Bu kez bir araya geleceklermiş de ortak tutum takınacaklarmış. Sendikaların ağırlığı çoktan kuş tüyü ağırlığa dönüşmüş durumdadır; renkleri “sarı”dan “koyu sarı”ya çevrilmiştir. Biz bize benzeriz misali sendikalardaki demokrasi, siyasi partilerdeki demokrasinin tıpkısıdır; adı demokrasi.
Asgari ücretin miktarı ülkedeki gelir dağılımındaki adaletsizliğin çarpıcı göstergelerinden biridir. Bir tarafta “efsane Cuma”larda 10 bin TL’lik cep telefonları için birbirini ezen yüksek gelirliler, diğer taraftan bebek bezi için marketleri dolduranlar. Bir tarafta 2 bin TL asgari ücretin 3 bin olması özlemi içinde olan milyonlar, diğer tarafta bunun 10 katını Boğaz’da yemek masasına bırakan ayrıcalıklılar. Siyasetçi ne derse desin, sefalet içindeki asgari ücretlilere ne vaad ederse etsin bu adaletsiz gelir dağılımında ülkenin düzlüğe çıkmasının mümkünü yoktur.
Kapitalist sisteme bağımlı neo-liberal sistemin geldiği nokta çalışanların ölmeyecek kadar ücretle hayatlarını sürdürmeğe çalışmasıdır. Sömürü sistemi bunu öngörüyor, çünkü. Ve de sömürü çarkı çalışanlar içindir; “vergiyi tabana yayacağız” sözü tam da bunu anlatmaktadır. Sistem, emekçiden alıp patronlara aktarma üzerine kurulmuştur. Probaganda amaçlı kamuoyunu “teselli” babında demeçler verilecektir. Sendikacılar, muhalefet ucuz kahramanlığa soyunacaktır. Son noktayı çalıştıranlar koyacaktır; asgari ücret, yine “asgari”den öteye gidemeyecektir.